Her kene tutunmasının Kırım Kongo Kanamalı Ateşi anlamına gelmediğini belirten Doç. Dr. Aslı Haykır, kenenin vücutta kalma süresi uzadıkça bulaşma riskinin artabileceğini söyledi. Haykır, temas sonrası 10 gün boyunca ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve kanama belirtilerinin takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye EKMUD Zoonotik Hastalıklar ve Viral Kanamalı Ateşler Çalışma Grubu Üyesi ve Ankara Etlik Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Aslı Haykır ile Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin bulaşma yollarını, belirtilerini, risk gruplarını ve hastalıktan korunmak için alınması gereken önlemleri konuştuk. 

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi nasıl bir hastalıktır, nasıl ortaya çıkmıştır?

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, sıklıkla kenelerle, özellikle Hyalomma cinsi kenelerle bulaşan bir hastalıktır. Hastalığa Nairovirüs cinsi bir virüs neden olur. Ateş ve ağır vakalarda kanama, hastalığın başlıca bulgularıdır. Adını da buradan almıştır. Bazen ölümcül seyredebilen bir enfeksiyon hastalığıdır.

İlk kez Kırım’da görülmüştür. İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet askerleri ve tarım işçilerinde ateş salgını başlamıştır. Bunların bazılarında kanama görülmüş, bazı vakalar da ölümcül seyretmiştir. Bu nedenle hastalığa “Kırım Kanamalı Ateşi” adı verilmiştir.

Bundan 12 yıl sonra Afrika’daki Kongo’da benzer bulgularla ortaya çıkmıştır. Ancak aynı hastalık olduğu anlaşılmadığı için “Kongo hastalığı” adı verilmiştir. 1969 yılında ise bu iki etkenin aynı olduğu anlaşıldığı için hastalığa “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” adı verilmiştir.

Ülkemizde ilk vaka 2002 yılında görüldü. Fakat o yıl bunun hangi etken olduğunu anlayamadık. 2003 yılında bunun Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olduğunu tespit edebildik. Daha sonra hasta sayıları artmaya başladı. En yüksek hasta sayılarını 2010 yılında görmeye başladık. Sonrasında azalan bir seyir olsa da her yıl hastaları görmeye devam ediyoruz.

Vakalar özellikle nisan ve mayıs aylarında başlıyor, eylül ve ekim aylarına kadar devam ediyor. Bazen daha da uzayabiliyor. Hastalık özellikle Kelkit Vadisi’nin bulunduğu bölgelerde başlamıştı.

Örneğin Ankara’da daha önce hiç primer vaka görülmemişti. Ankara’da yaşayan kişilerde görülmemişti. Ancak geçen yıl Kızılcahamam ve Çamlıdere’den de üç vakamız oldu. Ankara’da toplam 17 pozitif hastayı takip etmiştik.

Bu yıl ise hastanemizde pozitifliği doğrulanan dört hastamız var. Bir hastamızda hastalık ölümcül seyretti. Herkes hasta olmuyor ve hastalık herkeste ölümcül seyretmiyor. Ancak bu hastalar yakın takip etmemiz gereken bir hasta grubunu oluşturuyor.

Hangi yollarla bulaşır? Her kene tutunması Kırım Kongo Kanamalı Ateşi anlamına gelir mi?

Hayır, gelmiyor. Hastalık temel olarak kene tutunmasıyla bulaşıyor. En sık bulaş yolu budur.

Fakat hasta hayvanlara ve bu hayvanların kanlarıyla ya da vücut sıvılarıyla temas eden veterinerlere, mezbaha işçilerine ve kasaplara da bulaşabilir. Nadiren, hasta bireylere bakım veren sağlık personeline de gerekli önlemlere uyulmadığı takdirde bulaşabilir.

Ancak her kene Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nin taşıyıcısı değildir. Hastalık her kene tutunmasında bulaşmaz. Çünkü kenelerin hepsi virüsü taşımaz. Virüsü taşıyan kenelerin de hepsi hastalığı bulaştırmaz.

Bu durum biraz virüs yükü ve kenenin vücutta kalma süresiyle ilişkilidir. Bu nedenle kenenin erken fark edilmesi ve bir an önce çıkarılması çok kıymetlidir.

Kimler daha fazla risk altındadır? Risk grubundaki kişiler nelere dikkat etmeli?

