Orak Hücreli Anemi: Farkındalıktan Tedaviye Güncel Bir Bakış



Prof. Dr. Meltem Aylı, Dünya Orak Hücreli Anemi Farkındalık Günü kapsamında; erken tanı, taşıyıcılık taramaları, güncel tedavi seçenekleri ve gen tedavilerindeki gelişmeleri anlattı.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meltem Aylı, Dünya Orak Hücreli Anemi Farkındalık Günü dolayısıyla Medimagazin'in sorularını yanıtladı.

Orak hücreli anemi nasıl bir hastalıktır ve toplumda ne kadar bilinmektedir?

Orak hücreli anemi (OHA),Hemoglobinin Globin zinciri yapımını kodlayan  ß-globin genindeki tek bir nokta mutasyonu sonucu hemoglobin S (HbS) üretilen, otozomal resesif geçişli bir hemoglobinopatidir. HbS, düşük oksijen basıncında polimerize olarak eritrositlerin orak biçimini almasına yol açar; bu da kronik hemolitik anemi, vazooklüzif krizler ve ilerleyici organ hasarıyla seyreder. Dünyada yılda yaklaşık 300.000 bebek OHA tanısıyla doğmaktadır ve hastalık özellikle Sahra altı Afrika, Hindistan, Orta Doğu ve Akdeniz havzasında yoğun görülmektedir. Türkiye genelinde HbS taşıyıcılık sıklığı %0,3-0,6 arasında bildirilmekle birlikte, Çukurova bölgesinde bazı yörelerde bu oran %3-44'e kadar çıkabilmektedir. Talasemiye kıyasla toplumsal farkındalığın düşük olması, tanı gecikmelerine ve önlenebilir komplikasyonlara zemin hazırlamaktadır.

Orak hücreli anemide erken tanı neden önemlidir?

OHA'da erken tanı çok önemlidir. OHA tanısı Hb elektroforezi ve oraklaşma testi ile konulur. OHA ve orak hücre taşıyıcılığı ayırımı için oraklaşma testi yetersiz kalır. Böyle durumlarda HPLC ile doğru ve hızlı tanı koymak mümkündür. Hastalarda mutasyonun saptanması ve doğum öncesi tanı için genetik temelli testler de kullanılır. Hastanın  ebeveynlerinden her ikisi de Hb S taşıyıcısı ise hasta homozigot  yani OHA hastası  olarak kabul edilir. Ancak bir ebeveyn Hb S taşıyıcı, diğeri ß talasemi taşıyıcı ise hasta Sß talasemi olarak değerlendirilir. Bu olgularda klinik bulgular HbSS olgulara göre daha siliktir. Tanı genellikle çocukluk çağında konur. Ancak özellikle çift heterozigot (Hb Sß, Hb SC…) durumda olan hastaların daha ileri yaşlara kadar bulgu vermeyeceği akılda tutulmalıdır.  Hastalığın en kritik dönemi yaşamın ilk beş yılıdır; bu dönemde splenik sekestrasyon krizleri, pnömokok sepsisi ve akut göğüs sendromu gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar görülebilir. Büyüme ve gelişme geriliği ortaya çıkar.  Tanı konulduğu andan itibaren penisilin profilaksisi, aşılama programları ve hidroksiüre tedavisi başlanabilir; bu müdahaleler mortaliteyi dramatik biçimde azaltır. Erken tanı aynı zamanda aileler için genetik danışmanlık fırsatı sağlar ve sonraki gebeliklerde bilinçli karar verme imkânı sunar. Ülkemizde yürütülen evlilik öncesi Talassemi tarama programlarının yaygınlaşması sayesinde  erken tanı alanında önemli bir yol alınmıştır. 

Taşıyıcılık ile hastalık arasındaki fark nedir?

Taşıyıcılar (HbAS), HbS geninin bir kopyasını heterozigot olarak taşırlar ve genellikle klinik olarak asemptomatiktirler; hemoglobin elektroforezinde HbS oranları tipik olarak %35-40 arasındadır. Taşıyıcılarda ciddi hemoliz ya da vazooklüzif krizler beklenmez; ancak aşırı egzersiz, yüksek rakım veya ciddi dehidratasyon gibi sıradışı koşullarda nadiren  oraklaşma krizleri ortaya çıkabilir. . Buna karşın homozigot yani HbSS bireyler ya da HbS/ß-talasemi gibi bileşik heterozigot formlar klinik hastalık tablosu oluşturur. Hekimler açısından kritik nokta şudur: iki taşıyıcı bireyin her gebeliğinde %25 oranında hasta çocuk doğma olasılığı mevcuttur. Bu nedenle taşıyıcılık tespiti, akraba evliliklerinin azaltılması hastalığın primer prevansiyonunda temel basamağı oluşturur.

