Sosyal medyada izlenen kısa videolar ve içerikler, birçok kişinin kendisine ya da çevresindekilere “DEHB”, “Bipolar”, “Borderline” gibi psikiyatrik tanılar koymasına yol açabiliyor. Ancak uzmanlara göre ruh sağlığı tanıları birkaç belirtiye bakılarak ya da internet testleriyle konulamaz. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, ruh sağlığı farkındalığının önemli olduğunu ancak her duygunun bir hastalık olarak etiketlenmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini vurguluyor.
Son yıllarda
sosyal medyada ruh sağlığı içeriklerinin hızla artması, birçok kişinin
kendisini psikiyatrik bir tanı ile tanımlamasına yol açıyor. Özellikle “DEHB”,
“Bipolar”, “Borderline” ve “Anksiyete bozukluğu” gibi kavramlar günlük dilde
oldukça sık kullanılmaya başladı. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr.
Pelin Taş, ruh sağlığı konusunda farkındalığın artmasının
önemli olduğunu ancak tanı sürecinin sanıldığı kadar basit olmadığını
belirtiyor. Dr. Taş, “Ruh sağlığı tanıları bir hisle ya da kısa bir video
izleyerek konulmaz. Tanılar psikiyatristler tarafından uluslararası tanı
sistemlerine göre değerlendirilir. Tanı koyarken yalnızca belirtilerin varlığı
değil; süresi, şiddeti ve kişinin günlük yaşamını ne kadar etkilediği de
dikkate alınır” diyor.
Dikkat
Dağınıklığı Her Zaman “DEHB” Anlamına Gelmez!
Son dönemde
en sık dile getirilen sorulardan biri de “Acaba DEHB miyim?” sorusu. Günlük
hayatta dikkat dağınıklığı, unutkanlık veya sıkılma hissi yaşayan birçok kişi
bu belirtileri Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
ile ilişkilendiriyor.
Dr. Pelin
Taş’a göre bu durum her zaman doğru bir değerlendirme değil. Dr. Taş, modern
yaşamın yoğun dijital uyaranlarının birçok insanda dikkat dağınıklığı
yaratabildiğini belirterek şu uyarıyı yapıyor: “DEHB yalnızca hareketli olmak
ya da zaman zaman unutkanlık yaşamak değildir. Günümüzde sürekli ekranlara
maruz kalmak dikkat süresini kısaltabiliyor. Modern yaşamın getirdiği dikkat
dağınıklığı ile klinik DEHB’yi birbirinden ayırmak gerekir.”
Her
Kaygı Anksiyete Bozukluğu Değildir!
Kaygı,
insanın doğal alarm sistemi olarak kabul ediliyor. Sınav öncesi heyecanlanmak
ya da önemli bir toplantı öncesinde gerilmek aslında sağlıklı bir tepki. Ancak anksiyete
bozukluğu, bundan çok daha farklı bir tabloya işaret ediyor.
Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, “Anksiyete bozukluğunda kaygı aşırı, kontrol
edilmesi güç ve uzun sürelidir. Çarpıntı, nefes darlığı, mide bulantısı ve kas
gerginliği gibi fiziksel belirtiler eşlik edebilir. Bu noktada kişi günlük
işlevlerini sürdürmekte zorlanır” diyerek önemli bir ayrımın altını çiziyor.
Moodist
Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş; sosyal
medyada en sık karıştırılan kavramlardan birinin de depresyon
olduğuna dikkat çekiyor. Üzüntü, moral bozukluğu veya hayal kırıklığı gibi
duyguların yaşamın doğal parçaları olduğunu belirten Dr. Pelin Taş, klinik
depresyonun daha farklı bir tablo olduğunu söylüyor. Majör depresyon tanısı
için en az iki hafta süren çökkünlük hali, ilgi kaybı, enerji azalması, uyku ve
iştah değişiklikleri gibi belirtilerin bir arada bulunması gerekir. Depresyon
yalnızca ‘canım sıkkın’ demek değildir; kişinin yaşam enerjisinin ve
işlevselliğinin ciddi şekilde azalmasıdır.”
