Profesör açıkladı: "Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor"
Profesör açıkladı: "Gençlerde ve kadınlarda artan kanser vakalarında mikroplastikler araştırılıyor"
Habere GitUzun süreli uyku sorunları Alzheimer riskiyle ilişkili olabilir
Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Demet Aygün Üstel, uzun süre devam eden uyku sorunlarının bilişsel gerileme ve Alzheimer hastalığı riskiyle ilişkili olabileceğini belirtti
Habere GitKanser görüntülemede yeni nesil teknolojiler teşhis ve tedavide önemli yol gösteriyor
Kanser görüntülemede yeni nesil teknolojiler teşhis ve tedavide önemli yol gösteriyor
Habere GitÇorum Fizik Tedavi Hastanesi Bakanlığın Yatırım Programına Alındı
Ankara İskilipliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşcı'nın, Çorum'un fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Sağlık Bakanlığına yaptığı kapsamlı resmi başvuru önemli bir aşamaya ulaştı. Sağlık Bakanlığı, "Çorum Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fizik Tedavi Hastanesi Ek Bina Yatırımı"nı 2027 yılı yatırım programına alınmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına sundu.
Habere GitSağlık Gündeminde Markanıza Yer Açın!
Basın bültenlerinizi, firma haberlerinizi, ürün lansmanlarınızı ve röportaj taleplerinizi bize iletin; Sağlık Gazetesi ve Sağlık Dergisi’nde yayınlayalım.
Habere Git351. Sayı
Sağlık dergimizin 351. sayısı yayınlandı! Hemen dijital olarak inceleyin.
CANLI YAYIN TAKVİMİ
ÖNE ÇIKAN RÖPORTAJLAR
Ortolog Medikal’den Üretim Altyapısını İkiye Katlayacak Hamle
Türkiye’de Medikal Sektörün Geldiği Nokta
Abbas Hussein: “Ortonom Medikal, 35’ten Fazla Ülkede Tercih Ediliyor”
KÖŞE
NÜFUS NEDEN AZALIYOR? ÜREMENİN YOLU SADECE PARA VERMEKTEN GEÇMİYOR
Mustafa DAŞCI
GÜNCEL HABERLER
SAĞLIK
Uzmanından mevsimsel saç dökülmesi uyarısı
Saçın sürekli aynı hızda büyümediğine dikkat çeken Dr. Cinik, “Saç kökleri belirli bir biyolojik döngü içerisinde çalışır. Sonbahar döneminde görülebilen değişimin temel nedenlerinden biri bu döngüyle... Saçın sürekli aynı hızda büyümediğine dikkat çeken Dr. Cinik, “Saç kökleri belirli bir biyolojik döngü içerisinde çalışır. Sonbahar döneminde gör…
SAĞLIK
Menisküs kaybına hastanın kendi dokusundan çözüm
Diz ekleminin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan menisküsün yırtık veya ciddi hasar nedeniyle kaybedildiğinde uzun vadede kıkırdak aşınmalarına ve eklem problemlerine yol açabildiğini ifade eden... Diz ekleminin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan menisküsün yırtık veya ciddi hasar nedeniyle kaybedildiğinde uzun vadede kıkırdak aşınmala…
SAĞLIK
Erzincan’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında farkındalık etkinlikleri düzenlendi
Erzincan’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik çeşitli farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi. Erzincan'da Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik çeşitli farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi.Erzincanİl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri birimi tarafından düzenlenen etkinliklerde, kentin farklı noktalar…
SAĞLIK
Domates salçası beyin fonksiyonlarınızı nasıl etkileyebilir?