Evlilik öncesi ve yenidoğan taramaları hastalığın önlenmesinde nasıl bir rol oynar?

Evlilik öncesi hemoglobin elektroforezi taraması, iki taşıyıcının evliliği durumunda genetik danışmanlık verilmesini ve riskin aydınlatılmasını sağlar. Türkiye'de bu uygulama talasemi için etkin biçimde yürütülmekte olup, OHA açısından da eşdeğer dikkat gereklidir; özellikle hastalığın endemik olduğu bölgelerde. Yenidoğan tarama programları ise tandem kütle spektrometrisi veya yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) ile doğumun ilk günlerinde OHA tanısını mümkün kılar. Bu programların yaygınlaştırılması, erken müdahale ve mortalite azaltma açısından en maliyet-etkin halk sağlığı stratejilerinden biridir.

Orak hücreli anemi hastaları günlük yaşamda en çok hangi zorluklarla karşılaşıyor?

OHA hastaları yaşamları boyunca  multisistemik bir hastalığın yüküyle yaşarlar. Vazooklüzif ağrı krizleri öngörülemez biçimde ortaya çıkar ve sıklıkla acil servis başvurusu gerektirir; bu durum iş ve eğitim hayatını ciddi biçimde aksatır. Kronik hemolitik anemi nedeniyle süreğen yorgunluk, egzersiz intoleransı ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş söz konusudur. Süreç içinde asplenik hale gelen bu hastalarda makrofajların opsonizasyon ve fagositoz yeteneklerindeki bozukluklar yanısıra enfeksiyonlara karşı IgG ve IgM cevabının bozulması, alternatif kompleman yolundaki defektler artmış enfeksiyon nedenlerini oluşturmaktadır. Sık enfeksiyon ataklarıyla tekrarlayan hastane yatışları, opiod kullanımı ile dahi bazen azaltılamayan ağrılı krizler , düzenli transfüzyon gereksinimi ve demir şelasyon tedavisinin getirdiği yük hastaların psikososyal uyumunu olumsuz etkiler. Ayrıca avasküler nekroz, kronik böbrek hastalığı, pulmoner hipertansiyon ve retinopati gibi kronik organ komplikasyonları zamanla tabloya eklenir. Ne yazık ki pek çok hastamız ağrı krizlerinde yeterince ciddiye alınmama ya da yetkin merkezlerde tedavi edilememe  gibi sorunlarla da karşılaşmaktadır.

Orak hücreli anemide güncel tedavi seçenekleri nelerdir?

