Nöromüsküler Hastalıklar Derneği tarafından düzenlenen Nöromüsküler Hastalıklar Kongresi, 9–11 Ekim tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirildi. “Nöromüskülerin ABC’si” temasıyla düzenlenen kongrede, nöromüsküler hastalıklar temel yaklaşımlardan klinik uygulamalara kadar farklı yönleriyle ele alındı.

Kongre öncesinde düzenlenen basın toplantısında Medimagazin ve Türkiye Klinikleri TV’ye konuşan Nöromüsküler Hastalıklar Derneği Başkanı Prof. Dr. M. Ersin Tan, Dernek 2. Başkanı Prof. Dr. Fatma Yeşim Parman ve dernek üyeleri Prof. Dr. Kayıhan Uluç ile Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe, alandaki gelişmeleri ve derneğin hedeflerini değerlendirdi.

"Genç nörologlara nöromüsküler hastalıkları sevdirmek istiyoruz"

Nöromüsküler Hastalıklar Derneği Başkanı Prof. Dr. M. Ersin Tan, derneğin Mayıs 2026’da, bu alanda yetişmiş ve yıllarını nöromüsküler hastalıklara vermiş hekimlerin bir araya gelmesiyle kurulduğunu söyledi. Tan, temel amaçlarının yeni yetişen nörologlara nöromüsküler hastalıkları sevdirmek ve alandaki son gelişmeleri paylaşmak olduğunu belirtti.

Geçmişte nöromüsküler hastalıkların fazla dikkat çekmediğini ifade eden Tan, bilimdeki ilerlemeler sayesinde tanı ve tedavide büyük gelişmeler kaydedildiğini vurguladı:

“Eskiden nörolojinin üvey evladı olan nöromüsküler hastalıklar bugün artık bilimin katkısıyla, genetik bilimindeki ilerlemeyle, tedavi yöntemlerinin gelişmesiyle ve hastalıkların daha iyi tanınır olmasıyla çok daha ayrı bir seviyeye çıktı. Eskiden çaresiz kaldığımız, ‘Doğduğu zaman ölecek’ dediğimiz hastalar bugün yaşayabiliyorlar.”

Spinal müsküler atrofiyi (SMA) örnek gösteren Tan, Türkiye’de yaklaşık 3 bin SMA hastası olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Tan, geçmişte yaşamlarını kaybedecekleri düşünülen çocukların, genetik tedaviler sayesinde top oynayabilecek duruma gelebildiğini belirtti.

Nöromüsküler hastalıklar alanında önemli bir çığır açıldığını ifade eden Tan, genç nörologların bu gelişmeleri öğrenerek alana yönelmelerini sağlamanın en büyük amaçları olduğunu kaydetti.

"Nöromüskülerin ABC’si" üç günlük programda ele alındı

Kongrenin temasının “Nöromüskülerin ABC’si” olduğunu belirten Tan, nöromüsküler hastalıkları beş başlık altında ele aldıklarını ifade etti. Bunların kas hastalıkları, yani miyopatiler; periferik sinir hastalıkları, yani nöropatiler; motor nöron hastalıkları; nöromüsküler kavşak hastalıkları ve nöropatiyle seyreden ağrı olduğunu aktardı.

Kongrenin 500’ün üzerinde katılımcıyla gerçekleştirildiğini belirten Tan, bu alanda düzenlenen kongreler içerisinde bu katılımcı sayısına ulaşan ilk kongre olduğunu söyledi.

Toplantılara yurt dışından uzmanların da davet edildiğini aktaran Tan, bu çalışmalarla Türkiye’de nöromüsküler hastalıklar alanındaki bilimsel gelişime katkıda bulunmayı amaçladıklarını kaydetti.

Türkiye’de kalıtsal hastalıkların sık görüldüğünü belirten Tan, akraba evliliklerine dikkat çekti. Türkiye’nin akraba evlilikleri açısından dünyada ilk üç sırada yer aldığını ifade eden Tan, bu evliliklerin önlenmesi için çaba gösterildiğini ancak sorunun kısa sürede çözülemediğini söyledi.

Türkiye’yi genetik bilimi açısından bir “define” olarak nitelendiren Tan, henüz adı ve nedeni bilinmeyen çok sayıda hastalık bulunduğunu belirtti.  Bir hastalığın adı ve nedeni bilinmeden tedavi seçeneklerinin gündeme getirilemeyeceğini vurgulayan Tan, henüz tedavisi olmayan hastalıkların bulunduğunu, ancak SMA örneğinde olduğu gibi genetik hastalıklarda tedavi seçeneklerinin hızla ortaya çıktığını söyledi.

"Geldiğimiz noktada çok mutluyum"

Nöromüsküler Hastalıklar Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Fatma Yeşim Parman, İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Nöromüsküler Hastalıklar Bilim Dalında çalıştığını ve yaklaşık 1988’den bu yana bu hastalık grubuyla ilgilendiğini söyledi.

O yıllarda hastaya yaklaşımın, tetkik ve tedavi yöntemlerinin oldukça sınırlı olduğunu belirten Parman, bugün gelinen noktadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi:

“Bunca yıllık kariyeri devirdikten sonra geldiğimiz noktada çok mutluyum. Çünkü artık tanı yöntemlerimiz, özellikle genetik incelemeler, büyük ölçüde gelişti.”

Bağışıklık sistemi kökenli bazı nöromüsküler hastalıklarda antikorların tanınması ve laboratuvarlarda araştırılabilmesinin tanı olanaklarını genişlettiğini belirten Parman, yeni moleküller ve tedavi seçeneklerinin de hekimlerin önünü açtığını söyledi. Parman, “Nöromüsküler hastalıkların geleceğinin çok parlak olduğunun altını çizmek lazım.” dedi.