İspanya'da yürütülen yeni bir araştırmada, üç ay boyunca düzenli salça tüketen kişilerin beyin taramalarında ve zihinsel performanslarında farklılıklar tespit edildi. Barselona Üniversitesinden beslenme uzmanı Ricardo Lopez-Solis liderliğindeki ekibin gerçekleştirdiği klinik çalışmada, domateste bulunan güçlü bir antioksidan olan likopenin beyin f…
DUYURULAR
SAĞLIK
Adım sayısı yetmiyor: Erken ölüm riskini yürüyüş temposu da etkiliyor
Yeni araştırmaya göre, erken ölüm riskini azaltmak için yalnızca günlük adım sayısı değil, yürüyüş temposu da belirleyici. Hem atılan adım sayısı hem de yürüme temposu, tüm nedenlere bağlı ölüm ve kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm açısından belirleyici; British Journal of Sports Medicine’de yayımlanan yeni birçalışma(kaynak İngilizce)bunu ortaya koyuyor. Bu da günlük adım sayısı ile yürüme temposunun farklı kombinasyonlarının, erken ölüm riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olabileceği anlamına geliyor.Araştırmacılar, “Bulgularımız, özellikle günlük adım sayılarını ya da yürüyüş yoğunluğunu artırmalarının önünde engeller bulunan orta ve ileri yaşlı yetişkinlerde, ölüm riskini azaltmaya yönelik esnek, adım temelli stratejiler konusunda fikir veriyor” dedi; çoğu çalışmanın, günlük adım sayısı ile yürüyüş yoğunluğunun farklı bileşimlerinin ölüm riskiyle ilişkisine bakmadığını vurguladı.Araştırmacılar, 2013–2015 yılları arasında yedi gün boyunca bileğine bir cihaz takan UK Biobank veri tabanındaki orta yaşlı katılımcıların aktivite takip verilerini analiz etti.40–69 yaş arasındaki, günde 5 bin adımın altında ile 10 bin adımın üzerinde, farklı tempolarda yürüyen 64.743 katılımcının giyilebilir cihaz verilerine bakan araştırmacılar, günde 7.500–10.000 adım atmanın, tempo fark etmeksizin erken ölüm riskinde en büyük azalmayla ilişkili olduğunu buldu.Öte yandan, her gün en az 30 dakika boyunca – dakikada 90 adım atmaya karşılık gelen – daha tempolu bir yürüyüşün de, toplam adım sayısından bağımsız olarak, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin daha düşük olmasıyla ilişkili olduğu görüldü.Araştırmacılar, “Toplam günlük adım sayısından bağımsız olarak, daha yüksek bir yürüme temposunu korumak, erken ölümleri önlemede umut vadeden bir hedef olabilir” dedi.Günde 5 bin adımdan az atan, hareketsiz bir yaşam sürenler için “yürüyüş temposunu artırmak, tüm nedenlere bağlı ölüm ve kardiyovasküler hastalıklara bağlı ölüm riskini kayda değer ölçüde azaltabilir” değerlendirmesinde bulunuldu. Buna karşılık, yavaş yürümeyi tercih edenler ise bunun yerine daha fazla adım atarak fayda sağlayabiliyor.Kaynak: Euronews Sağlık
SAĞLIK
Çok sıcak içecekler yemek borusuna zarar vererek kanser riskini artırıyor
Sıcak çay ve kahve gibi içecekleri düzenli olarak çok yüksek sıcaklıkta tüketmek, yemek borusu kanseri riskini artırıyor. Uzmanlar, içeceğin güvenli bir sıcaklığa ulaşması için içilmeden önce birkaç dakika beklenmesini öneriyor. İngiltere'de yaklaşık bir milyon kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırma, sıcak içecekler ile yemek borusu kanseri arasındaki bağı ortaya koyan en kapsamlı çalışma olarak öne çıktı.Araştırmada, içeceklerini "çok sıcak" tüketen kişilerin, "ılık" içenlere kıyasla söz konusu kansere yakalanma riskinin yaklaşık üç kat daha fazla olduğu belirtiliyor.Uzmanlar, riske rağmen genel kansere yakalanma oranının düşük kaldığını vurguluyor. Mideye ulaşmadan önce yemek borusundan geçen kaynar sıvıların, hücre tabakasına zarar verdiği ifade ediliyor.Oxford Üniversitesitarafından yürütülen ve International Journal of Cancer dergisinde yayımlanan çalışmada, 65 derece ve üzerindeki tüm içecekler "çok sıcak" olarak tanımlanıyor ve potansiyel risk taşıdığı bildirildi.Orta yaşlı 977 bin 282 kadın ve erkeğin verilerine dayanan araştırmaya göre, günde altı veya daha fazla sıcak içecek tüketmek de riski yükseltiyor.Süt eklemenin içecekleri bir miktar soğutabileceği, ancak sütlü çay veya kahvenin yine de çok sıcak kalabileceği aktarılıyor.Yeni kaynamış bir suyla hazırlanan çayın sıcaklığı kaynama noktası olan 100 dereceye yakın seyrediyor.Fincana döküldüğünde ise bu sıcaklık 90 ila 95 dereceye düşüyor. Uzmanlar, içeceğin güvenli bir sıcaklığa ulaşması için içilmeden önce birkaç dakika beklenmesini öneriyor.