Dün Kadir Sadi’yi Hakk’ın huzuruna uğurladık. Onu anarken, birlikte yürüdüğümüz yolları, yerli üretim için yaptığımız toplantıları ve zor zamanlarda birbirimize verdiğimiz desteği yeniden hatırladım.

Bazı insanların ardından yalnızca kurdukları fabrikalar konuşulmaz. Sözüne duyulan güven, işine gösterdiği özen ve yol arkadaşlarında bıraktığı iz de konuşulur. Kadir Sadi benim için böyle bir insandı. “Adam gibi adamdı” derken, sözünün arkasında duran, kendisiyle güven içinde ticaret ve yol arkadaşlığı yapılabilen bir insanı anlatıyorum.

Kendi arşivlerime ve sektör hafızama dayanarak, Evrenler’in 1945’te başlayan ortopedi üretimi yolculuğunu, Türkiye’nin tıbbi cihaz sanayisinin erken ve kıymetli adımlarından biri olarak görüyorum. Bu uzun yolculuğu, ona emek veren insanları hatırlamadan anlatamayız. Atilla Evren’i de bu vesileyle rahmetle anıyorum. Benim gönlümde onlar, sağlık sektörünün üretici mücahitleridir: İmkânsızlıklar içinde imkân oluşturan, üretmekte ısrar eden insanlar.

Kadir Bey’in küçük imkânlarla başlayıp üretimini büyütme gayretini yakından gördüm. Bir teras katından fabrikaya uzanan yolculuğu, hafızamda bu kararlılığın simgelerinden biri olarak kaldı. Tasarımmed’in kendi tarihçesinde üretime 1997’de başladığı belirtiliyor. Kadir Bey’in ortopedik implant alanındaki tecrübesi ise şirketin kuruluşundan çok daha öncesine uzanıyordu.

Onun teknolojiye yaklaşımını anlatan güzel bir hatıra da karşıma çıktı. SPINNER’ın kurumsal paylaşımında, Türkiye’de henüz referansları bulunmadığı dönemde ilk makinelerini satın alarak kendilerine güven veren kişinin Kadir Sadi olduğu anlatılıyor. Bu, onun üretime ve yeni teknolojiye duyduğu güvenin, birlikte çalıştığı insanlarda da iz bıraktığını gösteriyor.

Benim bu yolculuktaki çalışmalarım, 1990’da Sağlık Yayıncılık ve Sağlık Gazetesi ile başladı. Yayıncılığı, sektörün sorunlarını duyurmanın yanında çözüm arayan insanları buluşturmanın da bir yolu olarak gördüm. 1993’te yayımlamaya başladığımız Sağlık İhale Rehberi’nde, Türkiye genelindeki resmî ve özel sağlık kuruluşlarının mal ve hizmet alımlarını haftalık olarak derliyorduk. Rehberi sağlık kuruluşlarına ücretsiz, ilaç ve tıbbi cihaz firmalarına ise üyelik karşılığında ulaştırarak sektörün alım bilgilerine düzenli erişimini sağlıyorduk. Sağlık alımlarını, üreticilerin ihtiyaçlarını ve kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını aynı masada konuşmak istedik. 1990’lı yılların ilk yarısında tıbbi cihaz, mal ve hizmet alımlarındaki sorunlar ile çözüm önerilerini ele alan paneller düzenledik. Sağlıkta kaynakların verimli kullanımına ilişkin hazırladığımız raporu da ilgili makamlara sunduk.

Sektörel örgütlenme çalışmalarına da erken başladım. Kasım 1992’de SADER’in kuruluşu için yedi kişiyle ilk toplantımızı yaptık. 15 Ocak 1993’te, 125 kişinin katıldığı toplantıda tüzük hazırlama komitesini seçtik; bir aylık ortak çalışmayla tüzüğü hazırladık. Ben katılımın genişlemesini beklerken, incelenmesi amacıyla paylaştığım tüzük üzerinden resmî kuruluş başvurusu başka arkadaşlarımız tarafından yapıldı. Böylece resmî kuruculukta benim adım yer almadı. Ancak bu girişimin fikir sahibi ve kuruluş hazırlıklarını başlatıp yürüten kişi olarak verdiğim emeği, sektör hafızasına bir not olarak düşmek isterim.

