Yılmaz, Gölbaşı'nda düzenlenen DESU Medikal Üretim Tesisi Açılış Töreni'nde konuştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 24
yılda sağlık alanında gerçekleştirilen reformlarla hizmet kalitesinin
yükseltildiğini, sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırıldığını belirten
Yılmaz, ülkenin sağlık altyapısına çok önemli yatırımlar yaptıklarını söyledi.
Geçmişte vatandaşların yurt dışında şifa aradığını, şimdi
dünyadan milyonlarca insanın gelip Türkiye'de şifa bulmaya çalıştığını dile
getiren Yılmaz, "Sağlık turizmi diyoruz. Artık kendi insanımıza hizmet
ettiğimiz gibi dünyadan milyonlarca insana da hizmet veren güçlü bir sağlık
sistemi oluşturmuş durumdayız. Buradan da her yıl milyarlarca dolar ülkemize
döviz kazandırıyoruz, hizmet ihracatı gerçekleştiriyoruz." diye konuştu.
Yılmaz, bugün gelinen noktada Türkiye'nin, sağlık
hizmetlerinde oluşturduğu güçlü altyapıyı bilimsel araştırma, yenilikçi
teknolojiler ve yerli üretimle destekleyebilecek önemli bir birikime sahip
olduğunun altını çizerek, dünyada sağlık hizmetlerinin, biyoteknoloji, yapay
zeka, dijitalleşme ve ileri malzeme teknolojilerindeki gelişmelerle köklü bir
değişimden geçtiğine işaret etti.
"Yerlilik oranı
yüzde 80'in üzerinde"
"Türkiye olarak sağlık hizmetlerinde sağladığımız
ilerlemeyi, sağlık teknolojilerinde de güçlü bir üretim ve ihracat
kapasitesiyle tamamlamayı öngörüyoruz" diyen Yılmaz, bu doğrultuda,
özellikle yüksek teknoloji gerektiren ilaç ve tıbbi cihazlarda yerli üretimi
artırma, kritik ürünlerde tedarik güvenliğini sağlama ve dışa bağımlılığı
azaltmanın öncelikleri arasında yer aldığını dile getirdi.
Yılmaz, sağlık teknolojilerinde hedefledikleri atılım için
diğer yüksek teknoloji alanlarında kazanılan tecrübeden de istifade edilmesi
gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bunun için en uygun alan savunma sanayi. Savunma
sanayinde son çeyrek yüzyılda Türkiye Cumhuriyeti bir devrim yaşadı. Ben, bir
değişim demiyorum. Bir devrim yaşandı gerçekten. Yüzde 20'lerden yerlilik
oranını bugün yüzde 80'in üzerine getirmiş durumdayız. Bu da kendiliğinden
olmadı tabii. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın çok güçlü siyasi iradesiyle, desteğiyle
ve uygun bir kurumsal yapılanma ve destek mekanizmasıyla oluştu.
Aynı modeli bizim sivil endüstrilere de aktarmamız lazım.
Bunu planlarımıza, programlarımıza da yazmış durumdayız. Böyle bir genel
yaklaşımımız var ve onlardan bir tanesi de sağlık endüstrileri. Niye uygun
sağlık endüstrileri? Tıpkı savunma sanayinde olduğu gibi, sağlık
endüstrilerinde de kamunun düzenleyici gücü ve alım gücü etkili. Kamu, hem bu
düzenleyici gücünü hem de alım gücünü akıllıca kullandığında, sağlık
endüstrilerinin yerlileşmesi, millileşmesi konusunda da çok hızlı gelişmeler
sağlayabiliriz. Savunma sanayindeki bu birikim bize zaten gerekli modeli
sunuyor."
"Girişimcileri
destekleyen finansal sistemi güçlendirmeliyiz"
Çatışmaların arttığı, jeopolitik gerilimlerin yükseldiği,
teknolojik dönüşümlerin hızlandığı bir dönemden geçildiğine işaret eden Yılmaz,
şunları ifade etti:
"Yeni dönem, risklerin, belirsizliklerin yüksek olduğu
bir dönem. Böyle bir dönemde eski serbest piyasa koşullarıyla her alana
yaklaşamazsınız. Riskler yükseldiği zaman burada risk paylaşım modellerinin ön
plana çıkması lazım. Bu noktada özel sektörle devlet ilişkisinin yeniden ele
alınması gerekiyor. Devletin ekonomideki rolünün daha aktif bir noktaya gelmesi
gerekiyor. Bu risklerin yönetilmesi ve kalkınma sürecimizin sürdürülmesi
bakımından. Dolayısıyla ben buradaki projeyi, bir mikro örnek belki ama çok
önemli buluyorum. Bu işte tam da bizim istediğimiz model. Kamunun veya
bankacılık sisteminin, finansal sistemin üreticiyle, teknolojik yatırımlarla
bir araya geldiği, riskleri paylaştığı, bir risk paylaşım modeliyle ve
kamu-özel işbirliği modeliyle hayata geçirdiği bir proje."
Yılmaz, finansal kurumların proje finansmanını destekleyici
yeni finansal enstrümanları daha fazla geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak,
"İyi projesi olan ama parası olmayan yeterince, finansı olmayan
girişimcileri destekleyen bir finansal sistemi güçlendirmemiz lazım. Bizim
yaklaşımımız bu." dedi.