İngiltereKanserAraştırmaları Kurumundan Fiona Osgun, yemek borusu kanseri riskini azaltmanın en önemli yolunun sigarayı bırakmak ve alkol tüketimini azaltmak olduğunu vurguluyor. Sıcak içeceklerin yarattığı riskin yanı sıra sigara ve alkolün çok daha büyük bir faktör oluşturduğu belirtiliyor.Yemek borusu kanserinin belirtileri arasında göğüste veya boğazda ağrı, hazımsızlık,mideyanması ve kilo kaybı yer alıyor.Kaynak: TRT Haber
SAĞLIK
Halk Sağlığı Haftası’nın 6'ncı gün teması; 'Bedenini Dinle, Harekete Geç'
SAĞLIK Bakanlığı, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası'nın 6'ncı gün temasının 'Bedenini Dinle, Harekete Geç' olarak belirlendiğini açıkladı. SAĞLIK Bakanlığı, 3-9 EylülHalk Sağlığı Haftası'nın 6'ncı gün temasının 'Bedenini Dinle, Harekete Geç' olarak belirlendiğini açıkladı.Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Fazla kilo ve obezite, dünyada ve ülkemizde sıklığı giderek artan, tüm toplumu etkileyen bir halk sağlığı sorunudur. Obeziteyle mücadelede toplumun bilinçlendirilmesi, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve fiziksel aktivitenin günlük yaşamda daha fazla yer alması önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, Halk Sağlığı Haftası'nın 6'ncı günü teması 'Bedenini Dinle, Harekete Geç' olarak belirlenmiştir" denildi.'1,7 MİLYONU AŞKIN DİYETİSYEN DANIŞMANLIĞI VERİLDİ'Sağlıklı beslenme konusunda toplum farkındalığının artırılması amacıyla Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ücretsiz diyetisyen desteği verildiğinin belirtildiği açıklamada, "Ülke genelinde 357 Sağlıklı Hayat Merkezi'nde bugüne kadar 1,7 milyonu aşkın danışmanlık hizmeti sunulmuştur. Düzenli fiziksel aktivite alışkanlığının güçlendirilmesi ve vatandaşların hareket kapasitesine ilişkin farkındalığının artırılması amacıyla bu yıl 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası 81 ilde uygulanmıştır. Bu kapsamda vatandaşlara tek ayak denge testi, el dinamometresi ile kavrama kas gücü ölçümü ve 30 saniye otur-kalk testi gibi değerlendirmeler yapılmıştır. Kampanya boyunca yaklaşık 2,8 milyon vatandaşa test uygulanmış, ölçüm sonuçlarına göre ihtiyaç duyan bireyler Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendirilmiştir" ifadeleri kullanıldı.'GÜNLÜK FİZİKSEL AKTİVİTE ARTIRILMALI'Açıklamanın devamında şu cümlelere yer verildi:"Fiziksel aktivite, sağlığın korunması ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Yetişkinler haftada 2,5 saat ila 5 saat orta tempolu veya 1,5 ila 2,5 saat yoğun tempolu olacak şekilde fiziksel aktivite yapmalı, çocuk ve gençler ise her gün en az 1 saat orta veya daha yoğun tempoda fiziksel aktivitede bulunmalıdır. Yürüyüş, bisiklet, merdiven kullanımı ve basit egzersizlerin günlük yaşama entegre edilmesi de fiziksel aktivite açısından önemlidir. Fazla kilo ve obeziteden kaçınmak için fiziksel aktivitenin dışında sağlıklı beslenme alışkanlıkları da kazanılmalıdır. Hazır ve enerji yoğun yiyeceklerin sık tüketilmesi, öğün yerine atıştırmalıkların tercih edilmesi, büyük porsiyonlarla beslenme ve yemek sırasında televizyon, telefon gibi başka aktivitelerle ilgilenilmesi sağlıklı beslenme alışkanlıklarını olumsuz etkileyebilmektedir. Bunların yanı sıra özellikle akşam geç saatlerde yemekten kaçınılmalı ve yeterli su tüketimine dikkat edilmelidir."