Güncel tedavi yaklaşımı, hastalık modifiye edici ajanlar, destekleyici bakım ve küratif tedaviler olmak üzere üç ana eksende şekillenmektedir. Hidroksiüre, fetal hemoglobin (HbF) düzeyini artırarak oraklaşmayı azaltan ve hâlâ tedavinin omurgasını oluşturan birinci basamak ajandır. L-glutamin, oksidatif stresi azaltarak kriz sıklığını düşürmektedir. Krizanlizumab ise P-selektine karşı geliştirilmiş bir monoklonal antikor olup vazooklüzif olayların sıklığını azaltmayı hedefler; ancak faz III STAND çalışmasının ön sonuçları beklenen etkinliği doğrulayamamıştır ve bu ajanın klinik konumlandırması yeniden değerlendirilmektedir. Voxelotor (Oxbryta) ise hemoglobin S'nin polimerizasyonunu engelleyerek orak hücreli anemi ile ilişkili ağrılı ve bazen ölümcül vazo-oklüzyon krizlerini önleyen bir ilaç olarak geliştirilmiş olmasına rağmen  Eylül 2024'te güvenlik endişeleri nedeniyle üreticisi tarafından küresel piyasadan gönüllü olarak çekilmiştir. Hastalığın tedavisindeki önemli bir başlık destek tedavisidir. Enfeksiyonlara karşı bağışıklama, akut enfeksiyonların IV uygun ilaçlarla tedavisi, enfeksiyonlara karşı proflaksi, ağrılı krizlerde eritrosit değişimi tedavisi ve ağrı palyasyonu, düzenli eritrosit transfüzyonları bu başlık altında yer almaktadır.  Küratif tedavi olarak allojenik hematopoetik kök hücre nakli (HKHN), HLA-uyumlu kardeş vericisi olan hastalarda altın standart olmaya devam etmektedir; ancak uygun verici bulma oranı %20'nin altındadır. Gülhane Eğitim Araştırma Hastanesi olarak Kök Hücre Nakli Ünitemizde HLA tam uyumlu kardeş bulunamayan durumlarda Türk-Kök aracılığıyla uygun donör bulabildiğimiz OHA tanılı hastalarımıza allojenik kök hücre nakli yapıyoruz. OHA tanılı ve allojenik kök hücre nakli yaptığımız  en son  hastamızın yegane uygun  donörü HLA tam uygun bir kardeşti  ancak bu kardeşte de taramalarımız esnasında  OHA taşıyıcılığı  çıktı. Bu kardeşi domör olarak kullanma mecburiyetimiz sonucu yaptığımız nakil sonucunda da başarılı bir sonuç elde ettik.  Ancak nakil şansı elde edebilen OHA tanılı hastaların sayısı oldukça azdır.

Son yıllarda orak hücreli anemi tedavisinde hangi gelişmeler öne çıkıyor?

Kuşkusuz en çığır açıcı gelişme gen tedavisi alanında yaşanmıştır. Aralık 2023'te FDA, OHA tedavisi için iki gen tedavisini onaylamıştır: CRISPR/Cas9 teknolojisine dayanan exagamglogene autotemcel (Casgevy) ve lentiviral vektör bazlı lovotibeglogene autotemcel (Lyfgenia). Casgevy, BCL11A genini hedefleyerek fetal hemoglobin üretimini yeniden aktive eder ve klinik çalışmalarda hastaların büyük çoğunluğunda vazooklüzif krizleri ortadan kaldırmıştır. Bu onay, CRISPR teknolojisinin klinik pratikte küratif amaçla kullanıldığı ilk örneklerden biri olması açısından tıp tarihinde bir dönüm noktasıdır. Ancak bu tedavilerin miyeloablatif hazırlık rejimi gerektirmesi, yüksek maliyetleri ve yalnızca çok sınırlı sayıdaki  belirli merkezlerde uygulanabilmesi, erişilebilirlik açısından ciddi engeller oluşturmaktadır. Önümüzdeki dönemde in vivo gen düzenleme yaklaşımlarının bu engelleri aşması beklenmektedir.

Dünya Orak Hücreli Anemi Farkındalık Günü kapsamında topluma vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

OHA’de temel hedef  bebeklerin OHA hastası olarak doğmamalarıdır.  Ancak bu potansiyelin gerçekleşmesi için toplumsal farkındalık şarttır. Evlilik öncesi tarama ve yenidoğan tarama programlarının ülke genelinde yaygınlaştırılması, bu hastalığın yükünü azaltmanın en etkin yoludur. Meslektaşlarıma mesajım şudur: özellikle endemik bölgelerden gelen hastalarda açıklanamayan kronik anemi, tekrarlayan ağrı krizleri veya genç yaşta inme tablosunda OHA'yı mutlaka ayırıcı tanıda düşünelim. Allojeneik kök hücre nakli küratif bir tedavi yaklaşım olsa da bu şans; henüz organ hasarı gerçekleşmemiş ve uygun donörü olan ve deneyimli  bir nakil merkezine ulaşma şansı olabilen çok az sayıdaki hasta için mevcuttur.  Gen tedavisi alanındaki devrimsel gelişmeler umut verici olmakla birlikte, bugün elimizdeki imkanlarla  ve multidisipliner yaklaşımla hastalarımızın yaşam süresini ve kalitesini anlamlı biçimde artırabiliriz. Ancak asıl hedef farkındalıktır ve farkındalık yaratmak biz hekimler için  yalnızca bir gün değil, her gün sürdürülmesi gereken bir sorumluluktur.

Kaynak: Medimagazin