1996’da yerli tıbbi cihaz üreticilerini belirlemek ve hastane yöneticileriyle tanıştırmak için yaptığımız çalışma, bugün de güzel hatırladığım buluşmalardan biridir. Üreten insanların görünür olmasını, ürünlerinin tanınmasını ve emeklerinin karşılık bulmasını arzu ediyorduk.[3]

2003 yılında Kadir Sadi ve Ahmet Fethi Polat’la yaptığımız görüşmeyi de unutmadım. Yerli üreticilerin birlikte hareket etmesi gerektiğini konuştuk. Ardından diğer üretici arkadaşlarımızla yürüttüğümüz çalışmalar, 2004’te TÜDER çatısı altında kurumsal bir yol arkadaşlığına dönüştü. 2021’e kadar sürdürdüğüm başkanlık döneminin en kıymetli tarafı, ortak bir amaç için emek veren bu insanlarla birlikte çalışmaktı.

Gayemiz açıktı: Türkiye’de üretim gelişsin, hastalar güvenilir ürüne ulaşsın, kamu kaynakları verimli kullanılsın ve üretici geleceğini görerek yatırım yapabilsin.

Bu çalışmaların önemli bir bölümünü Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile yürüttük. Recep Akdağ’la, tıbbi cihazlarda Avrupa Birliği mevzuatına uyum ve yerli üreticilerimizin CE belgelendirme süreçlerine erişebilmesi için çalıştık. Üreticilerimizin gerekli standartları karşılayarak ürünlerini hem ülkemizde hem uluslararası pazarlarda sunabilmesini hedefledik.

Ali Coşkun döneminde başlattığımız, yerli üreticilerin ayda bir bir araya geldiği toplantıları Nihat Ergün döneminde de sürdürdük. Bu buluşmalarda üreticinin ihtiyaçlarını doğrudan konuşuyor, çözüm önerilerini ilgili kamu birimlerine taşıyorduk.

Bu anlayışla geri ödeme koşullarını, alım yöntemlerini ve üreticinin karşılaştığı güçlükleri ilgili kurumlara taşıdık. 2008’de dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le yaptığımız görüşmede Kadir Sadi ve Ahmet Fethi Polat da yanımızdaydı. Dönemin haber kayıtlarında; üretim, kalite, ödeme süreleri ve tıbbi ürünlerin takibi üzerine yaptığımız değerlendirmeler yer alıyor. Bugün o kayıtlara bakınca, birlikte verdiğimiz emeği yeniden hatırlıyorum.

Yıllar boyunca karşılaştığım meselelerden biri de yerli ürüne duyulan güveni güçlendirmekti. Benim savunduğum ölçü hep aynı oldu: Ürünü hasta güvenliği, bilimsel performans, kalite ve izlenebilirlik üzerinden değerlendirmek. Türkiye’deki üreticinin bu ölçütleri karşılamak için yaptığı yatırımı görmek ve geliştirmesine fırsat vermek.

Üreticiye güven veren bir alım ortamı; yeni makineye, yetişmiş çalışana ve araştırmaya yatırım yapabilmesinin önünü açar. Yerli üretim politikası da bu sürekliliği sağlayabildiği ölçüde sonuç verir.

2012’de Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜDER iş birliğinde Ankara Bilkent Otel’de düzenlenen “Türkiye Tıbbi Cihaz Sektörü Yatırım Fırsatları ve Kamu Destekleri Çalıştayı” bu bakımdan önemli buluşmalarımızdan biriydi. Üretimi, yatırımı ve kamu desteklerini birlikte ele aldık. Aynı yıl Çorum’da da bölgesel çalıştay düzenlenmesine yönelik çalışmalar yürüttük.

Nihat Ergün döneminde, girişimlerimiz ve yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda Sanayi Bakanlığı bünyesinde Sağlık Sanayi Daire Başkanlığının kurulmasını sağladık. Sağlık sanayisinin Bakanlık içinde kendine ait bir muhataba kavuşmasını önemli bir kazanım olarak gördük. Ancak daha sonra bu yapının şube düzeyine gerilemesiyle, hedeflediğimiz kurumsal gücü ve sürekliliği sağlayamadık.

Bu süreçlerde katkı veren bakanlarımıza, kamu yöneticilerimize, akademisyenlerimize ve üretici arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Ali Coşkun, Murat Başesgioğlu, Recep Akdağ ve Nihat Ergün’ün çalışmalarımıza gösterdikleri ilgi ve katkıları da şükranla hatırlıyorum. Birlikte emek verdiğimiz bütün arkadaşlarımın gönlümde ayrı bir yeri vardır.

