Türkiye'de antibiyotiklerin akılcı kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının katkılarıyla hazırlanan 'Antimikrobiyal Direnç ile Mücadele Ulusal Eylem Planı', geçen hafta hayata geçirildi. 2026-2030 yıllarını kapsayan planla, antimikrobiyal direncin azaltılması ve halk sağlığı üzerindeki tehdidin önlenmesi hedefleniyor.
Türkiye'de antibiyotiklerin yanlış, gereksiz ve kontrolsüz
kullanımına bağlı gelişen antimikrobiyal direnç tehdidine karşı yeni bir adım
atıldı. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) 'sessiz pandemi' olarak tanımladığı ve
her yıl milyonlarca insanın yaşamını tehdit eden antimikrobiyal dirençle
mücadele kapsamında, geçen hafta 2026-2030 yıllarını kapsayan 'Antimikrobiyal
Direnç ile Mücadele Ulusal Eylem Planı' hayata geçirildi.
Sağlık Bakanlığının 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonu
doğrultusunda hazırlanan eylem planıyla, antibiyotiklerin akılcı kullanımının
yaygınlaştırılması, gereksiz kullanımın azaltılması ve dirençli mikropların
neden olduğu enfeksiyonların önlenmesi amaçlanıyor. Sağlık Bakanlığı
koordinasyonunda, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığının katkılarıyla hazırlanan eylem planı kapsamında,
antimikrobiyal direnç ve antibiyotik tüketimine ilişkin sürveyans sistemlerinin
güçlendirilmesi, enfeksiyonların önlenmesi, akılcı kullanımın
yaygınlaştırılması ve çevresel yayılımın azaltılması hedefleniyor. 9 hedef ve
24 stratejiden oluşan planla birlikte Ar-Ge çalışmalarının teşvik edilmesi,
toplum ve sağlık çalışanlarında farkındalığın artırılması ve antimikrobiyal
dirençle mücadelede sürdürülebilir ve bütüncül bir ulusal politika çerçevesi
oluşturulması amaçlanıyor. Türkiye’de tedavi hizmetlerinde önemli bir noktaya
gelinmesine rağmen, direnç kazanmış mikroplar nedeniyle hasta kayıplarının
önüne geçilmesi amacıyla hazırlanan ulusal eylem planı; insan, hayvan ve çevre
sağlığını birlikte ele alan 'tek sağlık' yaklaşımıyla şekillendirildi.
“Antibiyotikler
aşıdan sonra en önemli tıbbi gelişmedir”
Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç.
Dr. Muhammed Atak, eylem planına ilişkin DHA'ya açıklamalarda bulundu.
Doç. Dr. Atak, yaklaşık 100 yıl önce insanların en çok
bulaşıcı hastalıklardan öldüğünü ve 1928'de penisilinin keşfiyle beraber
antibiyotiklerin ortaya çıktığını söyleyerek, "Antimikrobiyal dediğimiz
bakteri, virüs, parazit ve mantar gibi etkenlerin insanlarda hastalık yaptığını
biliyoruz. Antibiyotikler de bu mikropları, özellikle bakterileri öldüren ve
baskılayan en önemli silahlarımızdan biridir. 1928'de keşfinden itibaren
milyonlarca insanın hayatını ciddi anlamda kurtaran en önemli argümanlarımızdan
biri olmuştur. Antibiyotikler olmadan önce özellikle enfeksiyon ve bulaşıcı
hastalıklar çok ön plandaydı. İnsanlar basit enfeksiyonlardan hayatını
kaybedebiliyordu. Cerrahi işlemlerin büyük bir kısmı antibiyotikler sayesinde
yapılabilir hale geldi. Organ nakilleri antibiyotikler sayesinde mümkün oldu.
Yoğun bakımlardaki tedaviler ve birçok çocukluk çağı hastalığı antibiyotikler
sayesinde artık öldürücü olmaktan çıkarıldı. Dolayısıyla antibiyotikler, aşıdan
sonra insan hayatına dokunan en önemli tıbbi gelişmelerden biridir" dedi.
