Rapor: Yapay Zeka Sağlıkta Ezber Bozuyor! Daha Az Stres, Daha Fazla Hasta Teması



Philips’in yeni raporuna göre, yapay zekâ sayesinde sağlık çalışanları her yıl haftalarca mesai kazanıyor. Ancak sağlık sistemleri talebe yetişemiyor.

Yapay zekâ, hekimlerin muayene sırasında nasıl not tuttuğundan randevuya ne kadar hazırlıklı geldiklerine kadar sağlık hizmetlerini baştan aşağı değiştiriyor.

Philips tarafından gerçekleştirilen Future Health Index 2026 raporu, yapay zekânın doktor ve hemşirelerin günlük görevleri üzerindeki somut etkilerini ölçüp sayısallaştırmayı amaçladı.

Rapora göre kurumlarının sunduğu yapay zekâ destekli araçları kullanan klinisyenlerin oranı son bir yılda arttı.

Sağlık çalışanlarının 10 kişiden fazlası (yüzde 80'in üzerinde), yapay zekânın hasta sonuçlarını iyileştirebileceği konusunda iyimser. Bu oran 2025'e kıyasla 4 puan artmış durumda. Her 10 kişiden 7'si ise faydaların şimdiden risklerden ağır bastığına inanıyor.

Philips'in İnovasyondan Sorumlu Üst Yöneticisi Shez Partovi, Euronews Health'e “Bu, klinisyenlerden gelen sinyallerin, yapay zekanın artık kendilerinin de ölçebildiği ya da en azından hissedebildiği bir etki yarattığını gösterdiği ilk yıl." dedi.

Partovi'ye göre, sağlık alanında yapay zekanın yaygınlaşmasının en önemli sonuçlarından biri zaman tasarrufu. Bu da zaten iş gücü sıkıntısıyla zorlanan sistemler için hayati önem taşıyor.

“Bu kazanılan zaman, daha iyi bir iş-özel yaşam dengesi, daha az stres, daha az mesai, hastalarla daha fazla zaman, daha fazla eşitlik ve erişim olarak geri dönüyor.”

Rapor, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, Hollanda, Suudi Arabistan, Birleşik Krallık ve ABD'de görev yapan 2 binden fazla klinisyen ile 20 bini aşkın hastanın yanıtlarını içeriyor.

Klinisyenlerin neredeyse yarısı (yüzde 46), yapay zekâ sayesinde yılda en az 132 saat kazandıklarını, bunun da üç tam çalışma haftasından fazlasına denk geldiğini belirtti. İdari ya da klinik dışı işlerde en fazla zamanı tasarruf ettiğini bildirenler ise hemşireler oldu.

Partovi, “Öncülüğü hemşireler yaptı ve ‘Bu zamanı bana geri verir misiniz? Bunu diğer klinisyenlerle iş birliğine, hastalarla daha çok vakit geçirmeye, vakanın kendisi, hastanın tıbbi bilgileri ve benim ne yapmam gerektiği üzerine daha çok düşünmeye ayırırım’ dediler,” diye konuştu.

Tıp profesyonellerinin yaklaşık yüzde 71'i iş akışlarının daha verimli hale geldiğini, yüzde 50'si ise yapay zekânın daha fazla hasta görme kapasitelerini artırdığını dile getirdi.

Faydalar işin kendisinin ötesine de uzanıyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı, yapay zekânın iş-özel yaşam dengelerini iyileştirdiğini ve stres seviyelerini azalttığını söyledi.

Sağlık profesyonelleri yapay zekâyı nasıl kullanıyor?

Yapay zekânın en yaygın kullanım alanları arasında, klinik notların yazıya dökülmesi ya da randevu planlanması gibi idari işler yer alıyor.

Klinisyenler ayrıca yapay zekayı işle ilgili fikirleri tartıştıkları bir “yol arkadaşı” olarak kullandıklarını, röntgenleri daha hızlı sonuçlandırdıklarını ya da tehlikeli ilaç etkileşimlerini tespit ettiklerini aktarıyor.

Rapor, katılımcıların yüzde 39'unun, son üç ay içinde yapay zekânın olası tıbbi hataları en az üç kez tespit ettiğine ya da önlediğine tanık olduğunu ortaya koydu. Klinik çalışanlarının yüzde 65'ten fazlası, yapay zekayı kullanmanın karar alma süreçlerindeki özgüvenlerini artırdığını belirtti.

Sağlık sistemleri yapay zekâdaki gelişime ayak uydurabiliyor mu?

Rapor, klinisyenlerin yapay zekâya yönelik talebinin çok hızlı arttığını, bazen kurumların buna yanıt verme hızını aştığını ortaya koyuyor.

Partovi, “Klinisyenlerin bu araçları kullanma isteği o kadar yüksek ki, kurumlarının yeterince hızlı hareket etmediğini düşünerek kendi kişisel araçlarını da kullanıyorlar,” dedi.

Rapor, sağlık profesyonellerinin neredeyse üçte ikisinin, işyerinde sunulan seçenekler ihtiyaçlarını karşılamadığında kişisel yapay zekâ araçlarına başvurduğunu gösteriyor.

Araçlar mevcut, ancak birçok klinisyen bunları etkili biçimde kullanabilmek için daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Her 10 kişiden 7'si, kurumlarında yapay zekâ destekli araçlara yönelik eğitimin hiç olmadığını, sınırlı olduğunu ya da tutarsız yürütüldüğünü ifade ediyor.

Partovi, “Ben ilk kez bir aracın benimsenme hızının, kurumun buna ayak uyduramayacağı kadar yüksek olduğunu görüyorum,” diye ekledi.

Değişimin hızı o kadar yüksek ki, kurumlar bazen nereden başlayacaklarını bilemiyor; bunun da ötesinde, gizlilik, güvenlik, emniyet, yönetişim ve role özgü eğitim gibi başlıkların tamamının ele alınması gerekiyor.

Peki gelecekte tablo nasıl görünüyor?

Neredeyse tüm sağlık profesyonelleri, yapay zekâ nedeniyle rollerinin evrileceğini düşünüyor. Yaklaşık yüzde 96'sı, yapay zekânın çalışma biçimlerini değiştirmesini beklerken, yüzde 53'ü rolünde kayda değer bir dönüşüm öngörüyor.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 44'ü, yapay zekâya aşırı bağımlılık nedeniyle klinik becerilerini kaybetmekten endişe ederken, yüzde 37'si rollerinin kendilerini rahatsız edecek kadar hızlı değiştiğini söylüyor.

Günlük işlerine bu yeni araçları dahil etmeye çalışırken, klinisyenler aynı zamanda sürecin her aşamasında bir insanın devrede olmasının da hayati önem taşıdığını düşünüyor.

Yaklaşık yüzde 86'sı, tüm yapay zekâ çıktılarının insan denetimi gerektirdiğini, yüzde 80'den fazlası ise yapay zekânın asla klinisyenlerin hastalarla kurduğu ilişkilerin yerini alamayacağını belirtiyor.

Aynı zamanda, her 10 sağlık profesyonelinden 7'si bu araçların daha fazla kullanılmasıyla birlikte insan etkileşimi becerilerinin her zamankinden daha önemli hale geleceğine inanıyor.

Kaynak: Euronews