MS Ve Ayırıcı Tanıda Romatolojik Hastalıklar, 5. Nöro Romatoloji Sempozyumu'nda Masaya Yatırıldı



Multiple skleroz ve benzeri hastalıkların doğru tanısında ayırıcı tanı ve multidisipliner yaklaşımın önemi, Eskişehir’de düzenlenen Nöro-Romatoloji Sempozyumu’nda vurgulandı.

5. Nöro-Romatoloji Sempozyumu – Multiple Skleroz ve Ayırıcı Tanıda Romatolojik Hastalıklar, 3-5 Nisan tarihlerinde Eskişehir’de gerçekleştirildi.

Sempozyum, MS ve benzer klinik tablolarla karışabilen romatolojik hastalıkların manyetik rezonans (MR) bulgularının, olgu örnekleri üzerinden detaylı şekilde değerlendirildiği “MR workshop” ile başladı.

Program kapsamında romatolojik hastalıkların hem nörolojik hem de romatolojik yönleri, alanında uzman akademisyenler tarafından çok yönlü olarak ele alındı. Özellikle MS’de güncel tedavi stratejileri ve güncel tanı kriterleri, bilimsel veriler ışığında katılımcılarla paylaşıldı.

Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Gülnur Tekgöl Uzuner de etkinlik kapsamında Türkiye Klinikleri TV mikrofonuna değerlendirmelerde bulundu.

İlk sempozyumu 2019 yılında gerçekleştirdiklerini hatırlatan Uzuner, çıkış noktalarını şu sözlerle anlattı:

“MS’i tanıyoruz, en çok MS hastalarını tedavi ediyoruz. Nöroloji uzmanı olarak bu hastalığı biliyoruz. Ama MS bir ayırıcı tanıdır aslında. Çünkü MS tanısı koymadan önce çok iyi bir ayırıcı tanı yapmamız gerekiyor. MS’in ayırıcı tanısında en çok yer alan hastalıklar nöroromatolojik hastalıklar oluyor. Bunların içinde nöro-behçet, nöro-sjögren, nöro-lupus ya da santral sinir sistemi vaskülitleri gibi hastalıklar yer alıyor.”

 “Multidisipliner yaklaşım şart”

Bu hastalıklarda karar sürecinin zor olduğunu ifade eden Uzuner, multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çekerek, “Bu hastalıklar nadir karşılaştığımız hastalıklar ama gördüğümüz zaman tek başına karar vermemiz zor oluyor. Gerek tanısı için gerekse tedavisi için multidisipliner bir yaklaşım gerekiyor. Bu nedenle romatolog, radyolog gibi farklı branşlardan öğretim üyelerinin katılımıyla bu farklı bakış açılarını bir araya getiriyoruz ve bu hastalıkların tanısını klinik pratiğimizde kolaylaştırmayı amaçlıyoruz.” dedi.

“MR değerlendirmesi doğru yapılmalı”

Sempozyum programında öncelik verilen başlıklardan birinin MR değerlendirmesi olduğunu vurgulayan Uzuner, şöyle konuştu:

“MS’in MR’ını bir nöroloğun çok iyi değerlendirmesi gerekiyor. İlk MR’a baktığı zaman bunun MS’e ait bir lezyon mu yoksa atipik bir lezyon mu olduğunu, MS dışında başka bir hastalığı mı yansıttığını çok iyi ayırt edebilmesi gerekiyor. Bu yüzden ilk gün MR workshopu yapıyoruz. Burada MS’in ayırıcı tanısında karışabilen, MS’ten daha atipik MR bulgularına yol açan ama MS benzeri semptomlarla giden hastalıkların MR’larını olgular eşliğinde tartışıyoruz.”

“Güncel tanı kriterleri ve tedaviler ele alınıyor”

Sempozyumda güncel gelişmelerin de ele alındığını belirten Uzuner, “İkinci günde hem MS oturumumuz hem de nöroromatoloji oturumumuz bir arada oluyor. 2024 yılında McDonald tanı kriterleri yenilendi. Bu sempozyumda bunları ele alıyoruz, tanı kriterlerini irdeleyeceğiz. Ayrıca MS tedavisi ile ilgili oturumlarımız da olacak.” dedi.

Nöroromatolojik hastalıkların iki farklı disiplin açısından ele alındığını vurgulayan Uzuner, “Örneğin nörobehçet hastalığında Behçet tarafını romatolog hocamız anlatıyor, nörobehçet tarafını ise nöroloji uzmanı hocamız anlatıyor. Bu şekilde iki bakış açısını bir araya getiriyoruz.” şeklinde konuştu.

“Genç meslektaşlarımızın bu tür toplantılara katılmasını istiyoruz”

Sempozyum kapsamında genç hekimlere de söz verildiğini belirten Uzuner, şu değerlendirmede bulundu:

“Sözel bildiri oturumlarımız oluyor. Burada genç meslektaşlarımıza çalışmalarını ve olgu paylaşımlarını sunma fırsatı veriyoruz. Olgu tartışmaları oturumunda da bu vakaları hep birlikte tartışıyoruz. Son gün ise nöroromatolojik vakaları panelistler, konuşmacılar ve tartışmacılarla birlikte tekrar gözden geçiriyoruz.”