SAĞLIK
Kırklareli’nde Kadınlar Fizyoterapist Eşliğinde Spor Yaparak Günün Yorgunluğunu Attı
Kırklareli'nde "3-9 EylülHalk Sağlığı Haftası" kapsamında kadınlar, fizyoterapist eşliğindesporyaparak günün yorgunluğunu attı.İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri münasebetiyle 'Fizyoterapist Eşliğinde Harekete Geçiyoruz' etkinliği, Kırklareli Millet Bahçesi Basketbol Sahası'nda düzenlendi. Düzenlenen etkinliğe Kırklareli İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit, İl Sağlık Müdürlüğü personelleri, Sağlık Hayat Merkezi fizyoterapisti, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı. Düzenlenen etkinlikte kadınlar, fizyoterapist eşliğinde doğru duruş, sağlıklı hareket ve günlük yaşamda uygulanabilecek egzersizler konusunda bilgilendirildi, ve egzersiz yaptı.'Mahallemizde Hareket Var' ilkesiyle hareket edeceklerini söyleyen İl Sağlık Müdürü Cerit, "3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Bugün 6. gündeyiz ve faaliyetlerimiz devam ediyor. 3 Eylül'de Kırklareli Valisi Uğur Turan'ın öncülüğünde 'Harekete Geç' sloganı ile haftamızın açılışını yapmıştık. Bugün de Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun, Ankara'da mahalle muhtarları ile başlattığı programın Kırklareli'nde de sürdürmeye çalışıyoruz. Birbirlerinden kıymetli 3 muhtarımız ve mahalleden vatandaşlarımız yanımızda. 'Mahallemizde Hareket Var' ilkesi ile hareket edip, Halk Sağlı Haftası'na da denk gelen haftada bedenimizi tanıyacağız ve harekete geçeceğiz" dedi."Bu yaklaşımı tüm topluma yaymak istiyoruz"Cerit, "Sağlık Hayat Merkezi'nde görev yapan fizyoterapist arkadaşımız, bizlere günün yorgunluğunu atmamız için harekete geçirecek. Bu yaklaşımı tüm topluma yaymak istiyoruz. Muhtarlarımız çok önemli, çok kıymetli. Bu girişimler ile bizleri destekliyorlar. Sağlıklı yaşam adına çok büyük bir adım olarak görüyoruz. Halk Sağlığı Haftası kutlu olsun" şeklinde konuştu.
SAĞLIK
Karapınar’da Halk Sağlığı Haftası Etkinlikleri sahada ve hastanede sürdürüldü
Konya’nın Karapınar ilçesinde 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ve farkındalık etkinlikleri gerçekleştirildi.Karapınar İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Halk Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında çalışmalarını sahada ve sağlık kuruluşlarında sürdürdü. Bu kapsamda mevsimlik tarım işçileri, çalıştıkları elma bahçelerinde ziyaret edilerek koruyucu sağlık hizmetleri vatandaşlara ulaştırıldı. Gerçekleştirilen saha ziyaretlerinde 0-2 yaş grubundaki bebeklere D vitamini ve demir takviyesi dağıtılırken, gebelere D vitamini desteği sağlandı. Ayrıca gebe, bebek ve çocukların sağlık izlemleri yapılarak aşı kontrolleri gerçekleştirildi ve eksik takipler değerlendirildi. Halk Sağlığı Haftası kapsamında bir diğer etkinlik ise Karapınar Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Hastane bünyesinde halk sağlığı standı açılarak vatandaşlara yönelik çeşitli etkinlikler düzenlendi. Karapınar İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen etkinliklerle, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi vurgulanırken vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar sürdürüldü.Kaynak: İHA
SAĞLIK
Çocuklarda yanık riskini azaltacak öneriler
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Yanık Merkezi Sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Uluşahin, son dönemlerde özellikle sıcak su, çay, kahve ve yemek gibi yanık vakalarında artış gözlendiğini bildirdi Uluşahin, yaptığı yazılı açıklamada, merkezde, Doğu Karadeniz başta olmak üzere çevre bölgelerden gelen yanık hastalarının tanı, takip ve tedavilerinin gerçekleştirildiğini belirtti.