Bugün Prof. Dr. Mazhar Semih Başkan, ömrünü adadığı bu dünyadaki görevini tamamlayarak toprağa emanet edildi.

Allah rahmet eylesin, mekânını cennet eylesin.

Ben Prof. Dr. Mazhar Semih Başkan’ı 1987 yılından itibaren tanıyorum. Hayatım boyunca tanıdığım en mütevazı, en ilkeli ve inandığı gibi yaşayan bilim insanlarından biriydi.

Profesörlüğü, yöneticiliği ve akademik kariyeri hiçbir zaman onun yaşam tarzını değiştirmedi. Makamın değil, hizmetin peşinden koştu. Kendisine ait gösterişli bir hayatı olmadı; yıllarca toplu taşıma kullandı, emekliliğinden sonra Okan Üniversitesi’nde görev yaptığı dönemde de Ankara–İstanbul arasında çoğunlukla trenle seyahat etti.

En çok hayran olduğum yönlerinden biri ise insana bakışıydı. Hekimliği ve yöneticiliği boyunca insanların dinine, diline, ırkına, düşüncesine veya sosyal konumuna göre ayrım yaptığını hiç görmedim. Herkese aynı samimiyetle, aynı tevazuyla, babacan ve güler yüzlü yaklaşırdı. Ben, onun bilerek bir insanın kalbini kırdığına hiç şahit olmadım.

İnancını gösterişle değil; doğruluğu, dürüstlüğü, merhameti ve güzel ahlakıyla yaşardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi, “Yaratılanı Yaradan’dan dolayı seviyoruz.” anlayışını hayatına yansıtan, insanı insan olduğu için seven örnek bir hekim ve örnek bir bilim insanıydı.

Yerli üretim konusunda da söylediğini yaşayanlardandı. Yeni geliştirilen yerli ürünleri önce bilimsel olarak değerlendirir, uygun bulmadığını “Mustafa Daşcı, ben bunu hastalarımda kullanamam.” diyerek reddeder; başarılı bulduğu ürünleri ise hiç tereddüt etmeden desteklerdi. Onun için ölçü, kalite ve hasta güvenliğiydi.

Bir gün laboratuvar kitlerine bağımlı cihaz alımlarıyla ilgili yaşadığı sorunu benimle paylaşmış, birlikte bu bağımlılığı azaltacak farklı bir ihale modeli üzerine değerlendirmelerde bulunmuştuk. Yıllar içinde sağlık sisteminde rekabeti güçlendiren ve kamu yararını önceleyen benzer uygulamaların yaygınlaşması, çözüm arayan yönünün en güzel örneklerinden biri olarak hafızamda kaldı.

Bugün üniversitedeki törenine yetişemedim; cenaze namazında ise beklediğim kalabalığı görememek beni ayrıca üzdü. Ancak biliyorum ki bazı insanlar kalabalıklarla değil, geride bıraktıkları eserlerle, yetiştirdikleri öğrencilerle ve gönüllerde bıraktıkları izlerle uğurlanırlar.

Prof. Dr. Mazhar Semih Başkan da işte böyle bir insandı.

Ben onun iyi bir insan olduğuna, dürüstlüğüne, tevazusuna, millet ve insan sevgisine şahidim. Rabbim huzurunda da bu şahitliğimi yaparım.

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet, makamı âli olsun.