Geçmişte ileri yaş, yüksek ameliyat riski veya eşlik eden hastalıklar nedeniyle “müdahale edilemez” denilen birçok kalp kapak hastası, bugün kateter yoluyla gerçekleştirilen girişimsel yöntemlerle tedavi edilebiliyor. Aort kapağından mitral ve triküspit kapağa kadar uzanan ameliyatsız tedavi seçeneklerinin son yıllarda önemli ölçüde geliştiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, kalp kapak hastalıklarında doğru zamanlamanın en az doğru tedavi kadar önemli olduğuna dikkat çekti.
Kalpte
bulunan dört kapak, kan akışının doğru yönde devam etmesini sağlayan önemli
yapılardır. Bu kapaklarda zaman içerisinde darlık veya yetersizlik
gelişebiliyor. İleri düzeydeki kapak hastalıkları ise tedavi edilmediğinde
kalbin iş yükünü artırarak kalp yetmezliğine kadar ilerleyebiliyor.
Günümüzde
ise açık kalp cerrahisinin yanı sıra kasık damarından ilerletilen kateterlerle
gerçekleştirilen girişimsel kapak tedavileri, uygun hastalarda önemli bir
tedavi seçeneği haline geldi.
“10-15 Yıl
Önce Müdahale Edilemez Denilen Hastaları Bugün Tedavi Edebiliyoruz”
Ameliyatsız
kalp kapak tedavilerinde dünyada ve Türkiye’de önemli ilerlemeler yaşandığını
belirten Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, geçmişte tedavi seçeneği
oldukça sınırlı olan birçok hastaya bugün müdahale edilebildiğini söyledi.
Ateş,
“Yaklaşık 10-15 yıl önce, cerrahi müdahale için uygun olmadığı düşünülen ve
tedavisi ilaçlarla sınırlı kalan birçok kalp kapak hastasında, bugün kateter
yoluyla uygulanan girişimsel yöntemler uygun hastalarda önemli bir tedavi
seçeneği haline geldi” dedi.
Kateterle
kapak tedavilerinin ilk olarak aort kapağında yaygınlaştığını belirten Ateş,
“Ardından mitral kapak tedavileri gelişti. Son yıllarda ise triküspit kapak
hastalıklarına da kateter yoluyla müdahale edebiliyoruz. Türkiye’de de bu
tedaviler uzun zamandır uygulanıyor. Bugün hem ülkemizde hem dünyanın birçok
merkezinde ameliyatsız kapak tamirlerini ve kapak girişimlerini başarıyla
gerçekleştirebiliyoruz” ifadelerini kullandı.
Kapak Tamiri
Mi, Kapak Değişimi Mi?
Hastaların
en fazla merak ettiği konulardan birinin kapak tamiri ile kapak değişimi
arasındaki fark olduğunu belirten Doç. Dr. Ateş, iki yöntemin birbirinden
farklı olduğuna dikkat çekti.
Ateş,
“Cerrahi kapak değişiminde hastanın problemli kapağı çıkarılarak yerine mekanik
veya biyolojik protez kapak yerleştirilebilir. Aort kapak hastalarında ise
uygun hastalarda TAVI yöntemiyle kasıktan girerek mevcut kapağın içerisine yeni
bir kapak yerleştirebiliyoruz” dedi.
Kapak
tamirinde ise hastanın kendi kapağının korunduğunu vurgulayan Ateş, şöyle devam
etti:
“Tamir
yönteminde kendi kapağımızı çıkarmıyoruz. Özellikle mitral ve triküspit kapak
kaçaklarında kullandığımız klip yöntemiyle kasık damarından ilerleyerek kapağın
yaprakçıklarını adeta dikiş atar gibi birbirine yaklaştırıyor ve kaçağı
azaltıyoruz. Hastanın kendi dokusu ve kendi kapağı korunarak müdahale edildiği
için buna kapak tamiri diyoruz.”
Nefes
Darlığı Ve Çabuk Yorulmayı “Yaşlılıktandır” Diyerek Geçiştirmeyin
Kalp kapak
hastalıklarının bazı kişilerde uzun süre belirgin bir şikâyete yol açmadan
ilerleyebildiğine dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş,
hastaların zaman içerisinde azalan efor kapasitelerini fark etmeyebildiklerini
söyledi.
