Antalya'da yaklaşık 28 yıl önce başladığı mesleğinde beyin ölümü gerçekleşmiş binlerce hastanın aileleriyle görüşerek organ bağışını anlatan, ‘ölüm’ün soğuk ve ‘yaşam’ın sıcak yüzü arasında görev yapan Dr. Levent Yücetin, artık uluslararası bir fotoğraf sanatçısı. Gezdiği 48 ülkede çektiği yüzlerce kare fotoğrafın bulunduğu arşivine son olarak Myanmar’da çektiği fotoğrafları ekleyen Dr. Yücetin, ilk kişisel sergisini açmaya hazırlanıyor.
Kentte özel bir hastanede organ nakil koordinatörü olarak
görev yapan Dr. Levent Yücetin, 1998 yılında göreve başladığını, o yıllarda
organ bağışı ile organ naklinin öneminin tam olarak anlaşılmadığını
söyledi.
O dönem organ nakil koordinatörlüğü diye bir kavram
olmadığını anlatan Dr. Yücetin, “O günlerden bugünlere gelmemizde en çok emeği
olanlardan biri de benim." dedi. Türkiye'de organ nakil koordinatörlüğü
kavramının temellerini atanlardan biri olduğunu yineleyen Dr. Levent Yücetin,
“Tam 27 yıl bitti, 28’inci yılın içindeyim." diye konuştu.
Koordinatörlük, organ
naklinin en hassas yeri
Dr. Yücetin, organ nakli konusunun en hassas yerinde
olduklarını söyleyerek, “Yaşı kaç olursa olsun canını, yakınını, sevdiğini
yoğun bakımın kapısında umutla bekleyen ama onu kaybeden bir aileye doktor
arkadaşlarımız beyin ölümü gerçekleştiğini söylüyor. Ve bundan çok kısa süre
sonra biz, yani organ nakil koordinatörleri bu aileye gidip, daha ölüm bu kadar
sıcakken ‘Yakınınızın organlarını bağışlar mısınız’ diyoruz. Bu çok zor bizim
için." ifadelerini kullandı.
"Ölümün soğuk,
yaşamın sıcak yüzü"
Meslek hayatında unutamadığı anılardan birini paylaşan Dr.
Levent Yücetin, şöyle konuştu:
“Bu 27 yıl içinde üzüntüsüyle, sevinciyle çok zorluklar
çektik ama birçok arkadaşımızı da eğittik. O arkadaşlardan biri ile ilgili bir
anım var. 20’li yaşlarda bir genç, geçirdiği trafik kazası sonucu beyin ölümü
gerçekleşmişti. Ben de organ nakil koordinatör adayı arkadaşımla beraber aile
görüşmesine girdim. Yaklaşık 2,5 saatlik görüşme oldu. Aile, gencin organlarını
bağışladı. Aile uzaklaştıktan sonra koordinatör adayı arkadaş duvara yaslandı
ve yere çöktü. ‘Ben bu işi asla yapamam’ dedi. ‘Dur, olayın başındayız’ dedim.
Kalp, karaciğer, böbrekler bağışlanmıştı. Prosedürler gerçekleştirildi. Bütün
bu olaylar bitti. Organ nakil koordinatörü olacak arkadaşıma dedim ki, ‘Gel
bakalım şimdi başka bir yere gidiyoruz.’ Önce kardiyoloji yoğun bakıma
götürdüm. Kalp nakli yapılan hasta gözleri açık, gülümsüyor. Ailesi camın
arkasından hastaya bakıyor. Daha sonra karaciğer nakli olan hastayı ziyaret
ettik. Böbrek nakli olan hastalara gittik. Böbrek hastaları, artık doya doya su
içtiklerin söylediler. Organ nakli koordinatörü adayı arkadaşa döndüm, ‘Dün
ölümün soğuk yüzünü gördük. Bugün de yaşamın sıcak yüzünü.’ Ve o arkadaşım
bugün hala işinin başında ve Türkiye'nin en değerli organ nakil
koordinatörlerinden biri."