Çocuklarda birçok yanığın günlük yaşamın en sıradan anlarında meydana geldiğini anlatan Uluşahin, şöyle devam etti: "Bazen yanık denildiğinde aklımıza büyük bir kaza geliyor. Oysa çocuklarda gördüğümüz yanıkların bir bölümü günlük hayatın en sıradan anlarında meydana geliyor. Ailece oturduğunuz bir kahvaltı masasında içilen çay, yemek sonrasında sohbet ederken önünüzde duran bir kahve ya da mutfakta tezgahın üzerinde bulunan sıcak su birkaç saniye içinde küçük bir çocuk için ciddi bir yanık nedeni olabiliyor."Uluşahin, çocukların çevrelerindeki nesneleri tanıma eğiliminden dolayı risk altında olduklarına değinerek, masa üzerindeki bardağın çekilmesi, sıcak sıvıların devrilmesi sonucu ağır yanıklar oluşabildiğini vurguladı.Ailelerin yalnızca yemek hazırlarken değil, sıcak yiyecek ve içeceklerin bulunduğu her ortamda dikkatli olması gerektiğini belirten Uluşahin, şunları kaydetti: "Çocuğun yanında çayımızı veya kahvemizi içerken çoğu zaman bunu bir tehlike olarak görmüyoruz. Oysa küçük bir çocuğun masadaki bardağa uzanması, sıcak bir sobaya dokunması veya fincanı devirmesi için birkaç saniye yeterli. Bu nedenle sıcak içecekleri çocukların ulaşabileceği masa kenarlarında bırakmamak, mümkün olduğunca çocuğun erişemeyeceği bir noktada tutmak çok önemli."Yanık riskinin yalnızca yürümeye ve etrafı keşfetmeye başlayan çocuklarla sınırlı olmadığını aktaran Uluşahin, bebeklik dönemindeki çocuklarda dahi sıcak sıvı yanıklarıyla karşılaştıklarına dikkati çekti.Ev içinde özellikle elektrikli su ısıtıcısı ve çaydanlıkların çocukların ulaşamayacağı yerde tutulması gerektiğine işaret eden Uluşahin, "Elektrikli su ısıtıcısı ve diğer elektrikli mutfak cihazlarının kabloları aşağı sarkmamalı. Tencere sapları dışarıya dönük bırakılmamalı. Sıcak yiyecekler çocukların bulunduğu ortamdan geçirilirken dikkatli olunmalı" uyarısında bulundu.Çocuklarda ev içi yanıkların bir diğer önemli nedeninin elektrik yaralanmaları olduğunu belirten Uluşahin, özellikle prizlere yabancı cisim sokulması, açıkta veya hasarlı elektrik kablolarıyla oynaması ya da kabloların ağza götürülmesinin ciddi elektrik yanıklarına neden olabileceğini kaydetti.Uluşahin, ailelerin çocukların bulunduğu ortamı daha güvenli hale getirmesi gerektiğini ve basit önlemlerle ciddi yanıkların önüne geçilebileceğini aktardı.Kaynak: Haberturk
SAĞLIK
Prof. Dr. Ensari: PMOS yalnızca yumurtalıkları ilgilendiren bir durum değil
Yeni tanımlamanın hastalığın çok yönlü yapısını daha doğru ifade ettiğini söyleyen Prof. Dr. Ensari, “Uzun yıllardırPolikistik Over Sendromuyani PCOS olarak bildiğimiz bu tabloyu artıkPMOSolarak değer... Yeni tanımlamanın hastalığın çok yönlü yapısını daha doğru ifade ettiğini söyleyen Prof. Dr. Ensari, “Uzun yıllardırPolikistik Over Sendromuyani PCOS olarak bildiğimiz bu tabloyu artıkPMOSolarak değerlendirmeye başladık. Sadece adet düzensizliği, tüylenme, akne ya da ultrasonda görülen polikistik over görünümü üzerinden değerlendirmek hastalığı tam anlamıyla açıklamıyor. Yeni tanımlama, aslında hastalığın çok yönlü yapısını daha doğru ifade ediyor” diye konuştu.‘HASTALARI METABOLİK SAĞLIK AÇISINDAN DA DEĞERLENDİRİYORUZ’PMOS’a yaklaşımda önemli değişiklikler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Ensari, “Hastalarımızı artık yalnızca jinekolojik açıdan değil, metabolik sağlık açısından da değerlendiriyoruz. İnsülin direnci, bel çevresi, vücut kitle indeksi, lipid profili ve yaşam tarzı gibi birçok faktör tedavi planlamasının ayrılmaz bir parçası haline geliyor. Çünkü her hastanın klinik tablosu aynı değil. Aynı tanıyı alan iki hastanın ihtiyaç duyduğu tedavi de birbirinden farklı olabiliyor. Bu nedenle günümüzde kişiye özel ve bütüncül bir yaklaşım ön plana çıkıyor” ifadelerini kullandı.