Neurology dergisinde yayımlanan yeni kılavuzda, ayda dört veya daha fazla migren günü yaşayan yetişkinlere koruyucu ilaç tedavisi sunulması önerildi. Uzmanlar, tedavi seçiminde etkinliğin yanı sıra yan etkiler, eşlik eden hastalıklar, gebelik olasılığı, yaşam tarzı ve maliyet gibi hasta önceliklerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Migren, şiddetli ve çoğunlukla başın bir tarafında hissedilen zonklayıcı ağrının yanı sıra bulantı, görme bozuklukları ve ışığa duyarlılıkla günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebiliyor.

Migren atağı başladıktan sonra kullanılan tedavilerden farklı olarak koruyucu ilaçlar, atakların ne sıklıkla ortaya çıktığını azaltmayı amaçlıyor.

Tedavi seçeneklerinin giderek çeşitlenmesiyle birlikte, hangi koruyucu ilacın kullanılacağına hastanın belirtileri, ihtiyaçları ve yaşam tarzı doğrultusunda karar verilmesinin önemi de artıyor.

Bu amaçla bir araya gelen multidisipliner uzman paneli, yetişkinlerde reçeteli ilaçlarla migrenin önlenmesine yönelik karar sürecini desteklemek için yeni bir kılavuz hazırladı.

Neurology dergisinde yayımlanan çalışmada uzmanlar, mevcut bilimsel kanıtları inceleyerek 17 öneri geliştirdi.

Üç temel soruya yanıt arandı

Uzmanlar, günlük kullanılan koruyucu migren ilaçlarına ilişkin üç temel soruya odaklandı.

İlk olarak hangi ilaçların plaseboyla karşılaştırıldığında migren sıklığını gerçekten azalttığı, örneğin aylık migren günlerini en az yarıya indirebildiği değerlendirildi.

İkinci olarak ilaçların diğer aktif koruyucu migren tedavileriyle doğrudan karşılaştırıldığında ne ölçüde etkili olduğu incelendi.

Üçüncü olarak ise hangi ilaçların, bilimsel olarak doğrulanmış ölçüm araçlarıyla değerlendirildiğinde hastaların günlük yaşam kalitesini iyileştirdiğine bakıldı.

Ayda dört veya daha fazla migren günü olanlara koruyucu tedavi önerisi

Kılavuzda, ayda dört veya daha fazla migren günü yaşayan hastalara atak sıklığını azaltmak amacıyla günlük koruyucu ilaç tedavisi sunulması öneriliyor.

Baş ağrısı günlerinin sayısından bağımsız olarak, migren nedeniyle günlük yaşamında belirgin işlev kaybı yaşayan hastalarda da koruyucu tedavilerin değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Ancak hangi ilacın seçileceğinin hasta ve hekim tarafından birlikte kararlaştırılması gerektiği vurgulanıyor.

Hekimlerin hastanın mevcut hastalıklarını, ruh sağlığı öyküsünü ve kullandığı diğer ilaçları dikkate alarak uygun seçenekleri sunması ve olası yan etkiler konusunda hastayı bilgilendirmesi öneriliyor.

Eski ve yeni tedavi seçenekleri birlikte değerlendirilmeli

Kılavuzda propranolol, topiramat ve valproat gibi uzun süredir kullanılan koruyucu tedavilerin yanı sıra, migrene özgü daha yeni seçeneklerin de hastalarla görüşülmesi öneriliyor.

Bunlar arasında tablet veya enjeksiyon şeklinde uygulanabilen CGRP'yi hedefleyen tedaviler de bulunuyor.

Uzmanlara göre migrenin önlenmesinde herkes için geçerli tek bir “en iyi” ilaç bulunmuyor.

Hastanın belirli ilaçları kullanmasını engelleyen başka önemli bir sağlık sorunu yoksa tedavi seçiminin kişinin önceliklerine göre kişiselleştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu öncelikler arasında ilacın etkinliği, yan etkileri ve maliyeti yer alabiliyor.

Eşlik eden hastalıklara göre tedavi değişebilir

Kılavuz, yalnızca genel tedavi önerileriyle sınırlı kalmıyor. Fibromiyalji, obezite veya yüksek tansiyonu bulunan kişiler için de tedavi seçiminde dikkate alınması gereken noktalar ele alınıyor.

Yaşlı yetişkinler ile hamile veya emziren kişiler için de özel önerilere yer veriliyor.

Ayrıca biyolojik cinsiyetle ilişkili faktörlerin ilaç seçiminde yaratabileceği farklılıklar ve migren ilaçlarını aşırı kullanan hastaların yönetimi de değerlendiriliyor.

Gebelik olasılığında risklere dikkat

Uzmanlar, gebe kalma olasılığı bulunan kişilerin ilaçların fetüs üzerindeki potansiyel riskleri konusunda mutlaka bilgilendirilmesini öneriyor.

Doğumsal kusur riskiyle ilişkili valproat ve topiramat gibi ilaçlardan bu kişilerde kaçınılması gerektiği belirtiliyor.

Kılavuzda ayrıca kadın hastaların valproik asidin polikistik over sendromu (PKOS) gelişme riskini artırabileceği konusunda bilgilendirilmesi öneriliyor.

İleri yaştaki erkek hastalarda ise idrar yapma güçlüğü ve idrar retansiyonu açısından değerlendirme yapılması ve bu durumla ilişkili risk nedeniyle trisiklik antidepresanlardan kaçınılması gerektiği belirtiliyor.

Koruyucu tedaviye yeterli süre tanınmalı

Yeni önerilerin öne çıkan başlıklarından biri de koruyucu ilaçların etkisini değerlendirmek için yeterli süre beklenmesi.

Kılavuza göre standart günlük koruyucu ilaçların başarısız olduğuna karar vermeden önce, hastanın tolere edebildiği dozda en az 8 ila 12 hafta kullanılması öneriliyor.

Botoks tedavisinde ise etkinliği değerlendirmek için daha uzun süre gerekiyor. Uzmanlar, tolere edilen dozda 24 hafta beklenmesini öneriyor.

Böylece etkili olabilecek bir tedavinin yeterli süre denenmeden erken bırakılmasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

“Herkese uyan tek bir tedavi yok”

Kılavuzun hazırlanması için Amerikan Nöroloji Akademisi (AAN) 2018 yılında tıp uzmanları, araştırma metodolojisi uzmanları ve hasta temsilcilerinden oluşan bir panel oluşturdu. Amerikan Baş Ağrısı Derneği (AHS) de 2022 yılında çalışmaya katıldı.

Uzmanlar, migrenin önlenmesinde tedavi kararlarının her hasta için ayrı değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kılavuzdaki önerilerin hekimlerin karar süreçlerine yardımcı olmak amacıyla hazırlandığı, tedaviyi zorunlu biçimde belirlemediği ve uygulanmasının gönüllü olduğu özellikle vurgulandı.

Kaynak: Medimagazin