Aort cerrahisi çoğu zaman tek bir hastalığın adı olarak düşünülse de uzmanlara göre gerçek tablo çok daha kapsamlı. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Aydın, aort hastalıklarının tamamının zamanla “kompleks aort cerrahisi” kapsamına girebileceğini vurguluyor.
Aort hastalıkları neden “kompleks” hale geliyor?
Kompleks
Aort cerrahisinde aşamalı bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ünal Aydın,
“Aort; kalpten çıkarak tüm vücuda kan taşıyan en büyük damardır. Bu damarda
gelişen hastalıklar yalnızca tek bir bölgeyi değil, zamanla birçok organı
etkileyebiliyor. Özellikle daha önce ameliyat geçirmiş, stent uygulanmış ya da
birden fazla girişim yapılmış hastalarda tedavi süreci çok daha zor bir hale
geliyor. Aort cerrahisi; cerrahi müdahale, stent uygulaması veya hibrit
yöntemlerin birlikte kullanıldığı yüksek riskli vakaları kapsıyor. Hastalığın
tedavisi çoğu zaman tek bir operasyonla sınırlı kalmıyor; aşamalı bir süreç
gerektiriyor ve hastaya olan etkisi oldukça ağır olabiliyor.” Dedi.
İki temel hasta grubu
Kompleks
aort cerrahisinde hastaları genel olarak iki grupta değerlendirdiklerini ifade
eden Prof. Dr. Ünal Aydın şu bilgileri verdi.
- Daha önce ameliyat olmamış kompleks
vakalar
- Bir veya birden fazla ameliyat/stent
işlemi geçirmiş hastalar
Ameliyat
olmamış hastalarda bile aort anevrizması (damarda balonlaşma) veya aort
diseksiyonu (damar duvarının yırtılması) bağırsaklar ve diğer organlarla
ilişkili enfeksiyonlara, organlara giden damarların etkilenmesine ve çoklu
sistem sorunlarına yol açabiliyor.
Diseksiyon hastalarında tekrar ameliyat ihtiyacı doğabilir
Kompleks
aort cerrahisinde ikincil, üçüncül ameliyatların sıklıkla görülebildiğini ifade
eden Aydın, “En sık tekrar ameliyat gerektiren grup ise aort diseksiyonu
hastaları. İlk acil müdahale ile hayat kurtarılsa bile hastalığın doğal seyri
veya altta yatan genetik nedenler nedeniyle aortun diğer bölümlerinde zamanla
genişleme görülebiliyor.
Bu
durum, ikinci hatta üçüncü ameliyatları kaçınılmaz hale getirebiliyor. Tekrar
operasyonlarda göğüs bölgesindeki yapışıklıkların açılması, kalbin korunması ve
beyin dolaşımının devam ettirilmesi büyük hassasiyet gerektiriyor.
Bazı
ileri vakalarda kalpten bacaklara kadar uzanan aortun tüm bölümlerinin yapay
greftlerle değiştirildiği, doğal aort dokusunun tamamen ortadan kalktığı
hastalar bile bulunuyor. Bu da bazı hastalarda tedavi sürecinin yıllarca devam
edebildiğini gösteriyor.” Şeklinde konuştu.
Hibrit tedavi yöntemleri öne çıkıyor
Kompleks
aort cerrahisinin yalnızca açık ameliyatlardan ibaret olmadığını dile getiren
Dr. Aydın, “Cerrahi ve stent uygulamalarının birlikte planlandığı hibrit
yöntemler giderek daha fazla kullanılıyor. Bu süreçte doğru strateji ve
planlama hayati önem taşıyor.
Operasyon
sırasında:
- Kalbin beslenmesi korunuyor
- Beyin dolaşımı kesintisiz sürdürülüyor
- Vücut dolaşımı belirli seviyede devam
ettiriliyor
Bu
koruyucu önlemler alınmadığında hasta ameliyattan fayda görmeyebilir veya
böbrek ve karaciğer yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlarla karşılaşabilir.”
İfadelerini kullandı.
Başarı için deneyimli ekip şart
Prof.
Dr. Ünal Aydın, kompleks aort cerrahisinin bilgi, tecrübe ve ileri donanım
gerektirdiğini vurgulayarak, uzun süren ve çok aşamalı bu ameliyatlarda doğru
planlama, güçlü ekip çalışması ve multidisipliner yaklaşımın tedavinin
başarısını belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını vurguladı.
“Kompleks aort cerrahisi; ikinci ve üçüncü ameliyatları, cerrahi
ile stent girişimlerinin birlikte uygulanmasını gerektirebilen, uzun soluklu ve
titizlik isteyen bir tedavi süreci olarak öne çıkıyor.”