Ateş, “Kapak
hastalıklarında şikâyetler bazen çok yavaş ortaya çıkıyor. Hasta günlük
yaşamını farkında olmadan buna göre düzenlemeye başlıyor; daha az yürüyor,
merdiveni daha yavaş çıkıyor, eskiden rahatlıkla yaptığı işleri yapmaktan
kaçınıyor. Dolayısıyla efor kapasitesindeki azalmanın farkına varmayıp bunu
yaşa veya yorgunluğa bağlayabiliyor. Özellikle yürürken veya merdiven çıkarken
ortaya çıkan nefes darlığı, eskisine göre daha çabuk yorulma, efor
kapasitesinde belirgin azalma, çarpıntı, göğüste ağrı veya baskı hissi, baş
dönmesi, bayılma ile ayak ve bacaklarda şişlik gibi belirtiler dikkate
alınmalı” dedi.
Kalp
kapağında daha önce darlık veya kaçak saptanan kişilerin şikâyet ortaya
çıkmasını beklemeden düzenli takip edilmesinin önemini vurgulayan Ateş, “Kapak
hastalıklarında zamanlama çok önemli. Hastanın şikâyetinin az olması hastalığın
takip edilmesine gerek olmadığı anlamına gelmez. Kontrollerin ve gerekli
görüldüğünde ekokardiyografik değerlendirmenin hekimin belirlediği aralıklarla
yapılması gerekir. Bunun yanında tansiyon, diyabet ve kolesterol gibi
kalp-damar risklerinin kontrol altında tutulması, sigaradan uzak durulması ve
kişinin sağlık durumuna uygun fiziksel aktivitenin sürdürülmesi de kalp
sağlığının korunması açısından önemlidir” ifadelerini kullandı.
Kapak
Hastaları Neden Tedavide Geç Kalıyor?
Doç. Dr.
İsmail Ateş’e göre günümüzdeki en önemli sorunlardan biri, tedavi seçenekleri
gelişmesine rağmen hastaların uygun merkezlere geç dönemde ulaşması.
Bunun birden
fazla nedeni olduğunu belirten Ateş, “Özellikle mitral ve triküspit kapağın
ameliyatsız tamir yöntemleri son 10 yılda daha fazla yaygınlaşmaya başladı. Bu
tedavilerin yeterince bilinmemesi önemli nedenlerden biri. Hekimlerin bu
şekilde tedavi edilmiş hastalarla çok sık karşılaşmamış olması, tedavilerin
yüksek maliyeti ve uzun dönem sonuçlarının yeterince bilinmemesi de hastaların
geç yönlendirilmesine neden olabiliyor” diye konuştu.
“Erken,
Geçten İyidir”
Kapak
hastalıklarında zamanlamanın önemine dikkat çeken Ateş, hastanın çok ciddi
şikâyetlerinin ortaya çıkmasının beklenmemesi gerektiğini söyledi.
“Biz
hastaları mümkün olduğunca erken dönemde görmek istiyoruz. Bu tedavilerde hep
söylediğim bir şey var: Erken, geçten iyidir; geç ise hiç yapılmamasından
iyidir” diyen Ateş, hastanın henüz çok fazla şikâyeti olmadığı dönemde de
gelecekte hastalığın nasıl ilerleyebileceğinin değerlendirilebildiğini ifade
etti.
Ateş, “Yurt
dışında imkânların da etkisiyle hastalara daha erken dönemlerde müdahale
edilebiliyor. Bizde ise hastalar çoğunlukla son çare olarak geliyor. Elbette ileri
dönemde de hastaya sağlayacağımız fayda olabilir ancak hastalığı daha erken
aşamada değerlendirmek çok daha önemli” dedi.
“Şikâyetiniz
Az Diye Takibi Bırakmayın”
Kalp kapak
hastalığı tanısı alan kişilerin hastalıkları konusunda bilgi edinmelerinin ve
düzenli takipte kalmalarının önemine değinen Ateş, “Hastalar kendilerine böyle
bir tanı konulduğunda araştırsınlar. Zamanlama çok önemli. Hastanın çok
şikâyeti olmadığı için bazen ‘Şu anda gerek yok’ denilebiliyor. Daha sonra
hastalık çok ilerlediğinde ise ‘Artık yapılacak bir şey yok’ noktasına
gelebiliyor. Oysa tedavi seçeneklerinin uygun hasta için doğru zamanda
değerlendirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Ateş, “Hemen
vazgeçmesinler. Uygun hastalarda farklı çözüm yolları bulunabiliyor. Umutlu olmak
her zaman iyidir” dedi.