"Kazanımları
büyütmeyi hedefliyoruz"
Ürün Takip Sistemi'ne kayıtlı 1850 tıbbi cihaz imalatçısının
bulunduğunu aktaran Yılmaz, yerli imal tıbbi cihaz barkodu sayısının ise 2018
yılındaki yaklaşık 762 bin seviyesinden bugün 996 bine ulaştığını bildirdi.
Yılmaz, tıbbi cihaz sektöründe yerli üretimin payının
yaklaşık yüzde 15 seviyesinde olduğunu, 2017 yılında 533 milyon dolar olan
tıbbi cihaz ihracatının, 2025 yılında yaklaşık 1,3 milyar dolara yükseldiğini
dile getirdi.
Bugün 170'ten fazla ülkeye tıbbi cihaz ihraç eden
Türkiye'nin, sağlık teknolojilerinde geliştirdiği ürünlerle küresel pazarlarda
daha güçlü bir konum elde ettiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
"İlaç sektörümüzde de yerli üretim bakımından önemli
bir seviyeye ulaşmış bulunuyoruz. 2016 yılında kutu bazında yüzde 75 olan yerli
üretim payımızı 2025 yılında yüzde 92'ye yükselttik. 2026 yılının ilk sekiz
ayında da bu seviyeyi korurken, değer bazındaki yerli üretim payımız yüzde 52,5
olarak gerçekleşmiştir. Son 12 aylık dönemde 2,55 milyar dolara ulaşan ilaç
ihracatımızı, özellikle biyoteknolojik ilaçlar ve yenilikçi tedavi ürünleriyle
daha ileri bir seviyeye taşımayı amaçlıyoruz. Üretimde ve ihracatta elde
ettiğimiz bu kazanımları, ileri teknolojiye dayalı ürünlerin geliştirilmesiyle
daha da büyütmeyi hedefliyoruz."
"5 bin
dolara ithal edilen ürün, bugün ülkemizde 1000 dolar"
Yılmaz, özellikle sağlık teknolojileri gibi yüksek bilgi
birikimi, uzun soluklu araştırma ve önemli miktarda yatırım gerektiren
alanlarda, kamunun sunduğu imkanlarla özel sektörün girişimcilik kabiliyetinin
buluşmasının büyük önem taşıdığına işaret ederek, şunları kaydetti:
"Kamu bankalarımızın ve finans kuruluşlarımızın üretim
ve yatırım odaklı yaklaşımını ülkemizin sanayi ve teknoloji hedeflerini
destekleyen önemli bir unsur olarak görüyoruz. Ziraat Katılım Bankamızın bu
alanda üstlendiği rol de kamu finansmanının yüksek katma değerli üretime
yönlendirilmesi bakımından son derece değerlidir. 2024 yılında DESU Medikal ile
gerçekleştirilen ortaklık, teknoloji geliştiren bir girişimin üretim
kapasitesini büyütmesinde finansal güç ile sanayi tecrübesinin nasıl bir araya
gelebildiğini gösteriyor. Nitekim Hacettepe Teknokent'te başlayan DESU
Medikal'in yolculuğu bugün burada açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni üretim
tesisiyle önemli bir aşamaya ulaşmış bulunuyor."
Beyin cerrahisinde kullanılan şant ve drenaj sistemleri,
kateterler ve kolajen bazlı implantlar gibi ileri teknoloji ürünleri geliştiren
firmanın, daha önce ithalat yoluyla karşılanan pek çok ürünün ülkede
üretilmesine katkı sunduğunu aktaran Yılmaz, "Baktığınız zaman, daha önce
5 bin dolara ithal edilen ürün, bugün ülkemizde 1000 dolara temin edilir hale
gelmiş durumda. Bir taraftan ülke olarak dışarıya daha az döviz ödüyorsunuz
diğer taraftan kamu olarak daha az harcama yapmış oluyorsunuz. Her bakımdan çok
önemli gerçekten. Bu başarılarının uluslararası pazarlara taşınması ayrıca
memnuniyet verici." diye konuştu.
Tesisin açılış
kurdelesi kesildi
Yılmaz, KOSGEB destekleriyle ilk üretim altyapısını
oluşturan, TÜBİTAK destekleriyle AR-GE ve ürün geliştirme çalışmalarını
ilerleten şirketin, geliştirdiği teknolojileri uluslararası pazara taşıma
başarısı gösterdiğini belirterek, Ziraat Katılım'ın 2024 yılında
gerçekleştirdiği ortaklığın ise şirketin finansal yapısını güçlendirdiğini,
üretim kapasitesinin gelişmesine katkı sağladığını söyledi.
Konuşmaların ardından, protokol üyelerinin kurdele kesimiyle
tesisin açılışı gerçekleştirildi.
Daha sonra tesisi gezen Yılmaz, DESU Medikal Yönetim Kurulu
Başkanı Mehmet Sorar ve Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir'den bilgi
aldı.
Öte yandan Yılmaz, tören öncesi Gölbaşı Belediyesini ziyaret
ederek, Başkan Yakup Odabaşı ile görüştü.
Kaynak: AA