İzmir’de bilim insanları tarafından yapay zeka destekli yerli ’yapay kalp destek sistemi’ geliştirildi. Projeyle, kablosuz enerji transferi teknolojisi sayesinde vücutta açık yara bırakılmayarak enfeksiyon riskinin ortadan kaldırılması ve hastaların kablo ile batarya çantası taşıma zorunluluğundan kurtarılması hedefleniyor."
İzmir’de
bilim insanları, ileri evre kalp yetmezliği yaşayan hastalara umut olacak bir
projeye imza attı. Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi ve
Bakırçay Üniversitesi iş birliğiyle hazırlanan proje kapsamında, yapay zeka
desteğiyle çalışan ve yerli üretim olan ‘yapay kalp destek sistemi’
geliştirildi. Projede, hastanın dijital kopyası üzerinden sağlık çalışanlarına
ve hastaya anlık bilgi akışı sağlanacak. Sistem, ‘kablosuz enerji transferi’
teknolojisi sayesinde vücutta açık yara bırakmayarak enfeksiyon riskini de
ortadan kaldıracak.
Kalp
hastalıklarının, dünyada ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer aldığına
değinen İEÜ Medical Point Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümünden Prof.
Dr. Koray Aykut, "Çok sayıda insan ağır kalp yetmezliği çekmekte ve
bunların ciddi bir kısmını kalp nakli adayları oluşturmaktadır. Kalp nakli, yüz
güldürücü bir işlem ancak uygun organ bulmak her zaman kolay olmuyor. Gerek
donör sayısının azlığı gerekse bulunan kalbin nakle uygun olmaması yapılan
ameliyat sayısını kısıtlamaktadır. Dünyada özellikle kalp nakli bekleyen
hastaların hem sağ kalımını artırmak hem de yaşam konforunu yükseltmek amacıyla
birtakım yapay kalpler geliştirilmiştir. Ülkemizde de bu yapay kalpler birçok
merkezde başarıyla uygulanabilmektedir" dedi.
‘Yerli Üretim’
Vurgusu
Bu
cihazların birtakım dezavantajlarının da bulunduğuna değinen Aykut, "En
önemli sorunlardan biri yurt dışına bağımlı olmamız ve cihaz maliyetlerinin
aşırı yüksekliğidir. Bunlar milyonlarca liraya mal olan sistemlerdir. İkinci
dezavantaj ise cihaz göğüs kafesi içine takılmasına rağmen motoru besleyen
bataryaların vücut dışında kalmasıdır. Hastanın vücut içi ile dışı arasında bir
bağlantı sağlayan ve cildinden çıkan hortumlar bulunmakta. Hasta bu bataryaları
bir çantayla yanında taşımak zorunda kalmaktadır. Bu durum aynı zamanda
enfeksiyon riskini de ciddi oranda artırmaktadır. Yüksek maliyet, sınırlı
sayıda hastaya uygulanabilme, enfeksiyon riskleri ve şarj-batarya problemleri
gibi etkenleri göz önüne alarak ekip olarak ’Bunun daha gelişmiş bir modelini
yapabilir miyiz?’ düşüncesiyle yola çıktık. Tıp ve biyomedikal uzmanları,
elektrik-elektronik mühendisleri, hekimler ve araştırma görevlilerinden oluşan
yaklaşık 20 kişilik bir ekibimiz var. Yerli bir üretim gerçekleştirerek
maliyetleri ciddi oranda düşürmeyi ve böylece çok daha fazla hastaya
ulaşabilmeyi hedefledik" diye konuştu.
Biyomedikal
Mühendisi Necip Çiftçi ise "Gerçekleştirmiş olduğumuz bu prototipte,
transkutanöz enerji (deri üzerinden verilen enerji) ile pompayı çalıştırmayı ve
herhangi bir kablo vücut dışına çıkmadan pompayı döndürmeyi hedefliyoruz. Sol
ventrikül yetmezliği olan hastalarda, kalbin alt tarafına bir hortum vasıtasıyla
pompa yerleştireceğiz. Bu pompa kanı kalpten alarak aorta gönderecek ve aort
üzerinden kan tüm vücuda dağıtılacak. Sol ventrikül, vücudumuzda kanı tüm
organlara pompalamaya yarayan bir yapıdır. Bu mekanizma görevini yerine
getiremediğinde, bölgeye yapay bir pompa implante ederek hastanın hayati
fonksiyonlarını idame ettirmeyi amaçlıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Yılbaşına
kadar pompanın prototipini tamamlamayı hedeflediklerini belirten Çiftçi,
şunları kaydetti:
"Deneylerimiz
devam ediyor. Hazırlamış olduğumuz pompanın vücuttaki simülasyonunu
gerçekleştirdik. Hedeflediğimiz noktaya ulaştığımızda prototipimizi
tamamlayacağız. Sonrasında hayvan deneyleri aşamasına geçmeyi ve ardından
cihazımızı halkımızın kullanımına sunmayı planlıyoruz."
"Var Olan
Cihazlardan Ayrışan, Önemli Özgün Değerlerimiz Mevcut"
Projenin
çıkış noktasının yüksek lisans tezine dayandığını aktaran İzmir Bakırçay
Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği Bölümünde Araştırma Görevlisi Nazlıhan
Kaçmaz da "Bu çalışmanın ön hazırlıklarını ve bilgisayar destekli
analizlerini yüksek lisans tezim kapsamında tamamladık. Şu anda doktora tezim
doğrultusunda, projemizin prototipini elde etmek amacıyla çalışmalarımıza devam
ediyoruz. Var olan cihazlardan ve sistemlerden ayrışan, önemli özgün
değerlerimiz mevcut. Sistemimize dijital ikiz ve yapay zeka entegre ederek,
hastanın dijital bir kopyası üzerinden hem hastaya hem de sağlık çalışanlarına
anlık bilgi akışı sağlamayı hedefliyoruz. ’Kablosuz enerji transferi’
teknolojisiyle de hastada açık bir yara bırakmadan, enfeksiyon riskini en aza
indiren bir enerji aktarım sistemi kurmayı amaçlıyoruz. Ayrıca ’DFX metodu’
olarak adlandırılan tasarım yöntemleriyle çok daha optimize bir tasarım elde
etmeyi hedeflemekteyiz" şeklinde konuştu.
En
kritik noktanın, hastanın kalbine yerleştirilecek olan pompa mekanizması
olduğuna işaret eden Kaçmaz, şöyle konuştu:
"Bilgisayar
analizleriyle en optimum tasarıma ulaşarak ’manyetik levitasyon’ teknolojisini
kullanmayı, bu sayede sürtünmeyi minimuma indirerek kan hücrelerine zarar
vermeyen bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Son aşamada ise elde ettiğimiz
prototipin deneylerini, laboratuvarda kurduğumuz sistem üzerinde
gerçekleştireceğiz. Bu test düzeneğiyle, hastanın kardiyovasküler sistemini
(yapay dolaşım döngüsünü) birebir simüle etmeyi amaçlıyoruz."
Kaynak:İHA