"Tutunmamız
gereken bir şeye ihtiyaç duyuyoruz"
Sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük nakil
merkezlerinde aktif rol aldığını belirten Dr. Yücetin, “Dünyada olmaz denilen
nakilleri, tıbbi gerekçeleriyle yapar hale getirdik. O anlamda yorulduk ama
manevi olarak da çok mutlu olduk" dedi. Tüm o yorucu temponun sonunda
insanın kendine iyi gelecek bir şey ihtiyacı olduğunu ifade eden Dr. Levent
Yücetin, “Bir anlamda tutunmanız gereken bir şey gerekiyordu. Kimi kitap okur,
kimi koşar, kimi meditasyon yapar. Fotoğraf çekmek de benim tercihim oldu. Bu,
çocukluk çağımda başlayan bir süreçti aslında. Babamın fotoğraf makinesiyle
başladım. Yıllar içinde amatör olarak fotoğraflar çektim" diye konuştu.
"Benim için
meditasyon oldu"
Sonraki yıllarda daha profesyonel fotoğraflar çekmeye
başladığını, yarışmalara katıldığını anlatan Dr. Yücetin, “Bu da benim için
meditasyon oldu. Bir kaçış yolu oldu" ifadelerini kullandı. Fotoğraf
çekerken ve içlerinden en iyilerini seçerken başka hiçbir şey düşünmediğini
sözlerine ekleyen Dr. Levent Yücetin, “Bu süre içinde hiçbir şey düşünme
şansınız yok. Yapabileceğiniz tek şey fotoğraflara odaklanmak" diye
konuştu. Bazen fotoğraf çekmek için doğanın içinde olduğunu da belirten Dr.
Yücetin, "Bir ormanın içinde, denizin kıyısında sadece güneşin doğuşunu
fotoğraf için beklemek, işte o dinginlik, o sakinlik benim meditasyonum
oluyor" dedi.
FIAP ödüllü bir
sanatçı
Çektiği fotoğraflarla Hindistan, İsveç, Sri Lanka, Almanya,
Güney Afrika, Çin, Filipin, Nijerya, Katar’ın da aralarında bulunduğu 30
ülkeden, Federation Internationale de l'Art Photographique (Uluslararası
Fotoğraf Sanatı Federasyonu) yarışmalarında altın, gümüş ve çeşitli madalyalar
aldığını aktaran Dr. Levent Yücetin, gezgin olarak 48 ülkede bulunduğunu ve
buralarda fotoğraflar çektiğini söyledi. Halen Excellence FIAP ödüllü olduğunu
belirten Dr. Yücetin, bu ödülü alabilmek için 20 ülke yarışmasında 40 farklı
fotoğrafın 200 ödül alması gerektiğini ifade etti.
39 ülkeden 100’ün
üzerinde ödülü var
Fotoğraf tutkusunun ailece çıktıkları gezilerde de devam
ettiğini ifade eden Dr. Levent Yücetin, şöyle konuştu:
“Dünyanın çeşitli yerlerine, eşim ve kızımla çok keyifli
seyahatler yaptık. Buralarda fotoğraf çekiyordum. Sonra bu işlerde daha iyi
olan dostlarıma, arkadaşlarıma gösterdim fotoğraflarımı. Ardından birlikte
seçtiğimiz kareleri uluslararası yarışmalara gönderdik. Güzel geri dönüşler
aldım. Bir uluslararası fotoğraf organizasyonu var. Burada çekilen fotoğraflar
ve kazanılan ödüllerin karşılığında fotoğrafı çeken kişiye ünvan veriliyor. Ben
de fotoğraflarımı o organizasyona göndermeye başladım. Verilen ünvan
'uluslararası fotoğrafçı' ünvanı. Ünvanlar beğenilen fotoğraf karelerinizin
sayısına göre değişiyor. Ben de dünyanın değişik ülkelerindeki jürilerin
beğendiği 100’ün üzerindeki fotoğrafımla uluslararası fotoğraf sanatçısı ünvanına
sahibim. Dünyanın farklı ülkelerindeki yarışmalardan da altın ve gümüş
madalyalar aldım. Toplam 39 farklı ülkeden 100’ün üzerinde ödülüm var."
Myanmar’da workshop
Geçen aylarda eski adı Burma olan Myanmar'da bir workshop'a
katıldığını belirten Dr. Yücetin, “Burası gitmek için gerçekten zor bir ülke.