Duyguların
Değişmesi BİPOLAR BOZUKLUK Anlamına Gelmez
Duygusal
dalgalanmalar yaşayan birçok kişi kendisinde bipolar bozukluk
olabileceğini düşünüyor. Oysa bipolar bozukluk belirli klinik dönemlerle
karakterize bir hastalık.Dr. Taş, bipolar bozuklukta depresyon dönemlerinin
yanı sıra mani
veya hipomani dönemlerinin görüldüğünü belirterek:“Mani
dönemlerinde günler hatta haftalar süren az uyku ihtiyacı, aşırı enerji,
taşkınlık, hızlı konuşma, düşüncelerin hızlanması, kontrolsüz para harcama gibi
belirtiler ortaya çıkar. Tek başına duygusal iniş çıkışlar yaşamak bipolar
bozukluk anlamına gelmez.” diyor.
Borderline
ve Kişilik Bozuklukları Sıklıkla Yanlış Anlaşılıyor
Sosyal
medyada en çok kullanılan etiketlerden biri de borderline kişilik bozukluğu.
Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, bu bozukluğun yoğun terk edilme korkusu,
kimlik karmaşası, ilişkilerde aşırı iniş çıkışlar ve dürtüsel davranışlarla
karakterize olduğunu belirtiyor. Ancak ilişkilerde yoğun duygular yaşamanın ya
da hassas bir yapıya sahip olmanın tek başına borderline anlamına gelmediğini
vurgulayan Dr. Taş, tanı için bu örüntünün erken erişkinlikten itibaren devam
etmesi ve kişinin yaşamının birçok alanında ciddi sorunlara yol açması
gerektiğini ifade ediyor. Benzer şekilde içe dönüklük ile şizoid
kişilik bozukluğu da sıklıkla karıştırılabiliyor. Yalnız
kalmayı sevmek bir kişilik özelliği olarak kabul edilirken, şizoid kişilik
bozukluğunda sosyal ilişkilerden belirgin kopukluk ve duygusal ifadenin
sınırlılığı görülüyor.
Online
testler ile tanı konulamaz
İnternet
üzerindeki psikolojik testlerin tanı koydurmadığını vurgulayan Dr. Taş, bu
testlerin yalnızca tarama amacı taşıdığını belirtiyor.“Psikolojik testler değerlendirme
sürecinde yardımcı araçlardır ancak tek başına tanı koydurmaz. Tanı mutlaka
klinik görüşme ve uzman değerlendirmesi ile konur.”
Ne
Zaman Uzmana Başvurmak Gerekir?
Moodist
Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Pelin Taş, şu durumlarda
mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini söylüyor:
- Belirtiler haftalarca sürüyorsa
- Günlük işlevsellik belirgin
şekilde bozuluyorsa
- Uyku ve iştah ciddi biçimde
etkilenmişse
- Umutsuzluk veya kendine zarar
verme düşünceleri ortaya çıkıyorsa
“Erken
başvuru, tedavi sürecinin daha sağlıklı ve kısa ilerlemesini sağlar” diyen Taş,
ruh sağlığı konusunda dengeli bir yaklaşımın önemine dikkat çekiyor.
Farkındalık
İyileştirir, Abartı Gereksiz Kaygı Yaratır
Toplumda
psikiyatrik tanıların arttığı algısının büyük ölçüde farkındalık ve
görünürlükle ilgili olduğunu belirten Dr. Pelin Taş, sözlerini şöyle
tamamlıyor: “İnsanlar artık ruh sağlığı hakkında daha fazla konuşuyor ve yardım
arıyor. Bu çok olumlu bir gelişme. Ancak her insani duyguyu hastalık olarak etiketlemek
doğru değil. Ruh sağlığında ince bir çizgi vardır: farkındalık iyileştirir,
abartı ise gereksiz kaygı yaratır.”