Bugün bu hatıraları yazarken, bir dönemin emeğine vefa borcumuzu da hatırlatmak istiyorum. Sektörün hafızasında yalnızca ürünler ve şirketler bulunmamalı; o üretimi mümkün kılan insanların cesareti, alın teri ve dayanışması da yaşamalı.

Kadir Sadi’nin bıraktığı en kıymetli miraslardan biri, üretim gayretiyle güvenilir insan olmayı bir arada taşımasıdır. Onun gibi insanların hatırasını yaşatmanın yolu, üretime devam etmek, kaliteyi yükseltmek ve yeni üreticilerin yetişmesine destek olmaktır.

Bu vesileyle Sayın Cumhurbaşkanımıza bir önerimi de arz etmek istiyorum: Yerli üretimin öncülerini ve bu mücadeleye emek verenleri onurlandırmak amacıyla “Cumhurbaşkanlığı Sağlık Sanayisi Üretim Onur Ödülü” oluşturulması çok anlamlı olacaktır. 1945’te kurulan Evrenler’in bugünkü temsilcisinin, Hipokrat’ın kurucusu ve üretim yolculuğunu sürdüren Hayri Dursunoğlu’nun, Ahmet Fethi Polat’ın ve Tıpmed’den Sedat Önel’in; ayrıca merhum Kadir Sadi ile Atilla Evren’in hatıralarının bu ödülle takdir edilmesini öneriyorum. Üreticileri bir araya getiren, örgütlenme çalışmalarını yürüten ve kamu nezdindeki ortak mücadeleye öncülük eden Mustafa Daşcı olarak benim de bu kapsamda değerlendirilmemi arzu ediyorum. Vefat eden üreticilerimizin ödülleri ailelerine takdim edilebilir. Böyle bir vefa, üreticilerimize büyük moral verecek; sağlık sanayisine yatırım yapmayı düşünen girişimcilerimize de cesaret ve teşvik sağlayacaktır.

Kadir Sadi ve Atilla Evren’i rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Allah her ikisine de rahmetiyle muamele etsin; mekânları cennet olsun. Ailelerine, yakınlarına ve sağlık sektörümüze başsağlığı diliyorum.

Kaynaklar ve editör notu

Kişisel hatıralar ve yazarın verdiği tarihli bilgiler, kendi arşivine ve tanıklığına dayanmaktadır. Evrenler’in 1945’te başlayan üretim geçmişi de bu kapsamda aktarılmıştır. Aşağıdaki kaynaklar, ilgili şirket bilgileri ve geçmiş etkinlik kayıtları için kullanılmıştır. Türkiye’deki bütün tıbbi cihaz üretiminin tek bir firmayla başladığı yönündeki genelleme, Almanya ile aynı yılda başlama karşılaştırması, doğrulanamayan oranlar ve rakamlar, kişilere yönelik olumsuz iddialar ile belgelendirilemeyen uluslararası ödül ve eğitim ayrıntıları metne alınmamıştır.

1. Tasarımmed, kurumsal tanıtım ve tarihçe: https://www.tasarimmed.com.tr/tr.html

2. SPINNER CNC Takım Tezgahları Fabrikası, Kadir Sadi ziyareti hakkında kurumsal paylaşım: https://tr.linkedin.com/posts/spinnercnc_innovasyon-partner-g%C3%BCven-activity-7362140369607675907-VSQg

3. Sağlık Gazetesi, Mustafa Daşcı öz geçmişi (yazarın kendi yayınındaki biyografi): https://www.saglikdergisi.com.tr/yazar/mustafa-dasci/

4. Esra Öz, “Medikal Sorunlara Işık Tutuldu”, 15 Ekim 2008: https://fesraoz.blogspot.com/2008/10/medikal-sorunlara-isik-tutuldu.html

5. Dünya Sağlık Ajansı, Bilkent çalıştayı haberi, 30 Ocak 2012: https://dunyasaglikajansi.wordpress.com/2012/01/30/bakan-ergun-bu-toplanti-saglik-sektoru-icin-bir-milat-olacak/

6. Yayla Haber, “Tıbbi Cihaz Çalıştayı 13 Mart’ta”, 10 Mart 2012 (etkinlik öncesi duyuru): https://www.yaylahaber.com.tr/tibbi-cihaz-calistayi-13-martta