Türk Neonatoloji Derneği tarafından düzenlenen 33. Ulusal Neonatoloji Kongresi (UNEKO 33), 15–19 Nisan 2026 tarihleri arasında Kıbrıs’ta gerçekleştirildi. Türkiye’nin en köklü yan dal kongrelerinden biri olan UNEKO, her yıl artan katılımcı sayısı ve zenginleşen bilimsel içeriği ile neonatoloji alanının en önemli buluşma platformlarından biri olma özelliğini sürdürmektedir. Bu yılki kongre, yaklaşık 1000 katılımcıyı bir araya getirirken, yurt dışından gelen alanında uzman yabancı konuşmacılarla birlikte 270 oturum başkanı ve konuşmacı bilimsel programa katkı sundu. Bilimsel programın yanı sıra 37 stant ve 82 firmanın katılımı ile yenidoğan alanındaki en yeni ürün, teknoloji ve hizmetler katılımcılarla buluşturuldu.
Kongre kapsamında yapılan basın toplantısına; Türk
Neonatoloji Derneği Başkanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Esin Koç, Türk
Neonatoloji Derneği Başkan Yardımcısı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Ömer Erdeve
ile Türk Neonatoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kongre Sekreteri Prof. Dr.
Mustafa Ali Akın katıldılar.
“Kritik Konjenital
Kalp Hastalıklarında Erken Tanı Hayat Kurtarır"
Türk Neonatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Esin Koç, kongre
gündemine dair yaptığı açıklamalarda kritik konjenital kalp hastalıklarına
dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Kritik konjenital kalp hastalıkları, doğumdan sonraki
ilk gün ve haftalarda belirti vermeden ilerleyebilen, ancak kısa sürede yaşamı
tehdit edebilen ciddi tablolardır. Duktus arteriozusun kapanmasıyla birlikte
klinik durum hızla kötüleşebilmekte, erken tanı konulmadığında dolaşım
bozukluğu, şok ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle yenidoğan döneminde
erken tanı, yaşam şansını belirleyen en kritik basamaktır. Ülkemizde bu
hastalıkların erken tanısı amacıyla doğum sonrası dönemde nabız oksimetre ile
tarama programı uygulanmaktadır. Non-invaziv, kolay uygulanabilir ve güvenilir
olan bu yöntem sayesinde, henüz klinik bulgu vermemiş bebeklerde oksijen
satürasyon düşüklükleri saptanarak riskli olgular erken dönemde
belirlenebilmektedir. Tarama sonucu şüpheli bulunan bebekler hızla ileri
değerlendirme ve tedavi süreçlerine yönlendirilmektedir.
Erken tanının etkin sonuç verebilmesi için yalnızca tarama
değil, güçlü bir sevk ve izlem sistemi de gereklidir. Bu doğrultuda sağlık
personeline yönelik eğitimlerin artırılması, standart sevk algoritmalarının
oluşturulması ve yenidoğan yoğun bakım ile pediatrik kardiyoloji merkezleri
arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Amaç, tanı
konulan her bebeğin gecikmeden uygun merkeze ulaştırılmasıdır. Türk Neonatoloji
Derneği, kritik konjenital kalp hastalıklarının erken tanısı ve yönetimi
konusunda T.C. Sağlık Bakanlığı ile yakın iş birliği içinde çalışmalarını sürdürmektedir.
Bu kapsamda ulusal tarama programlarının planlanması ve sahada etkin
uygulanmasına yönelik süreçlerde bilimsel katkı sunulmakta; eğitim
faaliyetleri, uygulama rehberleri ve pilot projeler ortak bir anlayışla
geliştirilmektedir. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen bu çalışmalar
sayesinde hem sağlık personelinin farkındalığı artırılmakta hem de ülke
genelinde uygulama birliği sağlanmaktadır. Türk Neonatoloji Derneği, kamu
otoritesi ile bilimsel birikimin birleştiği bu güçlü iş birliğinin, yenidoğan
sağlığını korumada en önemli yapı taşlarından biri olduğuna inanmaktadır.
Kritik konjenital kalp hastalıklarında erken tanı hayat kurtarır; her yenidoğan
bu taramadan geçmelidir."