Genç hekimlere mesaj veren Uzuner, “Paylaşım güzeldir. Olgularını bu tür sempozyumlarda paylaşmalarını istiyoruz. Kitabi bilgi olarak bu hastalıkları biliyoruz ama klinik pratiğe yansıması farklı oluyor. Bu nedenle bu vakaları uzman hocalarla birlikte tartışmak hem pratik hem akademik açıdan büyük katkı sağlıyor. Genç meslektaşlarımızın bu tür toplantılara katılmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

 “Deneyim paylaşımı günlük pratiğe katkı sağlıyor”

Sempozyumun sağlık camiasına katkısını değerlendiren Uzuner, sözlerini şöyle tamamladı:

“Nöroromatolojik hastalıklar çok sık görülmediği için deneyim çok önemli. Bir hekim böyle bir vakayı gördüğünde tek başına karar vermesi kolay değil. Deneyimli hocaların ve meslektaşların paylaşımları günlük pratiğimize doğrudan katkı sağlıyor. Bu bilgileri günlük pratiğimizde kullanabiliyoruz. Ayrıca disiplinler arası iletişim de artıyor. Bu sayede hastaları daha kolay konsülte edebiliyor, tanı ve tedavi süreçlerinde daha bilinçli ve daha donanımlı bir yaklaşım geliştirmiş oluyoruz.”

“Yeni MR bulguları tanıyı kolaylaştırıyor”

Radyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Yörübulut da sempozyumun MS ve MS’i taklit eden hastalıkların doğru tanısına odaklandığını belirtti.

Son yıllarda görüntüleme alanında yaşanan gelişmelerin dikkat çekici olduğunu vurgulayan Yörubuluk, özellikle MR teknolojilerindeki ilerlemelere işaret etti:

“Benim için en heyecan verici gelişmeler yeni görüntüleme metotları ve bu metotların hastalıklara yansıması. 2024 ve 2025 bu açıdan çok hızlı geçti ve çok önemli yeni bulgular elde edildi. MR görüntüleme ve cihazlar çok hızlı gelişiyor. Bu gelişmeyle birlikte deneyimimiz de artıyor. MS ve MS’i taklit eden hastalıklarda yeni bulgular tanımlandı. Bunlardan biri santral ven işareti dediğimiz, lezyonların içindeki damarı gösteren bulgu. Diğeri ise lezyon çevresindeki demir birikimini gösteren parametreler. Bunlar tanıyı kolaylaştıran en önemli göstergeler ve bizi heyecanlandıran gelişmeler.”

 “Nörolog-radyolog iş birliği şart”

Genç meslektaşlara da önemli tavsiyelerde bulunan Yörubuluk, disiplinler arası iş birliğinin önemine dikkat çekti:

“Genç meslektaşlarımız bu tür toplantılara sık katılmalı ve literatürü yakından takip etmeli. Özellikle nörologlarla radyologların çok iyi iletişim içinde olması gerekiyor. Kendilerine iyi bir radyolog ekip arkadaşı seçmeli ve sürekli iletişim halinde olmalılar.”

“Birlikte çalışmak mesleki gelişimi artırıyor”

Kendi mesleki deneyiminden de örnek veren Yörubuluk, nörologlarla birlikte çalışmanın önemine değindi:

“Uzun süredir nörologlarla birlikte çalışıyorum. Bu benim mesleki hayatıma çok büyük katkı sağladı. Bu süreç insanı sürekli okumaya ve kendini geliştirmeye teşvik ediyor. Bazen kendinizi zorlayarak yeni yayınları takip ediyorsunuz. Bu etkileşim sizi daha aktif hale getiriyor. En önemli hususun bu olduğunu düşünüyorum.”

“MS kriterlerinin güncellenmesi sempozyumun en önemli başlıklarından biri”

Sempozyuma katılan Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yaşar Altun, bu yılki sempozyumun kapsamının genişletildiğini ve özellikle güncellenen MS kriterlerinin öne çıktığını belirtti.

Sempozyumda yalnızca MS’in değil, ayırıcı tanıda yer alan diğer hastalıkların da kapsamlı şekilde ele alındığını vurgulayan Altun, “Bu toplantıda sadece multiple skleroz değil, ayırıcı tanıda düşündüğümüz nöromiyelitis optika, nörosarkoidoz ve sistemik lupus eritematozus gibi hastalıklar da ele alınıyor. Bu sayede bilgi birikimimizi, klinik tecrübelerimizi ve deneyimlerimizi artırıyoruz.” sözlerini kullandı.

“Olgu sunumları deneyimi artırıyor”

Sempozyumda en dikkat çeken başlıklara da değinen Altun, “En önemli başlıklardan biri 2024 yılında güncellenen MS kriterleri. Bununla birlikte NMO ve MOGAD gibi hastalıklara yaklaşım ve olgu sunumları da ele alınıyor. Tanıda karşılaştığımız zorluklar bu oturumlarda dile getiriliyor. Bu da bizim deneyimimizi artırıyor.” dedi.

