Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dönemde devlet yönetimini, suç ortaya çıktıktan sonra yapılan açıklamalar ve başlayan yargılamalar üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Yönetimin başarısı, tehlikeyi ne kadar erken gördüğü ve zararı önlemek için ne yaptığıyla da ölçülmelidir.

 

Bir kimyasal maddeyi kimin ürettiğini, kimin ithal ettiğini, hangi satıcının kime teslim ettiğini kayıt altına alabilecek sistemler kurulabiliyorsa şu soruyu sormamız gerekir: Bu kayıtlar, riskli bir satış gerçekleşmeden önce etkili bir denetime dönüşüyor mu?

 

Bütün kimyasallar aynı izin ve satış koşullarına tabi değildir. Ancak kontrol veya izin gerektiren bir madde, gerekli yetkisi bulunmayan bir alıcıya ulaşıyorsa yalnızca satıcının davranışını konuşmakla yetinemeyiz. Alıcının yetkisini doğrulayan düzen nasıl işliyor? Satış, sevkiyat ve stok kayıtlarını hangi kurum karşılaştırıyor? Uygunsuzluk tespit edildiğinde kim, ne kadar sürede harekete geçiyor?

 

Kontrole tabi kimyasallar için izin süreçleri zaten bulunmaktadır. Nitekim Ticaret Bakanlığının 2025/7 sayılı Genelgesi, TİTCK tarafından düzenlenen prekürsör ihracat izinlerinin Tek Pencere Sistemine alınmasını konu edinmektedir. Bu örnek, izin ve ticaret bilgilerinin dijital ortamda birlikte işlenebildiğini gösteriyor. Beklentimiz, bu kapasitenin riskli işlemleri önleme amacıyla da etkili kullanılmasıdır.

 

Önerim, kontrol gerektiren maddelerde satıcının, alıcının geçerli izin durumunu işlem öncesinde doğrulayabilmesidir. Ürünün parti numarası, miktarı, teslim edildiği yer ve beyan edilen kullanım amacı izlenebilir olmalıdır. Olağandışı miktarlar, tekrarlanan şüpheli siparişler veya stokla uyuşmayan satışlar, yetkili birimlerin değerlendirmesine zamanında ulaşmalıdır. Eksik düzenlemeler varsa tamamlanmalı; mevcut kurallar uygulanmıyorsa bunun nedeni ortaya konulmalıdır.

 

Takip, ham maddenin girişinden başlamalı; üretimde kullanımını, yarı mamulü, mamulü, depoyu, dağıtımı ve son kullanıcıya teslimatı kapsamalıdır. Ham madde partileri ile bunlardan üretilen ürün partileri ilişkilendirilmeli; her aşamadaki miktar ve stok hareketi aynı zincir içinde görülebilmelidir.

 

Son kullanıcıya ulaşan ürün miktarı, kullanılan ham maddeden üretilebilecek miktarla sürekli karşılaştırılmalıdır. Bu karşılaştırmada üretim reçetesi, dönüşüm verimi, belgeli fire, yan ürün, iade, imha ve dönem başı ile dönem sonu stokları hesaba katılmalıdır. Ham madde girişinin tamamının aynı dönemde son kullanıcıya ulaşması beklenemez; önemli olan, aradaki farkın üretimde, stokta veya diğer belgeli hareketlerde açıklanabilmesidir.

 

Bu kontrolleri tek tek insanların dikkatine ve kişisel tercihine bırakamayız. Miktar karşılaştırmaları ve izin doğrulamaları, önceden belirlenmiş kurallarla dijital ortamda sürekli yapılmalı; açıklanamayan farklar otomatik uyarı üretmelidir. Uyarılar gerekçesiz silinememeli, incelemeyi erteleme ve kapatma işlemleri kayıt altına alınmalı, süresinde sonuçlandırılmayan uyarılar üst denetim birimine iletilmelidir. Denetimin başlayıp başlamaması kişisel inisiyatife bağlı olmamalıdır.

 

Dijital kayıtların doğruluğu da fiziki stok sayımları, numune incelemeleri ve bağımsız denetimlerle sınanmalıdır. Yanlış girilen verinin otomatik işlenmesi güvenilir bir denetim sağlamaz. İnsan uzmanlığı, sistemin uyarısını gerekçeli olarak değerlendirmeli; kararın kim tarafından, hangi bilgiyle verildiği sonradan denetlenebilmelidir.

 

Kurumların sorumluluğu da bu süreçte açıkça tanımlanmalıdır. İzni veren, satış kayıtlarını denetleyen, sınır geçişini kontrol eden ve suç şüphesini araştıran birimlerin görevleri farklı olabilir. Fakat bir işlem diğer kuruma aktarıldığında takibi kaybolmamalıdır. Her uyarının sorumlusu, işlem süresi ve sonucu belli olmalıdır.