‘YUMURTLAMA DÜZENSİZLİKLERİ GEBELİK ŞANSINI AZALTABİLİYOR’PMOS’un infertiliteyle yakın ilişkisine de değinen Prof. Dr. Ensari, “PMOS’un en önemli sonuçlarından biri de infertiliteyle olan yakın ilişkisidir. Yumurtlama düzensizlikleri gebelik şansını azaltabiliyor. Bunun yanında insülin direnci ve hormonal dengesizlikler hem yumurta kalitesini hem de rahmin gebeliğe hazırlanma sürecini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle infertilite nedeniyle başvuran hastalarda değerlendirmeyi yalnızca yumurtlamaya odaklayamayız. Hastanın yaşı, yumurtalık rezervi, metabolik durumu, eşe ait faktörler ve yaşam alışkanlıkları birlikte ele alınmalı. Çünkü başarılı bir tedavi ancak tüm bu faktörler birlikte değerlendirildiğinde mümkün oluyor” dedi.‘VÜCUT AĞIRLIĞININ YÜZDE 5-10 AZALTILMASI BİLE ÖNEMLİ KATKI SAĞLAYABİLİYOR’Tedavinin ilk basamağını çoğu zaman yaşam tarzı değişikliklerinin oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Ensari, “Özellikle fazla kilolu hastalarda vücut ağırlığının yüzde 5-10 oranında azaltılması bile yumurtlamanın yeniden başlamasına ve gebelik şansının artmasına önemli katkı sağlayabiliyor. Düzenli fiziksel aktivite ve Akdeniz tipi beslenme, tedavinin vazgeçilmez bir parçasıdır. Gerektiğinde insülin direncini düzenleyen veya yumurtlamayı destekleyen ilaç tedavilerine başvuruyor, uygun hastalarda aşılama ya da tüp bebek gibi yardımcı üreme yöntemlerini planlıyoruz. Burada önemli olan standart bir tedavi uygulamak değil, hastanın ihtiyacına en uygun tedaviyi doğru zamanda sunabilmektir” diye konuştu.‘PMOS’U YALNIZCA YENİ BİR İSİM OLARAK DEĞERLENDİRMEMEK GEREKİYOR’Prof. Dr. Ensari, “Sonuç olarak PMOS’u yalnızca yeni bir isim olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bu değişim, hastalığın gerçek doğasını daha doğru tanımlayan ve tedavi yaklaşımımızı daha kapsamlı hale getiren önemli bir dönüşümü ifade ediyor. Amacımız yalnızca gebelik elde etmek ya da adet düzenini sağlamak değil; hastalarımızın metabolik sağlığını korumak, uzun dönem sağlık risklerini azaltmak ve yaşam kalitesini artırmaktır” dedi.Kaynak: DHA
SAĞLIK
Muğla’da Halk Sağlığı Haftası kapsamında bilgilendirme standı kuruldu
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından, 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde farkındalık etkinliği düzenlendi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi(MSKÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından, 3-9 EylülHalk Sağlığı Haftası kapsamında MuğlaEğitim Ve Araştırma Hastanesi'nde farkındalık etkinliği düzenlendi.SağlıkBakanlığı tarafından belirlenen "Her Gün Halk Sağlığı" ana teması ve "7 Günde 7 Tema" konsepti doğrultusunda gerçekleştirilen etkinlikte, koruyucu hekimlik ve toplum sağlığına yönelik çalışmalar hakkında vatandaşlara bilgi verildi. Hastane girişinde kurulan bilgilendirme standında hasta ve hasta yakınlarına; kanser taramaları, bağımlılıkla mücadele, aşılama, kronik hastalıkların önlenmesi ve kontrolü, anne-çocuk sağlığı, dengeli beslenme ve hareketli yaşam konularında bilgilendirmeler yapıldı.Etkinliğe MSKÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Pıçakçıefe, anabilim dalı öğretim üyeleri, asistanlar ve intörn doktorların yanı sıra Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Op. Dr. Alper Gökbel katıldı.Etkinlik kapsamında özellikle erken teşhisin önemine dikkat çekilirken, kanser taramalarının Sağlıklı Hayat Merkezlerinde ücretsiz olarak gerçekleştirildiği hatırlatıldı. Vatandaşlara, yaş ve risk durumlarına uygun tarama programlarından yararlanmaları çağrısında bulunuldu.Hasta ve yakınlarının sorularının da yanıtlandığı etkinlikte, çeşitli bilgilendirici afişler kullanılırken vatandaşlara konuya ilişkin broşürler dağıtıldı.Etkinliğin verimli geçtiğini belirten Prof. Dr. Metin Pıçakçıefe, halk sağlığı konusunda farkındalığın artırılmasının toplum sağlığının korunması açısından önemli olduğunu ifade etti.Pıçakçıefe, koruyucu hekimlik bilincini güçlendirmeye yönelik bu tür etkinliklerin vatandaşların sağlık hizmetlerinden daha etkin yararlanmasına katkı sağladığını belirtti.
