Atherosclerosis dergisinde yayımlanan çalışmada, göz çevresinde sarı plaklarla seyreden ksantelazması bulunan kişilerde kalp krizi, inme ve geçici iskemik atak görülme oranlarının kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu saptandı.

Kalp krizi ve inmelerin büyük bölümünün altında yatan ateroskleroz, atardamarlarda yağlı plakların birikmesiyle kan akımının kısıtlanmasına yol açıyor. Hastalık uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği için araştırmacılar, aterosklerozun daha erken fark edilmesini sağlayabilecek işaretler üzerinde çalışıyor.

Atherosclerosis dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmada, göz çevresinde sarı renkli plakların oluşmasına yol açan “ksantelazma” ile kalp-damar ve beyin damarlarına ilişkin ciddi olaylar arasındaki ilişki incelendi.

Ksantelazma, makrofaj adı verilen bağışıklık hücrelerinin kolesterol ve diğer yağlarla dolması sonucu göz çevresinde sarımsı, kabarık plakların oluşmasıyla ortaya çıkıyor. Durum sıklıkla yüksek kan kolesterolüyle ilişkilendirilse de ksantelazması olan her kişide kolesterol yüksekliği görülmüyor.

Stanford Üniversitesi araştırmacıları, yağ birikiminin ateroskleroz gelişiminde de rol oynamasından hareketle iki durum arasında bir ilişki olup olmadığını değerlendirdi.

35 bin 850 kişinin sağlık verileri incelendi

Araştırmada ksantelazma tanısı bulunan 17 bin 925 kişi ile yaş ve diğer özellikler açısından eşleştirilmiş 17 bin 925 kişilik kontrol grubunun sağlık verileri analiz edildi.

Kontrol grubu, yaşa bağlı yakın görme bozukluğu olan presbiyopi tanılı kişilerden oluşturuldu. Araştırmacılar bu kişilerin göz muayenesinden geçmiş olmasını, ksantelazma bulunmadığının daha güvenilir biçimde değerlendirilmesi açısından tercih etti.

İlk bir yıllık takipte ksantelazması bulunanların yüzde 1'inde, yani 178 kişide kalp krizi görüldü. Kontrol grubunda ise bu oran yüzde 0,35 oldu ve 63 kişi kalp krizi geçirdi.

İnme oranı ksantelazma grubunda yüzde 0,95, kontrol grubunda yüzde 0,3 olarak kaydedildi.

Geçici iskemik atak, diğer adıyla “mini inme” açısından ise oranlar sırasıyla yüzde 0,6 ve yüzde 0,19 olarak bulundu.

Araştırmacılar, mutlak oranların düşük olmasına rağmen ksantelazması olan grupta riskin kontrol grubuna kıyasla birkaç kat yüksek olduğuna dikkat çekti.

Artmış risk 10 yıllık takipte de devam etti

İki grup arasındaki fark zaman içinde bir miktar azalsa da ksantelazması bulunan kişilerde kalp-damar ve beyin damarlarına ilişkin ciddi olayların görülme riskinin 5 ve 10 yıllık takiplerde de daha yüksek kaldığı bildirildi.

Araştırmacılar, ksantelazmanın 10 yıla kadar uzanan dönemde majör kardiyo-serebrovasküler olayların daha yüksek görülme sıklığıyla ilişkili olduğunu belirtti.

Çalışmada dikkat çeken bir başka bulgu ise ksantelazması olan kişilerde bu olayların görülme oranlarının, kandaki yağ düzeyleri anormal derecede yüksek olsun veya olmasın benzer bulunması oldu.

Araştırmacılara göre bu sonuç, artmış kardiyovasküler riskin yalnızca yüksek kan yağlarıyla açıklanamayabileceğine işaret ediyor.

Ksantelazma olayların nedeni olarak gösterilmedi

Araştırmacılar, göz kapağındaki plakların doğrudan kalp krizi veya inmeye neden olduğuna ilişkin bir bulgu olmadığının altını çizdi.

Bunun yerine ksantelazmanın, henüz tanı almamış veya yeterince kontrol altında olmayan kardiyovasküler risk faktörlerinin dışarıdan görülebilen bir işareti olabileceği değerlendirildi.

Araştırma ekibi, ksantelazması bulunan kişilerin önemli bölümünün kozmetik nedenlerle dermatoloji uzmanlarına başvurduğunu, ancak bu hastalarda fark edilmemiş ya da kontrol altına alınmamış kalp-damar risk faktörlerinin bulunabileceğini belirtti.

Bu nedenle araştırmacılar, ksantelazmanın gelecekte kardiyo-serebrovasküler risk değerlendirmesinde klinik bir belirteç olarak kullanılabileceğini ifade etti.

Erken değerlendirme koruyucu önlemlere fırsat sağlayabilir

Ksantelazmanın kolay fark edilebilen bir bulgu olması, araştırmacılara göre bu kişilerin kalp-damar sağlığı açısından daha erken değerlendirilmesine olanak sağlayabilir.

Birinci basamak hekimleri tarafından düzenli takip yapılmasının; yaşam tarzı değişiklikleri, kan yağlarını düşürücü tedaviler ve yüksek tansiyonun kontrolü gibi koruyucu önlemlerin uygulanmasına yardımcı olabileceği belirtildi.

Araştırmacılar, ksantelazması bulunan kişilerin erken dönemde değerlendirilmesinin altta yatan sistemik hastalıkların ve risk faktörlerinin belirlenmesine ve kontrol altına alınmasına katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Çalışmada ayrıca ksantelazması bulunan kişilerde kalp krizi ve inme riskinin neden daha yüksek olduğunun anlaşılması için daha ayrıntılı araştırmalara ihtiyaç olduğu vurgulandı.

Kaynak: Medimagazin