Hatay'da yaşayan Hanife Hekimoğlu'nun Ankara'da prematüre olarak dünyaya getirdiği ikiz bebekleri Duru ve Defne'de kalp rahatsızlığı tespit edildi. İkizler, anjiyo ile tedavi edilerek sağlıklarına kavuştu.
Hatay'da yaşayan Hanife-Ercan Hekimoğlu çifti, 3 kız
çocuklarının ardından 8 yıl sonra ikiz bebek beklediklerini öğrendi. İkiz
gebelik nedeniyle yapılan kontroller sırasında erken doğum riski saptanınca
anne Hanife Hekimoğlu, Ankara'daki Bilkent Şehir Hastanesine sevk edildi.
Hanife Hekimoğlu, geçen yıl 22 Ekim'de 30 hafta 5 günlük olan ikiz bebeklerini
prematüre olarak dünyaya getirdi. İkizlerden 1 kilo 580 gram olarak doğan Duru
ile 940 gram doğan Defne'de kalp rahatsızlıkları belirlendi. Pulmoner kapak
darlığı bulunan Duru'ya doğumdan sonra 4'üncü gün, aort koarktasyonu saptanan
Defne'ye yeterli kiloya ulaşınca 36'ncı günde anjiyo uygulaması yapıldı.
İkizler, bir süre yoğun bakımda kaldıktan sonra sağlıklarına kavuşarak taburcu
edildi.
“Yaşamalarını,
doğmalarını bekledik”
Hanife Hekimoğlu, hamileliği boyunca düzenli olarak
kontrollerine gittiğini söyleyerek, "8 yıldan sonra gelen bir gebelik
olduğu için bizim için sürpriz oldu. Sonra bekledik; yaşamalarını bekledik,
doğumlarını bekledik. Duru doğdu, bir dakika sonra Defne doğdu. Çok tuhaf bir
duyguydu. İkisinin de yaşama şansı çok düşüktü. Kalple ilgili ilk sorunları
öğrendiğimde ise çok üzüldüm. Zaten anne karnındayken de hep küçük olanla
sıkıntımız vardı ama kalple ilgili bir sıkıntımız yoktu. Doğduktan sonra
ikisinde de sıkıntı olduğunu öğrendik. Ama yapacak bir şey yoktu, 'Allah'ın
dediği olur' dedik. 'Rızkı varsa zaten yaşarlar, peşine düşeriz' dedik. Anjiyo
oldular. Çok uzun bir süreçti. Çok bekledim. Çok şükür, şimdi çok iyiler. Duru'yu
47 gün, Defne'yi ise 69 günde kuvözden aldım." dedi.
“Her iki girişim de
başarılı oldu”
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyoloji Kliniğinden
Prof. Dr. İbrahim Ece ise prematüre ikiz bebeklerin 30 haftalık doğduklarını
söyleyerek, "Bebeklerden biri 940 gram, diğeri 1500 gram doğdu. Oldukça
düşük doğum ağırlıklı bebeklerdi. Bunun yanı sıra her ikisinde de konjenital
kalp hastalığı vardı. Defne'de aort koarktasyonu dediğimiz şah damarının
darlığı mevcuttu. Duru'da tam tersi olarak pulmoner arter kapağında darlık
vardı. Bunlar, önemli konjenital kalp hastalıklarıydı ve müdahale edilmesi
gerekiyordu. Ekibimizle birlikte uygun zamanı bekledik. Öncelikle Duru'ya
müdahale ettik. Balon anjiyoplasti dediğimiz, anjiyoda balonla genişletme
işlemini uyguladık. Kasık damarından girerek işlemi gerçekleştirdik. Duru'nun
durumu Defne'ye kıyasla bizim açımızdan biraz daha kolaydı. Prematüre olmaları,
erken doğmaları ve düşük doğum ağırlıklı olmaları zaten başlı başına ek risk
oluşturuyordu ancak işlem başarılı geçti. Ardından Defne'yi işleme aldık.
Defne’nin işlemi daha zordu çünkü atar damarını kullanmak zorundaydık. Şah
damarında darlık olduğu için femoral arter dediğimiz kasık atar damarını
kullanamazdık. Kilosu nedeniyle bu damar hayati risk oluşturuyordu. Bu nedenle
boyun atar damarını kullanmak zorunda kaldık. Çok küçük bir kılıf kullanarak bu
işlemi başardık. Kateter kullanmadan, özel bir teknikle işlemi gerçekleştirdik.
Her iki girişim de başarılı oldu." diye konuştu.
“Şah damarının
darlığı nadir görülür”
İki bebeğin de şu an sağlıklı olduğunu söyleyen Prof. Dr.
Ece, "Her iki bebeği de anne kucağına verebildik. Prematüre bebeklerde bu
tür durumlar çok sık gördüğümüz durumlar değildir. İkiz bebeklerde şah
damarının darlığı ya da pulmoner arter darlığı nadir görülür. Prematüre
bebeklerde doğumdan sonraki ilk 72 saatten sonra rutin olarak ekokardiyografi
yapıyoruz. Bu bebeklerde kalpte üfürüm olması ve klinik sıkıntılar nedeniyle
yenidoğan ekibinin erken tespitiyle daha erken dönemde tanı koyduk. Tedavi
sürecinde de bundan sonra takip gerektiriyor. Açtığımız damarlar geçici olarak
açık kalabildiği için çocuk büyüdükçe tekrar daralma ihtimali olabilir. Bu
vakalar, cerrahi şansı olmayan prematüre bebeklerde girişimsel tedavilerin
uygun koşullarda hayat kurtarıcı olabileceğini göstermesi açısından önem
taşımaktadır." dedi.
“Dikkatli bir muayene
ile kalbi yormadan güzel bir sonuç elde ettik”
Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Klinik Eğitim ve İdari
Sorumlusu Prof. Dr. Suna Oğuz da "Bu ikiz bebeklerimiz, 'ikizden ikize transfüzyon'
dediğimiz farklı bir tanıyla erken doğan kardeşler. Bizim için önemli olan, bu
ikiz kardeşlerin mevcut durumlarıydı. Yoğun bakıma yatış nedenleri birçok
yenidoğan prematüre sorunuyla ilişkili olabilirdi. Ancak dikkatli bir muayene
ve öncelikli müdahale ile komplike olmadan, erken dönemde, kalbi yormadan güzel
bir sonuç elde ettik. Kardeşlerden biri, anne karnında da daha fedakar olan
küçük kardeşimiz, yaklaşık 2'nci ayında taburcu oldu. İkizlerimizin tedavi
sürecini diğer vakalardan ayıran önemli bir özellik de ikinci kardeşteki
durumun semptom olmadan ortaya çıkmasıydı. İlk kardeşte zaten bir kalp
hastalığı olduğu için tarama yapılıyordu ve bu sayede tespit edildi." diye
konuştu.
Kaynak: DHA