Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, "Bizim aşılarımız şu an dünyadaki en güvenilirlerden." dedi.
Kara, Aşı Haftası dolayısıyla Malatya Kongre ve Kültür
Merkezi'nde düzenlenen toplantıda, sağlık çalışanları ve vatandaşlarla buluştu.
Burada konuşan Kara, Türklerin dünya tarihinde aşılara en
fazla değer veren milletlerin başında geldiğini söyledi.
Türkiye'nin zaman içerisinde aşıları üretebilme kapasitesini
bir miktar kaybettiğini ancak şimdi bunu tekrar kazanmaya çalıştıklarını ifade
eden Kara, aşı geliştirmeye başladıklarını, bazı aşıları Türkiye'de üretmeye
çalışacaklarını dile getirdi.
Aşının vücuda mikropların bir şekilde gösterilmesi, vücudun
savunma sistemine bunun öğretilmesi olduğunu belirten Kara, böylece gerçek
mikropla karşılaşıldığında vücudun ona cevap vermesinin sağlandığını aktardı.
Osmanlı döneminde aşılamaya ve halkın aşılanmasına çok önem
verildiğini, bazı aşıların da geliştirilmesinin sağlandığını anlatan Kara,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kadar değer verilen bir toplumuz ve aşılamaya bu
kadar kıymet veriyoruz. Sonrasında da Cumhuriyet'le beraber de hemen hemen tüm
aşılarımızı kendimiz üretiyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya,
İngiltere, Fransa dahil aşı satıyoruz. Çin'e kolera salgını sırasında
gönderdiğimiz aşılarla Çin'deki kolera salgını duruyor. Ve biz bunları başaran
bir toplumuz ama bugün var olan bazı nedenlerle aşıları tartışabiliyoruz.
Aşılar bazen kendi başarısının kurbanı olabiliyor. Kızamıktan kayıpları artık
yaşamıyoruz. Difteriden kayıp görmüyoruz ama bu görmediğimiz zaman da açıkçası
bu sefer de aşılar için 'acaba' diye düşünüyoruz."
Türkiye'nin şu anda aşıları dışarıdan aldığını, bazı aşıları
da kendisinin üretmeye çalıştığını dile getiren Kara, şöyle devam etti:
"Dışardan alırken Türkiye'nin kuralları çok sıkı ve her
üretilen aşıyı Türkiye almıyor, belirli kuralları var. Dünya Sağlık Örgütünün
onay verdiği bir aşı olması gerekiyor. Bizim Sağlık Bakanlığımızın kullandığı
aşılar ki orada çok daha rahatız. Çünkü aşının fabrikadan üretildiği andan
itibaren Türkiye takip etmeye başlıyor ve o aşının yol boyunca süresi,
Türkiye'ye girişi, girdikten sonra ana depoya girişi, ana depoda her bir aşı
üzerine de ayrı karekodlar işleniyor. Ve bu karekodlar aracılığıyla da aşı
sürekli önceki verileriyle de eşleştirilerek izleniyor. Bugün bana Malatya'nın
herhangi bir ilçesinde veya herhangi bir köyünde herhangi bir aşı kullanıldığı
anda aslında o aşının nerede, nasıl üretildiği, kaç günde üretildiği, kaç gün,
hangi depoda, hangi sıcaklıkta kaldığının tüm bilgileri, tüm verileri
bakanlığın elinde var. Bunların hepsi de takip edilerek geliyor. Bizim
aşılarımız şu an dünyadaki en güvenilirlerden."
"Birkaç
yıl geçtikten sonra bir etkisinin olma ihtimali hiç yok"
COVID-19 aşılarına da değinen Kara, bu aşıların genç
erkeklerde halsizlik, ateş, diz ekleminde ağrı gibi çeşitli sağlık sorunları
gösterdiğini ancak buna bağlı bir ölüm görülmediğini kaydederek,
"Sıkıntımız şu. COVID virüsünün kendisi damar yapılarını etkiliyor.
COVID'i hafif de geçirseniz, ağır da geçirseniz damarlarınızda hasara neden
olabiliyor. O bakımdan COVID sonrasında kalp krizi, COVID sonrasında damar hastalıkları
görüldü. Aşıya bağlı problemi ne zaman gördük, aşıdan sonraki ikinci hafta ile
dördüncü, beşinci hafta arasında en geç üçüncü ay, hadi hadi dördüncü ay. Ama
beşinci, altınca aydan sonra hiçbir şey görmedik. O nedenle şunu çok net
söyleyelim aşı özellikle MRNA aşısı Biontech aşısı, Alman aşısı vücutta en
fazla 7 gün kalıyor. 7 günden uzun kalması mümkün değil, hiçbir şekilde kalamaz
yıkılıyor ve parçalanıyor. Aylar geçtikten sonra hele böyle birkaç yıl
geçtikten sonra bir etkisinin olma ihtimali hiç yok. Bugüne kadar bütün yapılan
çalışmalarda, bütün yapılmış değerlendirmeler de bunu gösteriyor." diye
konuştu.
Kaynak: AA