Cerrahi Mi,
Ameliyatsız Tedavi Mi? Kararı “Kalp Takımı” Vermeli
Kapak
hastalıklarında tek bir yöntemin bütün hastalar için en iyi seçenek olmadığının
altını çizen Doç. Dr. Ateş, tedavi kararının hastaya özel verilmesi gerektiğini
söyledi.
Ateş, “Her
hasta kendi içinde özeldir. Hastanın yaşı, kapak hastalığının türü ve derecesi,
kalbin durumu, eşlik eden hastalıkları, cerrahi riski ve görüntüleme bulguları
birlikte değerlendirilmelidir” dedi.
Bu nedenle
kararın yalnızca tek bir hekim tarafından değil, farklı uzmanlık alanlarının
birlikte değerlendirmesiyle verilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş,
“Kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, anesteziyoloji ve görüntüleme konusunda
deneyimli hekimlerin yer aldığı ‘kalp takımı’ hastayı birlikte değerlendirmeli.
Cerrahi mi, girişimsel yöntem mi uygulanacağına hastanın bütün özelliklerine
bakılarak karar verilmeli” ifadelerini kullandı.
Amaç En Yeni
Yöntemi Değil, Hastaya En Uygun Yöntemi Seçmek
Girişimsel
kapak tedavilerindeki gelişmeler açık kalp cerrahisinin önemini ortadan
kaldırmıyor. Genç, cerrahi riski düşük veya anatomik olarak cerrahi tedaviden
daha fazla yarar görmesi beklenen hastalarda ameliyat halen en uygun seçenek
olabiliyor. Buna karşılık ileri yaşta, cerrahi riski yüksek veya belirli kapak
hastalıklarına sahip uygun hastalarda kateter temelli yöntemler önemli bir
alternatif oluşturuyor.
Doç. Dr.
İsmail Ateş, tedavide temel yaklaşımı “Hangi yöntemin daha yeni olduğundan
ziyade, hangi yöntemin o hasta için en faydalı, en güvenli ve en etkili
olduğuna bakıyoruz. Buna da hastayı ekip halinde değerlendirerek karar
veriyoruz” sözleriyle özetledi.
Girişimsel
Yöntemler Artık Tedavi Kılavuzlarında Da Güçlü Bir Yere Sahip
Kateter
yoluyla gerçekleştirilen kapak tedavilerinin artık yalnızca cerrahi
uygulanamayan hastalarda düşünülen bir “son seçenek” olmadığını belirten
Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. İsmail Ateş, güncel tedavi kılavuzlarında uygun
hasta grupları için bu yöntemlerin güçlü öneriler arasında yer aldığına dikkat
çekti.
Ateş,
“Özellikle kalp yetmezliği ile birlikte ciddi mitral kapak yetersizliği bulunan
uygun hastalarda, uygulama kılavuzları mandallama yani klip tedavisini güçlü
öneri düzeyinde değerlendiriyor. Dolayısıyla girişimsel kapak tedavileri artık
yalnızca ‘başka yapılacak bir şey kalmadığında’ gündeme gelen yöntemler değil;
doğru hasta grubunda tedavi planının önemli seçeneklerinden biri haline geldi”
dedi.
Bunun her
kapak hastasının ameliyatsız yöntemle tedavi edilmesi anlamına gelmediğinin
altını çizen Ateş, “Hastanın genç olması, cerrahi riskinin düşük olması veya
kapak anatomisinin cerrahi için daha uygun olması durumunda cerrahi tedavi
tercih edilebilir. Hangi yöntemin seçileceğine hastanın yaşı, klinik durumu,
kalbin ve kapağın yapısı, eşlik eden hastalıkları ve işlem riskleri birlikte
değerlendirilerek kalp takımı tarafından karar verilmelidir” ifadelerini
kullandı.