“Bin yüzlü hastalık” olarak bilinen Multiple Skleroz’un her hastada farklı seyredebildiğini belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi ve Nöroloji Uzmanı Meltem Can İke, günümüzde uygulanan tedavilerle atakların ve engellilik riskinin büyük ölçüde azaltılabildiğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, doğru tedavi, düzenli takip ve bilinçli yaşam tarzıyla hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarını aktif şekilde sürdürebileceğini ifade etti.
İstanbul Atlas
Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Nöroloji
Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, MS hastalığına ilişkin değerlendirmede
bulundu.
MS her hastada farklı seyrediyor
Multiple Skleroz’un
(MS), bağışıklık sisteminin vücudun kendi sinir sistemine saldırdığı otoimmün
kronik bir hastalık olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke, “Beyin
ve omurilikteki sinir liflerini koruyan ve mesajların iletilmesini sağlayan
‘miyelin’ adı verilen koruyucu kılıf, bağışıklık hücreleri tarafından yabancı
bir madde olarak algılanır ve hasara uğratılır. Bu hasar (demiyelinizasyon),
sinir iletilerinde aksamalara veya kesintilere yol açar. Beyinde oluşan bu
hasarlı bölgelere ‘plak’ adı verilir. MS, her hastada farklı seyrettiği ve
farklı sinir yollarını etkileyebildiği için ‘bin yüzlü hastalık’ olarak
tanımlanır” diye konuştu.
MS’te risk
faktörleri ve tetikleyicilere dikkat!
MS'in kesin nedeni
henüz tam olarak çözülememiş olsa da genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin
birleşiminin sorumlu olarak görüldüğünü kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can
İke, bu faktörleri şöyle açıkladı:
Genetik Yatkınlık: Doğrudan bir kalıtım hastalığı değildir; ancak ailede MS öyküsü
olması riski bir miktar artırır.
D Vitamini ve
Güneş: Ekvatordan uzaklaştıkça, güneş ışığının azaldığı
bölgelerde MS sıklığı artar. D vitamini eksikliği önemli bir risk faktörüdür.
Sigara Kullanımı: Sigara içmek sadece hastalığa yakalanma riskini artırmakla kalmaz,
hastalığın ilerleme hızını da ciddi oranda artırır.
Enfeksiyonlar: Özellikle Epstein-Barr Virüsü (Öpücük Hastalığı Virüsü) gibi bazı
virüslerin bağışıklık sistemini tetikleyerek MS'e zemin hazırladığı
düşünülmektedir.
Yaş ve Cinsiyet: Genellikle 20-40 yaş arasındaki genç yetişkinlerde görülür ve
kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazladır.”
MS yönetilebilir ve
kontrol altında tutulabilir
MS’in tedavi
edilebilen bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Meltem Can İke,
“Kamuoyundaki en büyük yanlış algı, MS’in çaresiz bir hastalık olduğudur. MS
yönetilebilir ve kontrol altında tutulabilen bir hastalıktır” diye konuştu.
Tedavi
stratejisinin üç ana başlıkta toplandığını kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Meltem
Can İke, tedavi yöntemlerine ilişkin şu bilgileri verdi:
Atak Tedavisi: Belirtilerin aniden ortaya çıktığı (atak) dönemlerde, yangıyı
söndürmek için yüksek doz kortizon (pulse tedavi) uygulanır.
Hastalığı Modifiye
Eden Tedaviler (Önleyici Tedaviler): Son 20 yılda bu
alanda devrim niteliğinde gelişmeler yaşanmıştır. Günümüzde kullanılan haplar,
iğneler ve belirli aralıklarla damardan uygulanan "akıllı ilaçlar" (monoklonal
antikorlar) sayesinde atakların sıklığı ve engellilik riski yüzde 70-80
oranında azaltılabilmektedir.
Belirti Yönelik
(Semptomatik) Tedavi: Hastaların yaşadığı yorgunluk, kas
sertliği, ağrı veya mesane sorunları gibi yaşam kalitesini bozan şikayetler ek
tedavilerle kontrol altına alınır.
MS hastaları kritik
noktalara dikkat etmeli
Dr. Öğretim Üyesi
Meltem Can İke, “MS tanısı almak hayatın sonu değil, yeni bir yaşam biçimine
geçiştir” diyerek yeni tanı alan hastaların bu süreçte dikkat etmesi gereken
noktaları şöyle sıraladı:
Sıcaklık Kontrolü: Vücut ısısındaki küçük artışlar bile (ateşli hastalık, sıcak banyo,
güneş) sinir iletimini yavaşlatarak eski belirtilerin geçici olarak
nüksetmesine neden olabilir. Serin kalmak çok önemlidir.
İlaç Uyumu: MS tedavisinde süreklilik esastır. "Şu an iyiyim" diyerek
ilacı bırakmak, beyinde sessiz ilerleyen yeni plaklara davetiye çıkarmaktır.
Enfeksiyonlardan
Korunma: Basit bir idrar yolu enfeksiyonu veya ağır bir
grip, MS atağını taklit edebilir veya tetikleyebilir. Hijyen ve düzenli
aşılanma (doktor kontrolünde) kritiktir.
Bu tavsiyeler hayat
kalitesini yükseltmede etkili olabilir
Dr. Öğretim Üyesi
Meltem Can İke, MS hastalarının hayat kalitesini yüksek tutması ve MS ile
barışık yaşamak için yapması gerekenleri de şu şekilde sıraladı:
Akdeniz Tipi
Beslenin: Zeytinyağı, taze sebze, balık ve tam tahıllardan
zengin beslenin. Tuz kullanımını kısıtlayın, çünkü yüksek tuzun bağışıklık
saldırganlığını artırabileceğine dair bilimsel veriler mevcuttur.
Egzersizi İhmal
Etmeyin: Yorucu olmayan, düzenli fiziksel aktivite
(yüzme, yoga, pilates) kas gücünü korur ve yorgunluk hissiyle savaşır.
D Vitamini
Seviyenizi Ölçtürün: Kan D vitamini düzeyinizi nöroloğunuzun
önerdiği yüksek seviyelerde tutun.
Ruh Sağlığınızı
Önemseyin: MS, belirsizlikleri olan bir süreçtir. Kaygı ve
depresyonla baş etmek için gerekirse profesyonel psikolojik destek alın. Stres,
MS’in en büyük düşmanıdır.
Bilgi Kirliliğinden
Kaçının: "MS'i kökten çözen" bitkisel
karışımlar veya mucizevi kürler gibi bilimsel temeli olmayan iddialara itibar
etmeyin. Tek muhatabınız nöroloğunuz olsun.
MS ile yaşamak,
daha bilinçli yaşamaktır
Dr. Öğretim Üyesi
Meltem Can İke, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sonuç olarak; MS
hastalarımızın büyük bir çoğunluğu, doğru tedavi ve sağlıklı yaşam tarzı ile
işlerine devam edebilmekte, evlenip çocuk sahibi olabilmekte ve aktif bir hayat
sürebilmektedir. MS ile yaşamak, hayattan kopmak değil; hayatı daha bilinçli
yaşamaktır. Unutmayın, MS’ten değil, geç kalmaktan ve yanlış bilgiden korkun.”