“Antimikrobiyal
direnç çok yavaş ve sinsi gelişiyor”
Antimikrobiyal direncin, mikroplara yönelik geliştirilen
antibiyotiklerin bir süre sonra etkisiz hale gelmesi durumu olduğunu ifade eden
Doç. Dr. Atak, "Siz antibiyotiği veriyorsunuz ancak bir süre sonra mikrop
ölmemeye başlıyor ve kullanılan antibiyotikler etkili olmamaya başlıyor. Bunun
sebebi, mikropların yoğun antimikrobiyal tedaviye maruz kaldığında yapısını
değiştirerek direnç geliştirmesidir. Aşırı, gereksiz ve kontrolsüz antibiyotik
kullanımı mikropların kendini adapte etmesine neden oluyor. Antimikrobiyal
direnç çok yavaş ve sinsi gelişiyor. Uygun kullanım ve gerekli tedbirler
alınmazsa, fark edilmeden birçok enfeksiyonun sebebi haline gelebiliyor. En
basit enfeksiyonlar bile direnç geliştirdiğinde yeniden ölüme ya da ciddi
hastalıklara yol açabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, 2019 yılında
antimikrobiyal dirençle ilişkili yaklaşık 5 milyon kişi hayatını kaybetti ve
gerekli önlemler alınmadığı takdirde 2050 yılına kadar bu sayının yılda 10
milyonun üzerine çıkması bekleniyor. DSÖ bu tabloyu sessiz bir pandemi olarak
değerlendiriyor ve en önemli halk sağlığı krizlerinden bir tanesi olarak
önceliklendiriyor. Türkiye’de de özellikle son yıllarda antibiyotiklerin yanlış
ve gereksiz kullanımı nedeniyle antimikrobiyal dirençle mücadelede yeni adımlar
atılması gerektiği ortaya çıktı. DSÖ'nün önerileri doğrultusunda Antimikrobiyal
Dirençle Mücadele Ulusal Eylem Planı hazırlandı." ifadelerini kullandı.
“Hastalarımızı,
direnç kazanmış mikroplar yüzünden kaybetmek istemiyoruz”
Doç. Dr. Atak, toplumda gereksiz antibiyotik kullanımının
önüne geçilmesinin hedeflendiğini, antibiyotik kullanımının yalnızca insanda
değil de hayvancılıkta ve bitkilerde de mevcut olduğunu ifade ederek, "Biz
hastalarımızı, mücadele edemediğimiz direnç kazanmış mikroplar yüzünden
kaybetmek istemiyoruz. Bu alanlardaki aşırı kullanım da ciddi bir tehdit
oluşturuyor. Antibiyotikler milyonlarca insanın hayatını kurtaran çok değerli
bir tıbbi gelişmedir. Bu nedenle akıllıca ve sorumlu şekilde kullanılmaları
büyük önem taşıyor. Eylem planı kapsamında araştırma ve geliştirme çalışmaları
TÜSEB (Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı) koordinasyonunda yürütülecek.
Antimikrobiyal direnci azaltmaya yönelik bilimsel araştırmalar desteklenecek.
Vatandaşlarımızdan beklentimiz, gerekli olmadıkça hekimlerinden antibiyotik
talep etmemeleri, yazılan antibiyotikleri önerilen süre boyunca kullanmaları ve
evde kalan antibiyotikleri başkalarıyla paylaşmamalarıdır. Antibiyotikler, yüzyıllardır
bulaşıcı hastalıklarla mücadelede en önemli silahlarımızdan biridir ve bu
mücadelede herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Aile hekimleri ve diğer
hekimler bu mücadelenin en önemli paydaşlarıdır. Son yıllarda antibiyotik
kullanımında azalma sağlanmıştır ancak katedilmesi gereken bir mesafe hala
bulunmaktadır. Bu süreçte hem hekimlere hem de vatandaşlara önemli
sorumluluklar düşmektedir." diye konuştu.
Kaynak: DHA