BILIM
Robotik Kalp Cerrahisi Geleceğin Ameliyathanelerinin Temelini Atıyor
Kalp cerrahisinde küçük kesilerle gerçekleştirilen robotik ameliyatlar, yalnızca bugünün cerrahi yöntemlerini değiştirmekle kalmıyor; yapay zekâ destekli ve giderek daha yüksek düzeyde otonomiye sahip ameliyathanelerin de altyapısını oluşturuyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Aydın, robotik cerrahinin geldiği noktayı ve gelecekte cerrah ile yapay zekâ arasındaki ilişkinin nasıl değişebileceğini değerlendirdi.Robotik teknolojiler son yıllarda kalp cerrahisinin önemli dönüşüm alanlarından biri haline geldi. Geleneksel açık kalp cerrahisinde göğüs kemiğinin açılması gerekirken, uygun hastalarda bazı kalp ameliyatları robotik sistemler yardımıyla daha küçük kesilerden gerçekleştirilebiliyor.Robotik cerrahide bugün ameliyatı yapan taraf hâlâ cerrah. Robot, cerrahın konsoldaki el hareketlerini cerrahi alana aktarırken; yüksek çözünürlüklü üç boyutlu görüntü, hareket kabiliyeti ve hassas çalışma olanağı sağlıyor.Ancak bilim dünyasının üzerinde çalıştığı bir sonraki aşama çok daha farklı bir soruyu gündeme getiriyor: Robotlar gelecekte ameliyatın belirli aşamalarını kendi başlarına gerçekleştirebilir mi?Robot Cerrahın Yerini Almıyor, Cerrahın Yeteneğini İleri TaşıyorKalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Aydın, mevcut robotik cerrahinin otonom cerrahi ile karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekerek, bugün kullanılan sistemlerde karar verici ve uygulayıcının cerrah olduğunu belirtti.Aydın, “Bugünkü robotik cerrahide robot kendi başına ameliyat yapan bir sistem değildir. Cerrahın hareketlerini çok hassas biçimde cerrahi alana aktaran ileri bir teknolojiden söz ediyoruz. Cerrahi stratejiyi belirleyen, dokuyu değerlendiren, hangi müdahalenin ne zaman yapılacağına karar veren yine cerrahtır. Ancak bugün geliştirdiğimiz bu teknolojiler, gelecekte çok daha ileri sistemlerin ortaya çıkmasının temelini oluşturuyor” dedi.Yapay Zekâ Ameliyathaneye GiriyorRobotik cerrahinin geleceğindeki en önemli değişimin yapay zekâ ile yaşanması bekleniyor. Cerrahi görüntülerin gerçek zamanlı analiz edilmesi, anatomik yapıların tanınması, riskli bölgelerin cerraha gösterilmesi ve operasyon sırasında karar desteği sağlanması üzerinde çalışmalar sürüyor.Prof. Dr. Aydın, yapay zekâ ile robotik sistemlerin birleşmesinin cerrahide yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğini belirterek, “Geleceğin ameliyathanesinde robot yalnızca cerrahın ellerini takip eden bir cihaz olmayabilir. Görüntüyü analiz eden, anatomik yapıları tanıyan, cerrahı olası riskler konusunda uyaran ve belirli standart görevleri kontrollü biçimde gerçekleştirebilen sistemlerden söz ediyoruz” ifadelerini kullandı.Otonom Cerrahi Bir Anda GelmeyecekTam otonom cerrahiye geçişin, sürücüsüz otomobillerde olduğu gibi farklı otonomi seviyeleri üzerinden ilerlemesi bekleniyor.