 

Aynı yaklaşımı paranın takibinde de geliştirmeliyiz.

 

Banknotların seri numarası vardır. Fakat bu numara, banknotun her el değiştirişini kendiliğinden kaydetmez. Kimin aldığı ve kime verdiği ayrıca kaydedilmedikçe yalnızca seri numarasından bütün dolaşım zincirini çıkarmak mümkün değildir.

 

Dijital ödemelerde ise izleme, her liranın ayrı bir seri numarası bulunmasına dayanmak zorunda değildir. Hesap, gönderen, alıcı, tutar, zaman ve işlem referansı gibi kayıtlar üzerinden para hareketi incelenebilir. TCMB’nin FAST Güvenli Ödeme uygulamasında da işlem referans numarası kullanılmaktadır. Ancak işlemin kimler arasında gerçekleştiğini bilmek, hangi gerçek mal veya hizmetin karşılığı olduğunu tek başına kanıtlamaz.

 

Bu nedenle özellikle riskli ticari işlemlerde ödeme kaydının fatura, sözleşme, sevkiyat ve teslimat bilgileriyle ilişkilendirilmesini öneriyorum. GİB’in e-Fatura sistemi mal ve hizmet satışlarının elektronik belgelendirilmesine zaten imkân sağlıyor. Geliştirmemiz gereken, bu belgelerle ödeme ve ürün hareketi arasındaki tutarlılığı denetleyebilen işleyiştir.

 

Para hangi işin karşılığında ödendi? Belgede yazılı ürün gerçekten teslim edildi mi? Miktar ve bedel birbiriyle uyumlu mu? Alıcı o ürünü almaya yetkili mi? Görünürdeki ticaretin arkasında farklı bir işlem bulunabileceğini gösteren işaretler var mı?

 

MASAK’ın şüpheli işlem bildirim düzeni de mevcut. Dolayısıyla önerim, mevcut mali izleme mekanizmalarını ürün ve ticaret kayıtlarıyla, gerekli hukuki yetkiler çerçevesinde daha etkili ilişkilendirmektir. Bir kaydın tutulması kadar, riskin değerlendirilmesi ve gereğinin zamanında yapılması da önemlidir.

 

Bu işleyiş, amaçla sınırlı veri kullanımı, yetkili erişim ve denetlenebilir karar süreçleriyle kurulmalıdır. Otomatik uyarı, incelemeyi başlatan bir işaret olmalı; kişinin suçlu olduğuna dair hüküm yerine geçmemelidir.

 

Devletten beklentimiz, teknolojiyi önleyici yönetimin bir parçası hâline getirmesidir. Riskli madde yanlış ellere ulaşmadan, dolandırıcılık yeni mağdurlar üretmeden, suçun finansmanı büyümeden hukuka uygun müdahaleyi mümkün kılacak bir düzen kurmalıyız.

 

Yönetim kamuoyuna şunu açıklayabilmelidir: Hangi riski gördük, hangi kurum değerlendirdi, hangi tedbiri aldık ve hangi zararı önledik?

 

Teknolojik kapasitemizi, birbirini tamamlayan kayıtlara, açık kurum sorumluluklarına ve zamanında müdahaleye dönüştürmeliyiz. Devlet yönetimini buna göre kurgulamalıyız.

 

Kaynaklar:

 

• Ticaret Bakanlığı, 2025/7 sayılı Genelge, TİTCK prekürsör ihracat izinlerinin Tek Pencere Sistemine alınması: https://ticaret.gov.tr/data/67a49d0313b87622acec6888/2025-7%20Genelge-TPS-Sa%C4%9Fl%C4%B1k%20Bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-T%C4%B0TCK-Kontrole%20Tabi%20Madde%20%C4%B0hrac%C4%B1na%20Mahsus%20Ruhsatname-%C4%B0hracat%20Permisi%28Prek%C3%BCrs%C3%B6r%29_Ustyazi.pdf

 

• TCMB, FAST Güvenli Ödeme: https://fast.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/fast/guvenli%20odeme

 

• GİB, e-Fatura Uygulaması, Haziran 2025: https://cdn.gib.gov.tr/api/gibportal-file/file/getFileResources?objectKey=arsiv%2Fyardim-kaynaklar%2Finfografikler%2Fpdfs%2F2025_e_fatura.pdf

 

• MASAK, Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Şüpheli İşlem Bildirimi Rehberi güncellemesi: https://masak.hmb.gov.tr/duyuru/odeme-ve-elektronik-para-kuruluslari-supheli-islem-bildirimi-rehberi-ve-masak-online-sistemi-guncellendi

 

Editoryal not: İşlem öncesi izin doğrulama ve kayıtların çapraz kontrolüne ilişkin bölümler geliştirme önerisidir. Belirli bir olayda izinsiz satış veya kurumsal ihmal tespiti ileri sürülmemektedir.