Risk grubunu endemik bölgelerde yaşayanlar ve bu bölgeleri ziyaret edenler oluşturuyor. Tarım işçileri, hayvancılıkla uğraşanlar, avcılar, bu bölgelerde kampa ya da pikniğe gidenler, veterinerler ve sağlık çalışanları risk grubunda yer alıyor.

Öncelikle hayvancılıkla uğraşanların, hayvanlarını kene enfestasyonundan korumak için düzenli olarak ilaçlamaları gerekiyor. Rutin veteriner kontrolü de çok önemli.

Ahırların, kenelerin geçişine izin vermeyecek şekilde sıvanması ve temizliklerinin düzenli olarak yapılması gerekiyor. Bunlar çok kıymetli.

Bunun dışında veteriner hekimlerin ve hekimlerin bakım sırasında bariyer önlemlerine mutlaka çok dikkat etmeleri gerekiyor. Bizler bu önlemleri zaten rutin olarak uyguluyoruz.

Ancak piknik, avcılık ve kamp sırasında bulaşlar biraz daha rastlantısal oluyor. Kişiler bu durumlarda daha az dikkat edebiliyor ya da önlemleri unutabiliyor.

Bu kişilerin pantolon paçalarını çoraplarının içerisine koymaları ve uzun kollu kıyafetler giymeleri önemlidir. Açıkta kalan vücut bölgeleri için kene kovucu spreylerin kullanılması da önemlidir.

Şu da çok önemli: Bütün bu önlemler alınsa dahi eve ulaşıldığında mutlaka tüm vücut kontrol edilmelidir. Özellikle vücudun kıvrım yerleri kene varlığı açısından mutlaka incelenmelidir. Kene saptanırsa bir an önce çıkarılmalıdır.

Çünkü kene ne kadar erken tespit edilir ve çıkarılırsa, hastalık taşıyan bir kene olsa dahi hastalığın bulaşmasını engelleme ihtimalimiz o kadar artar.

Vücuda kene tutunduğunda doğru müdahale nasıl olmalı?

Kene saptandığında, tutunduğu bölgeden ve vücuda en yakın yerinden ince uçlu bir cımbızla tutulup dik bir şekilde çıkarılmalıdır.

Kene kesinlikle ezilmemeli ve tek hamlede çıkarılmalıdır. Üzerine herhangi bir kimyasal ya da yakıcı madde kesinlikle uygulanmamalıdır. Çünkü kenenin içerisinde virüs ya da başka bakteriler bulunuyorsa bu tür müdahaleler sonucunda kene kusabilir.

Bunlar kesinlikle yapılmamalıdır. Kene, söylediğim gibi, cımbızla tek hamlede çıkarılmalıdır. Kişi tedirginse ya da bunu yapamayacağını düşünüyorsa bir sağlık kuruluşuna başvurabilir.

Kene teması sonrasında hangi belirtiler alarm kabul edilmeli ve kişi kaç gün boyunca kendisini takip etmeli?

Prodrom dönemi dediğimiz yaklaşık 3 günlük bir dönem oluyor. Tekrar söylüyorum, her kene virüs taşımaz. Ancak kene virüs taşıyorsa ve bunu bize bulaştırdıysa belirtiler ortalama bir gün içerisinde başlar. Bu süre 10 güne kadar uzayabilir.

Nedir bu belirtiler? Ateş, baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, yaygın kas ağrısı ve kanamadır.

Kanama, ciltte noktasal döküntüler şeklinde görülebilir. Burun kanaması, idrarda ya da büyük abdestte kan görülmesi şeklinde de ortaya çıkabilir. Regl kanamasının çok olması ya da uzun sürmesi biçiminde de görülebilir.

Yolunda gitmeyen bir durum olduğunda mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’nden korunmak için bireysel olarak uygulanabilecek en etkili önlemler nelerdir?

Maalesef bu hastalığın aşısı yok. Etkene yönelik özel bir tedavisi de bulunmuyor. Bu nedenle korunma hâlâ en etkili yöntemdir.

Az önce saydığım kıyafet önlemlerine mutlaka özen gösterilmelidir. Riskli bölgeden dönüldükten sonra vücut kontrol edilmelidir. Kene görülmesi durumunda çıkarılmalı ve kişinin şikâyetleri takip edilmelidir.

Herhangi bir şikâyet ortaya çıkması hâlinde bir an önce sağlık kuruluşuna başvurulması en etkili yöntemdir.

Kaynak: Medimagazin