Central Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Göktuğ
Sarıbeyliler, bu durumun çoğu zaman hatalı beslenme ve yaşam
alışkanlıklarımızdan kaynaklandığını belirterek, “Diyet sürecinde kalori hesabı
yapmamak, az yenilmesine rağmen kilo alınmasının en yaygın sebeplerinden
biridir. Vücudumuz bazen kronik strese, hareketsizliğe ve uyku bozukluğuna
karşı kendini korumaya alır ve yağ depolamaya yönelir. Bu nedenle az yemek kilo
kaybetmek için çözüm olmayabilir” diyor.
Son yıllarda küresel sağlık verileri, Türkiye’de obezite
oranlarının ciddi bir artış eğiliminde olduğunu ortaya koymaktadır. Güncel
araştırmalara göre, Türkiye’de 20 yaş üzeri yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde
32’si obezite ile mücadele etmektedir. Mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde,
2035 yılına kadar bu oranın yüzde 55’e ulaşabileceği öngörülmektedir.
Obezite, yalnızca kilo artışıyla sınırlı bir sorun olmayıp;
diyabet, kalp ve damar hastalıkları, bazı kanser türleri ve ruh sağlığı
problemleri gibi birçok kronik hastalık için önemli bir risk faktörüdür. Central
Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Göktuğ
Sarıbeyliler’e göre bu durum, bireysel sağlığın ötesinde toplumsal sağlık açısından
da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.
Hatalı veya Şok
Diyetler
Az yemek, beslenmeye dikkat etmek tek başına yeterli olmuyor. Kalori açığı
oluşturmak büyük önem taşıyor. Ayrıca, şok diyetler de kısa sürede hızlı kilo
kaybı sağlasalar da metabolizmayı yavaşlatabiliyor ve kas kaybına neden olarak
kilo alımını kolaylaştırıyor.
Yetersiz Uyku
Central Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Göktuğ
Sarıbeyliler beş saatin altında uyumanın vücuda kötü etkilerinin olduğunu
söylüyor. Melatonin hormonunun yükseldiği 22:00-23:00 saatlerinde uyku moduna
geçilmesi büyük önem taşıyor. Geç uyumak kortizol dengesini bozarak, insülin
duyarlılığını azaltıyor ve vücudu yağ depolamaya yatkın hale getiriyor.
Stres
Kronik stres altında vücut daha fazla kortizol hormonu salgılıyor. Bu hormon
uzun süre yüksek düzeyde kaldığında metabolizma hızını düşürüyor. Ayrıca, kan
şekerini yükselterek insülin seviyesinin de artmasına neden olabiliyor; bu
durum yağ depolanmasını kolaylaştırıyor. Kronik stres altında olan kişiler az
yeseler bile yağ depolamaya daha yatkın hale gelebiliyor.
Hareketsiz yaşam
Masa başında çalışma ve uzun süre oturma gibi alışkanlıklarda günlük enerji
harcaması ciddi şekilde azalıyor. Bu durumda kişi az besin tüketse bile
harcanan enerji daha düşük olduğu için kilo artışı görülebiliyor.
Tiroit yetmezliği
(Hipotiroidi)
Metabolizmamızı düzenleyen tiroit hormonlarının eksikliğinde enerji harcaması
düşebiliyor. 2–4 kilo civarında kilo artışı yaşanırken beraberinde halsizlik,
üşüme ve kabızlık gibi sorunlar da görülebiliyor.
Kortizol Yüksekliği
Kortizol yüksekliği özellikle karın bölgesi, ense ve yüzde yağ birikimine yol
açıyor. Yüz yuvarlaklaşıyor, cilt inceliyor ve morarmalar gelişebiliyor
İnsülin Direnci
İnsülin direncinde hücreler kan şekerini dengelemek için daha fazla insülin
salgılıyor. Kan şekeri normal olsa bile yüksek insülin nedeniyle vücut yağ
depolamaya daha yatkın hale geliyor. Kilo artışı özellikle karın bölgesinde
görülüyor.
Central Hospital Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Uzmanı Dr. Göktuğ Sarıbeyliler obeziteyle mücadelede öne çıkan başlıca öneriler
şu şekilde sıralıyor.
• Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının
yaygınlaştırılması
• Günlük fiziksel aktivitenin teşvik edilmesi ve yaşam alanlarının buna uygun
hale getirilmesi
• Düzenli sağlık kontrolleri ile erken teşhis sağlanması.
Toplumun tüm kesimlerini kapsayan bütüncül yaklaşımlar ve
sürdürülebilir politikalar ile obezite artışının önüne geçilmesi mümkün
görülmektedir.