"Toplumda hiç bilinmiyor ya da çok az biliniyor"

Nöromüsküler hastalıkların toplumda yeterince tanınmadığını belirten Parman, “Aslında hiç bilinmiyor ya da çok az biliniyor desem yeridir” ifadelerini kullandı.

Bu alanın yıllardır nörolojinin küçük bir alt grubu olarak görüldüğünü söyleyen Parman, son yıllarda tanı ve tedavideki gelişmeler sayesinde daha fazla tanınmaya başladığını kaydetti.

Nöromüsküler hastalıkların; kas hastalıklarını, sinir ucu hastalıklarını, sinir-kas geçişindeki kavşağı tutan hastalıkları ve beyinde ya da omurilikte bulunan hareket hücrelerinin hastalıklarını kapsadığını anlatan Parman, toplumun daha çok bildiği hastalıklar arasında SMA ve ALS’nin bulunduğunu belirtti.

SMA taşıyıcılığının yüksek olduğunu ve yaklaşık 50 kişiden birinin taşıyıcı olduğunu ifade eden Parman, akraba evliliklerinde hastalığın çocuklara aktarılma riskine dikkat çekti.

Günümüzde erken tanının yanı sıra evlenecek çiftlere taşıyıcılık taraması yapılmasının da önemli olduğunu vurgulayan Parman, Avrupa’da birçok yerde bu tarama testlerinin bulunmadığını söyledi. Evlenecek ve çocuk sahibi olacak kişilerin önceden farkındalık kazanmasının önemine işaret etti.

ALS’de farkındalık ve hastalığın nedenleri

ALS konusunda farkındalığın arttığını belirten Parman, tanı olanaklarının ise çok değiştiğini söyleyemeyeceğini ifade etti.

Hastalığın nedenlerinin iyi araştırılması gerektiğini vurgulayan Parman, daha çok 50’li, 60’lı ve 70’li yaşlarla ilişkilendirilen ALS’yi artık çok genç kişilerde de gördüklerini söyledi.

Altta genetik yatkınlık bulunduğunu düşündüğünü belirten Parman; hava kirliliği, beslenme, diğer çevresel faktörler ve stresin etkilerinin de değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

"Tedavi edemediğimiz bazı hastalıkları tedavi edebilir hâle geliyoruz"

Nöromüsküler Hastalıklar Derneği Üyesi ve Acıbadem Ataşehir Hastanesi Nöroloji ve Klinik Nörofizyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Uluç, nöromüsküler hastalıkların tedavisinde son dönemde çok ciddi gelişmeler yaşandığını söyledi.

Bu gelişmelerin hem hekimler hem de hastalar açısından mutluluk verici olduğunu belirten Uluç, “Daha önceden hiç tedavi edemediğimiz bazı hastalıkları, ki bunların çoğu esasında genetik hastalıklar, tedavi edebilir hâle gelmeye başladık. Çok yüz güldürücü gelişmeler var. Daha da fazla ilaç gelmesini bekliyoruz.” dedi.

Takip ettikleri hastalıkların bir bölümünün, bağışıklık sisteminin kişinin kendi dokularına saldırmasıyla gelişen otoimmün hastalıklar olduğunu anlatan Uluç, miyasteni gibi hastalıklarda da önemli tedavi gelişmeleri yaşandığını kaydetti.

Uluç, yeni tedavi seçeneklerinin hastaların hastalıkla baş etme ve sağkalım olasılıklarını yükselttiğini belirtti.

Nöromüsküler hastalıkların geçmişte daha geri planda kalan ve tedavi açısından zor bir alan olarak değerlendirildiğini hatırlatan Uluç, hem tanıda hem de tedavide kaydedilen ilerlemelerin hastaların günlük yaşam aktivitelerini ve yaşam kalitelerini artırdığını, sağkalım sürelerini uzattığını söyledi.

"Tanı ve tedavide önemli yol katettik"

Nöromüsküler Hastalıklar Derneği Üyesi Prof. Dr. Hacer Durmuş Tekçe, Türkiye’de nöromüsküler hastalıkların tanı ve tedavisinde önemli yol kat edildiğini belirtti.

Türkiye’de bu hastalıkların sık görüldüğünü ifade eden Tekçe, akraba evlilikleri nedeniyle kalıtsal formlarla da sık karşılaşıldığını söyledi.

İstanbul Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Nöromüsküler Hastalıklar Bilim Dalının, 1980’li yıllarda Prof. Dr. Coşkun Özdemir tarafından kurulduğunu hatırlatan Tekçe, sonraki yıllarda üniversitelerde bu alandaki çalışmaların geliştiğini aktardı.

2000’li yıllardan itibaren Sağlık Bakanlığının da nöromüsküler hastalıklar konusunda çalışmalar yürüttüğünü belirten Tekçe, Bakanlık bünyesindeki birçok nöromüsküler merkezin bugün aktif olarak hizmet verdiğini söyledi.

Genetik tedaviler ve yeni ilaçlar öne çıkıyor

Nöromüsküler hastalıklar açısından heyecan verici bir dönemden geçildiğini belirten Tekçe, hem tanıda hem de tedavide önemli ilerlemeler kaydedildiğini ifade etti.

Kalıtsal hastalıklarda gen tedavilerinin yanı sıra farklı genetik tedavi yaklaşımlarının da gündeme geldiğini söyleyen Tekçe, otoimmün hastalıklarda da ciddi ilaç gelişmeleri yaşandığını belirtti.

Miyasteni ve miyozit gibi nöromüsküler hastalıklarda yeni tedavi seçeneklerine dikkat çeken Tekçe, “Artık bu grup hastalıklarda da hastaların yaşam kalitelerini oldukça artırıyoruz. Çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz.” dedi.

 Kaynak: Medimagazin