Beynin
belirli bölgelerine manyetik uyarım verilmesi esasına dayanan Transkraniyal
Manyetik Stimülasyon (TMS) yöntemi, Kocaeli Üniversitesi Hastanesi'nde
psikiyatrik hastalıkların tedavisinde destekleyici seçenek olarak uygulanıyor.
Standart ilaç tedavilerinden yeterli fayda sağlanamayan hastalarda alternatif olarak uygulanan yöntem, obsesif kompulsif bozukluk, kaygı bozuklukları, bağımlılıklar, şizofrenide işitsel varsanılar, migren, fibromiyalji ve kronik ağrı gibi birçok alanda kullanılıyor.
Uygulanan
protokole göre seans süresi 3 ila 40 dakika arasında değişen yöntemde hasta
işlem sırasında uyanık kalırken, seans sonrasında günlük yaşamına devam
edebiliyor.
İlaçsız ve cerrahi olmayan bir tedavi yöntemi olarak öne çıkan uygulama, gerektiğinde ilaç tedavisi ve psikoterapiyle, bu yöntemlerin etkisini destekleyici şekilde de uygulanabiliyor.
"Dirençli
depresyonu olan hastalarda kullanıyoruz"
Kocaeli
Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı
Öğretim Üyesi, Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi (KLP) Birimi Sorumlusu Prof.
Dr. Elif Tatlıdil, AA muhabirine, yöntemin modern ve dünyada yaygın
kullanıldığını, hastanelerinde uygulamanın 4 ay önce hizmete girdiğini söyledi.
Yöntemin
beyne düşük seviyede manyetik dalgalar vererek uygulandığını anlatan Tatlıdil,
bu sayede beynin daha az çalışan kısımları uyarılarak aktivitesinin artırılması
ve düzensizlik bulunan kısmın düzenlenmesinin amaçlandığını belirtti.
Tatlıdil,
yöntemi hem psikiyatrik hem nörolojik birçok hasta grubunda kullanabildiklerini
aktararak, "Genel olarak bu yöntem dirençli depresyon hastalarında
uygulanıyor. Çeşitli tedavilerden yarar görmemiş ya da tekrarlayan depresyon
dönemleri olan dirençli depresyon dediğimiz hastalarımızda en çok kullandığımız
bir yöntem. Yöntemin birkaç avantajı var. Bunlar herhangi bir işte girişim,
cerrahi, anestezi veya enjeksiyon olmaksızın yapılan bir yöntem olması, diğer
tedavilere dirençli birçok hastalıkta kullanılabilmesi sıralanabilir."
diye konuştu.
Yöntemin obsesif kompulsif bozukluk, kaygı bozuklukları, şizofreni hastalarında dirençli işitsel varsanılarda, migren, bağımlılık, fibromiyalji gibi bozukluklarda kullanılabildiğini aktaran Tatlıdil, ilaç tedavisi, psikoterapiye ek ya da tek başına yararlanıldığını bildirdi.
"Her
hastaya uygulanabiliyor"
Tatlıdil,
uygulamanın hastanın hastaneye yatmasını ve herhangi bir ilaç tedavisi almasını
gerektirmediğine değinerek, "İlaç tedavisine yanıt alınıyor ama bir süre
sonra hastalık tekrarlıyorsa, bu tedavi yöntemiyle hastamızın tekrar sağlığına
kavuşmasına yardımcı olabiliyoruz. Hastalardan da olumlu dönüşler alıyoruz. İlk
etapta dirençli hasta gruplarında kullanmaya başladık. Yıllardır depresyonla
mücadele eden hastalardaki olumlu değişimleri görüyoruz. En az 30-40 seans
uygulanması uygun olan bir tedavi. Hafta içi 5 gün hastanemizde uyguluyoruz.
Bir seansın süresi 3 ila 40 dakika sürüyor." ifadesini kulland
Hastanelerine
bu yöntem için Çanakkale ve Düzce'nin de aralarında bulunduğu kentlerden
hastaların başvurduğu bilgisini veren Tatlıdil, şöyle devam etti:
"Yan
etki açısından güvenli bir yöntem. Hastaların, 'Bu cihazla beynime bir şey mi
yapılacak?' diye endişeleri bazen oluyor ama öyle bir süreç yok. Hastanın
hissettiği ağrı yok. Her hastaya uygulanabiliyor. Emzirme döneminde veya gebe
olan bir hastaya da uygulanabiliyor. Ek hastalıkları olduğunda güvenli çünkü
herhangi bir ilaç tedavisi yapmıyoruz. Hastaların hissettiği sadece başlarında
bir tıklama, hani MR cihazında takır takır ses gelir, onun miniğini düşünün.
Bazen vücutlarında hafif seyirme hissedebiliyorlar. Onun dışında belirgin bir
his değişikliği de olmuyor."
Tatlıdil,
hastanelerinde bu hizmeti sağlamalarına destek veren hayırsever Zümran Aracı'ya
da teşekkür etti.
Yöntemin
uygulandığı Beyza T. de 12. seans için hastaneye geldiğini, temizlik takıntısının
gerilediğini ifade ederek, kendisini daha motive hissettiğini söyledi.