İngiliz sömürgesinden çıktıktan sonra bir demokratik süreç var ama son
zamanlarda askeri cuntayla yönetiliyor. Hala ülkenin birçok yerinde iç savaş,
çatışmaların olduğu bir ülke. 2025 yılı Mart ayında ise çok büyük bir deprem
geçirdiler, büyük kayıplar verdiler" ifadelerini kullandı. Dr. Levent
Yücetin Myanmar’ı seçme nedenini, “Avrupa’da bir kilise, bir katedral ya da bir
sokakta fotoğraf çektiğinizde onu nerede çektiğinizi bazen hatırlamıyorsunuz
bile. Ama Burma gibi spesifik yerlerde çekilen fotoğraflar unutulmuyor"
sözleriyle açıkladı.
Değişik ülkelerden 10
fotoğrafçı
Dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Myanmar’ın Budist
bir ülke olduğunu söyleyen Dr. Yücetin, “Bu kadar yokluğa rağmen kendinizi iyi
hissediyorsunuz" dedi. Ülkede herkesin dost, arkadaş gibi davrandığını
ifade eden Dr. Yücetin, katıldığı workshopa ilişkin “Bu workshopu Myanmarlı
dünyaca ünlü fotoğrafçı Zay Yar Lin düzenledi. Kolombiya, İspanya, Avustralya,
Amerika, Filipinler, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye olmak üzere 10
fotoğrafçı bir aradaydık. 7 gün boyunca Yangon, İnle Gölü ve Bagan’da
fotoğraflar çektik" diye konuştu.
"Üç gün su
üstünde yaşadık"
Unutulmaz anılarla döndüğünü sözlerine ekleyen Dr. Levent
Yücetin, “İnle Gölü bölgesinde üç gün tamamen suların üzerinde yaşadık. Her
yere kanolarla gittik geldik. Oradaki yerel hayatı gördük. Orada ailelerin
evlerine girdik" dedi. Orada gördüğü yaşamın zor ve yokluklarla dolu
olduğunu belirten Dr. Yücetin, “Depremden çok etkilenmiş bir bölge. Birçok yer
yıkılmış. Hiç turist yok. Onlar için üzücü bir durum bu. Bizse tamamen doğal
yaşamı görme şansı yakaladık. Oradan Bagan'a geçtik. Burası aslında Asya'nın 15
ve 16’ncı yüzyılda en büyük ülkelerinden biri. Muhteşem ormanlar içinde 10
binin üzerinde Budist tapınağı Pagoda’nın olduğu bir yer. Bunlardan 2 bin 500’ü
sağlam durumda. Buralarda çekimler yaptık. Ormanın içinde çekimler yaptık.
İnanılmaz günlerdi. Sabah 04.00’te kalkıp, gün doğumu başlayıp, gün batımı
ışığına kadar hiç durmadan çok keyifli bir süreç geçirdik" ifadelerinin
kullandı.
Yarışmalara katılacak
Eski adıyla Burma’da çektiği fotoğraflarla FIAP’ın çeşitli
yarışmalarına katılacağını söyleyen Dr. Yücetin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“ReFokus, International Photography Awards (IPA) gibi
dünyaca ünlü yarışmalar var. 15-20 bin ve daha fazla fotoğraf karesinin
katıldığı yarışmalar. Bu yarışmalarda önce bir short liste seçiliyor. Ondan
sonra ilerleyen zamanlarda daha değerli olan kareler, ilk 10’a, ilk 5’e
kalıyor. Oraya biraz daha yolum var. Ama fotoğrafa daha çok emek vermeye, daha
çok zaman ayırmaya çalışıyorum."
Sergi açmayı
düşünüyor
2026 yılında ilk kişisel fotoğraf sergisini açmak istediğini
ifade eden Dr. Levent Yücetin, sergi için hazırlıklara başladığını söyleyerek,
“Oraya bir vefa borcum var diye düşünüyorum. Çünkü bize kalplerini açtılar. Çok
güzel insanlarla karşılaştık. Bizi çok güzel ağırladılar" dedi.
Kaynak: DHA