İlk aşamada cerrahın tüm kontrolü elinde tuttuğu robotik sistemler kullanılırken, sonraki aşamalarda yapay zekâ destekli görüntü analizi ve karar destek sistemlerinin gelişmesi; ardından dikiş, kesi hattının belirlenmesi veya belirli standart cerrahi manevralar gibi sınırlı görevlerin robot tarafından gerçekleştirilmesi gündeme gelebilecek.Aydın, “Bir robotun başından sonuna kadar bağımsız biçimde kalp ameliyatı yaptığı bir dönemden bugün için söz etmiyoruz. Fakat cerrahın gözetiminde bazı görevlerin giderek daha otomatik hale gelmesi bilimsel açıdan artık uzak bir senaryo değil. Asıl gelişmenin insan ile makinenin birlikte çalıştığı hibrit cerrahi sistemlerde yaşanacağını düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.Kalp Cerrahisinde Hata Payını Azaltan Teknolojiler Öne ÇıkacakKalp cerrahisinin milimetrik hassasiyet gerektiren bir alan olduğuna işaret eden Prof. Dr. Aydın, gelecekte robotik sistemlerin en önemli katkılarından birinin cerrahi standardizasyon olabileceğini söyledi.“Cerrahide deneyim her zaman çok değerlidir. Ancak gelecekte teknoloji, bu deneyimi verilerle destekleyebilir. Binlerce ameliyattan elde edilen görüntülerin ve cerrahi verilerin yapay zekâ tarafından analiz edildiğini düşünün. Sistem cerraha, daha önceki vakalardan öğrendiği bilgiler doğrultusunda anlık uyarılar verebilir. Buradaki amaç cerrahı sistemden çıkarmak değil; cerrahın bilgi, deneyim ve karar verme gücünü teknolojiyle desteklemektir.”Geleceğin Cerrahı Sadece Ameliyat Yapmayacak, Teknolojiyi De YönetecekRobotik cerrahinin gelişmesinin cerrahların eğitim biçimini de değiştireceğine dikkat çeken Aydın, geleceğin kalp cerrahlarının anatomi ve cerrahi teknik bilgisinin yanında robotik sistemler, ileri görüntüleme teknolojileri ve yapay zekâ destekli karar sistemleri konusunda da yetkinleşmesinin gerekeceğini belirtti.Aydın, “Cerrahın rolü ortadan kalkmayacak, fakat dönüşecek. Geleceğin cerrahı yalnızca elleriyle ameliyat yapan kişi değil; teknolojiyi yöneten, veriyi yorumlayan ve kritik kararları veren kişi olacak. İnsan muhakemesi ile makinenin hassasiyetinin birleşmesi, cerrahinin önündeki en önemli gelişim alanlarından biri” diye konuştu.Otonom Robotik Kalp Cerrahisi Hayal Mi?Bu sorunun yanıtının bugün için “tam olarak değil, ama henüz klinik gerçeklik de değil” olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın, teknolojinin adım adım ilerlediğine işaret etti.“Bir zamanlar küçük kesilerden kompleks kalp ameliyatları gerçekleştirmek de çok uzak bir hedef gibi görülüyordu. Bugün bunları yapabiliyoruz. Otonom sistemlerde de benzer bir gelişim süreci yaşanabilir. Önce cerraha yardım eden robotları gördük. Şimdi yapay zekâ destekli sistemleri konuşuyoruz. Sonraki aşamada belirli cerrahi görevleri kendi başına gerçekleştirebilen robotları daha fazla görebiliriz.”“Geleceğin Ameliyathanesinin Taşları Bugün Döşeniyor”Robotik cerrahinin yalnızca yeni bir ameliyat tekniği olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ünal Aydın, sözlerini şöyle tamamladı:“Bugün gerçekleştirdiğimiz robotik ameliyatları yalnızca hastaya daha küçük bir kesiyle ulaşmanın yolu olarak görmemek gerekiyor. Burada aynı zamanda geleceğin cerrahisinin teknolojik altyapısını oluşturuyoruz. Robotik sistemler, yapay zekâ, ileri görüntüleme ve veri teknolojileri birleştiğinde ameliyathaneler bugünkünden çok farklı bir noktaya gelebilir. Geleceğin ameliyathanelerinin taşları aslında bugün döşeniyor.”