“Bu alanda çalışacak hekimler fedakâr olmalı”

Genç meslektaşlarına önerilerde bulunan Altun, bu alanda çalışmanın yalnızca bilimsel değil, aynı zamanda insani yönü güçlü bir süreç olduğunu vurguladı:

“Multiple skleroz ve demiyelinizan hastalıklar, hasta yönetimi açısından farklı bir gruptur. Bu nedenle bu alanda çalışacak hekimlerin fedakâr olması gerekiyor. Hastalarla iletişim süreci oldukça önemli. Hastalıklarını kabullenme süreçlerinde ciddi zorluklar yaşayabiliyorlar. Hastalarla samimi ve açık bir iletişim kurulmalı. Onların beklentilerini anlamak ve doğru şekilde yönlendirmek gerekiyor. Günümüzde insanlar internetten bilgi ediniyor. Ancak arama motorlarında MS ile ilgili çoğunlukla felç kalan ya da görme kaybı yaşayan hastalar ön plana çıkıyor. Oysa hastalığın her zaman bu şekilde ilerlemediğini anlatmak gerekiyor. Düzenli takip ve doğru tedavi ile iyi sonuçlar alınabileceğini hastalarımıza doğru bir şekilde anlatmamız gerekiyor.”

“Klinik pratikte yol gösterici oluyor”

Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde nöroloji asistanı olan Reyyan Toklu Çetinkaya, sempozyuma katılımındaki en önemli motivasyonun farklı branşların bir araya gelmesi olduğunu söyledi.

Çetinkaya, “Bu sempozyumun hem kendi şehrimde hem de kendi üniversitemde düzenlenmesi benim için önemliydi. Ancak en büyük motivasyonum multidisipliner yapısı oldu. Romatoloji, radyoloji ve nörolojinin bir arada olması bizim alanımız açısından çok değerli.” dedi.

Sempozyumun mesleki gelişimine katkı sağladığını belirten Çetinkaya, özellikle tanı süreçlerinde yaşanan belirsizliklerin bu tür toplantılar sayesinde daha net hale geldiğini vurguladı:

“Uzman olmamıza çok az kaldı. Bu süreçte bazen arada kaldığımız MR görüntüleri ya da nasıl ilerleyeceğimiz konusunda kararsızlık yaşayabiliyoruz. Bu sempozyum hem MR değerlendirme becerimizi geliştirmemize hem romatolojik bakış açısı kazanmamıza hem de MS ve diğer klinik tabloları daha iyi anlamamıza katkı sağlıyor.”

“Farklı branşların birlikte değerlendirme yapması çok değerli”

Sempozyumda en çok dikkatini çeken unsurun disiplinler arası etkileşim olduğunu dile getiren Çetinkaya, şu ifadeleri kullandı:

“Oturumlarda nörolog sunum yaparken radyolog yorumluyor, ardından romatolog değerlendirme yapıyor. Bu şekilde üç farklı branşın aynı vakaya birlikte yaklaşması çok kıymetli. Hocaların birlikte çalışarak değerlendirme yapması gerçekten çok etkileyici ve öğretici.”

“Romatoloji ile birlikte değerlendirme süreci kolaylaştırıyor”

Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Asistanı Zakir Erat da sempozyumun özellikle zor ve atipik vakaların değerlendirilmesinde önemli katkılar sunduğunu belirtti.

Klinik pratikte en çok zorlayan durumların atipik hastalar olduğunu vurgulayan Erat, multidisipliner yaklaşımın bu noktada devreye girdiğini söyledi:

“MS hastaları geldiğinde MR bulguları çok uyumluysa tedaviye rahatlıkla başlayabiliyoruz. Ancak bazen atipik MR bulguları olan, klinikte beklemediğimiz durumlarla karşılaşıyoruz. Bu hastalar bizi zorlayabiliyor.”

Bu tür vakalarda farklı branşlarla birlikte çalışmanın süreci kolaylaştırdığını belirten Erat, “Bu hastaları romatoloji ile birlikte, konsept olarak değerlendirdiğimizde çok daha kolay çözüme ulaştığımızı görüyoruz. Bizim için karmaşık olan bir hasta, birlikte değerlendirildiğinde aslında daha basit hale gelebiliyor.”

Multidisipliner yaklaşımın yalnızca tanıda değil, tedavi süreçlerinde de önemli avantajlar sunduğunu ifade eden Erat, şunları söyledi:

“Ortak kullandığımız ilaçlar var ancak bazı hastalarda MS tedavisinde kullandığımız ilaçları, eşlik eden romatolojik hastalıklar nedeniyle kullanamıyoruz. Bu açıdan da birlikte değerlendirme bize önemli katkı sağlıyor.”

“Radyolojik değerlendirme ayırıcı tanıyı güçlendiriyor”

Sempozyumda radyologların katkısına da dikkat çeken Erat, “Radyolog arkadaşlarımız, MR’da daha az gördüğümüz ve ayırıcı tanıda düşünmemiz gereken bulguları bizimle paylaşıyor. Bu da bizim için çok faydalı oluyor.” şeklinde konuştu.