Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, toplumda çoğunlukla "zararlı" olarak bilinen kolesterolün bir türünün damarları koruyan en önemli doğal savunma mekanizması olduğunu belirterek, "HDL dediğimiz iyi kolesterol, damarların adeta süpürgesidir. Kalp krizine karşı sessiz ama güçlü bir koruma sağlar" dedi.
Türkiye’de kalp-damar hastalıklarının tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu vurgulayan Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Yücel, bu tablonun arka planında düşük HDL düzeyleri, yüksek LDL(düşük yoğunluklu lipoprotein) kolesterol, hareketsiz yaşam ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının yer aldığını söyledi. Kolesterolün vücut için hayati bir madde olduğunu ifade eden Yücel, hormon üretiminden hücre zarlarının yapısına, D vitamini sentezinden sindirim için gerekli safra asitlerinin üretimine kadar pek çok önemli görev üstlendiğini kaydetti.
Kolesterolün
kanda serbest dolaşamadığını ve "lipoprotein" adı verilen taşıyıcı
paketlerle taşındığını belirten Yücel, bu noktada LDL ve HDL’nin (yüksek
yoğunluklu lipoprotein) rolüne dikkat çekti. LDL’nin damar duvarlarında
birikerek damar sertliğine zemin hazırladığını, HDL’nin ise bu birikimleri
toplayarak karaciğere geri götürdüğünü ifade eden Yücel, "Tıpta buna ters
kolesterol taşınımı diyoruz. Bu süreç kalp krizine karşı en önemli doğal
savunma mekanizmalarından biridir. Kardiyoloji pratiğimde hastalarıma hep şunu
söylerim: LDL ateşi yakan kibrit, HDL ise yangın söndürme ekibidir" diye
konuştu.
HDL’nin yalnızca kolesterol taşımakla kalmadığını, aynı zamanda damar iç yüzeyindeki iltihaplanmayı azalttığını, kanın pıhtılaşma eğilimini dengelediğini ve LDL kolesterolünün oksitlenmesini önleyerek damar sertliğinin ilerlemesini yavaşlattığını dile getiren Yücel, HDL düşüklüğünün genellikle belirgin bir belirti vermediğine dikkat çekti.
HDL
değerleri hakkında bilgi veren Yücel, erkeklerde 40 mg/dL’nin, kadınlarda ise
50 mg/dL’nin altındaki seviyelerin riskli kabul edildiğini, 40–59 mg/dL
aralığının normal, 60 mg/dL ve üzerinin ise koruyucu düzey olarak
değerlendirildiğini ifade etti. Düzenli kan tahlilinin görünmeyen riskleri
erken yakalamak açısından büyük önem taşıdığını belirten Yücel, 20 yaşından
itibaren en az 5 yılda bir lipid profili testi yapılması gerektiğini söyledi.
40 yaş üstü, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, diyabet,
tansiyon veya obezitesi olan kişilerin ise yılda en az bir kez test
yaptırmasının önem taşıdığını kaydetti.
HDL
seviyesinin yaşam tarzı değişiklikleriyle önemli ölçüde artırılabileceğini
vurgulayan Yücel, haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz
yapılmasını önerdi. Tempolu yürüyüş, bisiklet ve yüzme gibi aktivitelerin
HDL’yi yüzde 5-10 oranında artırabildiğini belirten Yücel, düzenliliğin en
kritik unsur olduğunu ifade etti.
Beslenme
alışkanlıklarının da belirleyici olduğunu kaydeden Yücel, zeytinyağı, avokado,
ceviz, badem ve somon, uskumru, sardalya gibi omega-3’ten zengin yağlı
balıkların HDL’yi desteklediğini söyledi. Trans yağlardan ve aşırı doymuş
yağlardan uzak durulması gerektiğini belirten Yücel, lif açısından zengin
beslenmenin de kolesterol dengesini olumlu etkilediğini ifade etti. Mercimek,
nohut, kuru fasulye gibi kurubaklagillerin yanı sıra yulaf, taze sebze ve
meyvelerin çözünür lif içerikleri sayesinde bağırsaktaki kolesterol emilimini
azalttığını dile getirdi.
Sigaranın
HDL’yi doğrudan düşüren en önemli faktörlerden biri olduğunu vurgulayan Yücel,
sigarayı bırakan kişilerde HDL düzeyinin birkaç hafta içinde yükselmeye
başladığını belirtti. Fazla kilolardan kurtulmanın da HDL artışını
desteklediğini kaydeden Yücel, her 3 kilogramlık kilo kaybının HDL’de yaklaşık
1 mg/dL artış sağlayabildiğini ifade etti.
Alkol
tüketimi konusunda da uyarıda bulunan Yücel, çok az miktarda alkolün HDL
üzerinde artırıcı etkisine dair veriler bulunduğunu ancak genel sağlık riskleri
nedeniyle bu amaçla alkol tüketiminin önerilmediğini söyledi. Kronik stresin
kortizol hormonunu artırarak kolesterol profilini olumsuz etkileyebileceğini
belirten Yücel, meditasyon, nefes egzersizleri ve düzenli uykunun kalp sağlığı
açısından önemli olduğunu ifade etti.
Sık
Sorulan Sorular Ve Yanlış Bilinenler
Sık
sorulan sorular ve yanlış bilinenler hakkında bilgi aktaran Doç. Dr. Oğuzhan
Yücel, şunları söyledi:
"HDL’m
yüksekse kalp krizi geçirmem mümkün değil mi?’ Maalesef hayır. Yüksek HDL riski
azaltır ama sıfırlamaz. Tansiyon, şeker hastalığı, sigara ve genetik faktörler
de büyük rol oynar. Kalp sağlığı bütünsel bir yaklaşım gerektirir.
‘Yumurta
yemek kolesterolü yükseltir mi?’ Güncel bilimsel veriler, sağlıklı bireylerin
günde 1-2 yumurta tüketmesinin kolesterol dengesini olumsuz etkilemediğini
göstermektedir. Yumurta, aslında HDL’yi destekleyen besinler arasındadır.
‘HDL’yi
ilaçla yükseltmek mümkün mü?’ Bazı ilaçlar HDL’yi yükseltebilir, ancak ilaçla
yükseltilen HDL’nin yaşam tarzıyla yükselen HDL kadar koruyucu olup olmadığı
hâlâ araştırılmaktadır. Doktorunuzun önerisi olmadan ilaç kullanmayın.
‘Zeytinyağı
gerçekten HDL’yi yükseltir mi?’ Evet. Akdeniz tipi beslenmenin temel taşı olan
zeytinyağı, içerdiği oleik asit ve polifenoller sayesinde HDL düzeyini olumlu
yönde etkiler. Günlük 2-3 yemek kaşığı soğuk sıkım zeytinyağı tüketimi,
kalp-damar sağlığı için güçlü kanıta dayalı bir öneridir.
‘Kolesterol
testini ne sıklıkla yaptırmalıyım?’ 20 yaşından itibaren en az 5 yılda bir
lipid profili önerilir. 40 yaş üstü, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü
olanlar, diyabet, tansiyon veya obezitesi bulunan kişilerin ise yılda en az bir
kez test yaptırması gerekir.
‘Hastalarıma
her zaman şunu hatırlatırım: Sağlıklı yaşam değişiklikleri, hiçbir ilaçla elde
edemeyeceğiniz kadar geniş bir koruma ağı örer. HDL’nizi yüksek tutmak, bu ağın
en kritik düğümü olabilir."
Kaynak:İHA