Ten Tene Temas ve
Kanguru Bakımı
Prof. Dr. Koç, ten tene temas ve kanguru bakımı uygulamaları
hakkında ise şu bilgileri paylaştı:
"Ten tene temas, bebeğin doğumdan sonra ya da yenidoğan
yoğun bakım sürecinde annenin veya uygun bakım vericinin çıplak göğsü üzerine
yerleştirilerek cilt cilde temasının sağlanmasıdır. Kanguru bakımı olarak da
bilinen bu uygulama, yenidoğan bakımında insan odaklı, etkili ve bilimsel
temeli güçlü bir yaklaşımdır. Bebeğin vücut ısısının korunması, kalp atım ve
solunumunun dengelenmesi, ağrının azalması, emzirmenin desteklenmesi ve
anne-bebek bağının güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Kısa vadede
vücut ısısını korur, solunum ve kalp ritmini düzenler, stresi azaltır ve
emzirmeyi destekler. Uzun vadede ise anne-bebek bağlanmasını güçlendirir,
nörogelişimsel sonuçlara katkı sağlar ve özellikle prematüre bebeklerde büyüme
sürecini destekler.
Ülkemizde bu uygulamaya ilişkin farkındalık giderek artmakla
birlikte, fiziksel koşullar ve eğitim gereksinimi gibi nedenlerle henüz tüm
birimlerde standartlaşmış değildir. Türk Neonatoloji Derneği, yürüttüğü 'Ten
Tene Temas Projesi' ve eğitim programları ile bu yaklaşımın ülke genelinde daha
etkin biçimde benimsenmesini desteklemektedir. Ten tene temas, prematüre ve
yenidoğan bebekler için yalnızca bir temas değil; yaşamı, bağı ve iyileşmeyi
destekleyen güçlü bir bakımdır."
Prematüre Bebeklerde
Aşılama
Aşılamanın önemini vurgulayan Koç, "Prematüre bebekler,
bağışıklık sistemlerinin henüz tam olgunlaşmamış olması nedeniyle
enfeksiyonlara karşı daha hassas bir risk grubunu oluşturmaktadır. Bu nedenle
aşılar, bu bebekler için yaşamı koruyucu temel bir müdahaledir. Prematüre
bebeklerde aşılama, doğum haftasına göre değil kronolojik yaşa göre
planlanmaktadır. Bu yaklaşım, bebeklerin enfeksiyonlara karşı en erken dönemde
korunmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Türk Neonatoloji Derneği, sağlık
çalışanları ve aileler arasında doğru bilgi akışını destekleyerek, prematüre
bebeklerin aşı takvimine zamanında ve eksiksiz uyumunun sağlanmasını
hedeflemektedir. Prematüre bebekler enfeksiyonlara karşı daha hassas oldukları için,
aşıları geciktirilmeden uygulanmalı ve aileler de bu konuda
bilinçlendirilmelidir " şeklinde konuştu.
Uluslararası İş
Birlikleri
Uluslararası çalışmalara da değinen Prof. Dr. Esin Koç, şu
açıklamalarla sözlerini tamamladı:
"Türk Neonatoloji Derneği, yenidoğan sağlığının
geliştirilmesi amacıyla Türki Cumhuriyetler ile iş birliklerini artırarak
sürdürmektedir. TİKA ile yürütülen bu iş birlikleri; bilgi ve deneyim
paylaşımını destekleyen eğitim programları, ortak bilimsel toplantılar ve
karşılıklı uzman katılımları ile şekillenmektedir. Yürütülen ortak çalışmalar;
özellikle prematüre bakımı, solunum desteği, beslenme, enfeksiyon yönetimi ve
yenidoğan yoğun bakım uygulamaları gibi temel alanlara odaklanmaktadır.
Amacımız, bölgesel ölçekte yenidoğan bakım standartlarının güçlendirilmesi ve
ortak bir bilimsel dil oluşturulmasıdır. Yenidoğan sağlığında bilgi
paylaşıldıkça güçlenir; uluslararası iş birlikleri yaşam kurtarır."