Gündelik yaşamdaki pek çok alışkanlığın beyin sağlığı üzerinde doğrudan etkileri olduğunu belirten İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, uzun süreli yetersiz uykunun dikkat ve hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini düşürdüğünü söyledi. Yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların odaklanma güçlüğü ve beyin sisi oluşumuna yol açtığını belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, işlenmiş gıdaların tümünün, beyin için yüksek risk oluşturduğuna dikkat çekti.
İstanbul
Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür
Bilgin Topçuoğlu, günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki
etkilerini değerlendirerek beyin sağlığının korunmasına ilişkin tavsiyelerde
bulundu.
Günlük
yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığı üzerindeki etkilerine değinen Prof. Dr.
Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Günlük yaşam alışkanlıkları beyin sağlığını
etkiliyor. Anlık kısa vadeli etkilenmeler de olabiliyor, uzun vadeli
etkilenmeler de olabiliyor. Temennimiz uykusuzluk ve kötü beslenme gibi olumsuz
davranışların kısa vadeli etkiler yapması. Düzenli egzersiz yapmak, uyku
hijyenini sağlamak gibi iyi alışkanlıklarımızın da uzun vadeli etkiler
yapmasını isteriz” dedi.
Kronik
uykusuzluk demans riskini artırıyor
Beyni yoran
ve daha hızlı yaşlanmasına neden olan alışkanlıkların başında yetersiz uykunun
geldiğini belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Yetersiz uyku, kısa
vadede dikkat, hafıza ve öğrenme kapasitesini etkilerken; uzun vadede kronik
uykusuzluğun demans riskini artırdığını biliyoruz. Fiziksel olarak
hareketsizlik, kısa vadede enerji düşüklüğü ve zihinsel yorgunluk gibi
sonuçlarla kendini gösterirken; uzun vadede yine bilişsel fonksiyonlarda
gerileme ve nöron bağlantılarının zayıflaması gibi etkiler ortaya çıkabiliyor”
dedi.
Uykusuzluk
beyni olumsuz etkiliyor
Uykusuzluğun
özellikle beynin hipokampüs, prefrontal korteks ve amigdala bölgeleri üzerinde
etkileri olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Uykusuzluk
özellikle hafıza merkezi denilen hipokampüs ve dikkat ve karar verme gibi
yüksek entelektüel fonksiyonların kontrol edildiği prefrontal korteks dediğimiz
alanları etkileyen bir faktördür. Amigdala, duygusal ve dürtüsel kontrolün
sağladığı bir alandır. Bu alan da yetersiz uykudan olumsuz etkilenmektedir”
dedi.
Hafıza
zayıflıyor, öğrenme kapasitesi düşüyor
Uzun süreli
uyku yetersizliğinin, hafızayı zayıflattığını ve öğrenme kapasitesini
düşürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Hipokampüs
etkilendiği zaman, hafıza oluşumu ve bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması
bozuluyor. Çünkü kısa bellekteki bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması,
derin uykuda gerçekleşen bir hadisedir. Prefrontal korteks etkilendiğinde,
dikkat ve odak sorunları ortaya çıkabiliyor. Problem çözme ve karar verme
yetilerinde aksamalar yaşanabiliyor. Günlük hayatta farkında olmadan birçok
entelektüel fonksiyonumuzu kullanırız, gün içerisinde bir sürü problem çözeriz.
Örneğin sabah işe gideceğiz, aracımız arızalandı hemen çözüm üretmeye çalışırız.
Ya taksiye bineriz ya da başka bir çözüm bulmaya çalışırız. Bunlar problem
çözme yeteneklerimizin bir örneğidir” dedi.
Abartılı
duygusal reaksiyonlar ortaya çıkabiliyor
Yetersiz
uykunun duygusal ve dürtüsel kontrolü sağlayan beyin bölgesi amigdalayı da etkilediğini
ifade eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Amigdala, uykusuzluktan şu
şekilde etkileniyor: Aşırı uyarılıyor. Abartılı duygusal reaksiyonlar ve
dürtüsel tepkiler ortaya çıkabiliyor. Dolayısıyla kişinin toplumsal uyumu da
azalıyor” dedi.
Uyku sırasında
glimfatik sistem devreye giriyor
Pandemi
sonrası uykunun tamamen gereksiz bir şey gibi algılanmaya başlandığını kaydeden
Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, oysa uyku sırasında beyin için çok
önemli olan işlemlerin gerçekleştiğini söyledi: “Uyku, özellikle gün içinde
saatler yetmediği zaman feragat edilecek şey olarak görülüyor. Oysa uyku
sırasında glimfatik sistem dediğimiz özel sistem devreye giriyor, özellikle gün
boyunca beyinde biriken toksinleri siliyor. Bu süreç bellek oluşumuna, sinir
hücrelerinin onarımına ve birtakım kognitif bozuklukların onarımına yardım eden
bir süreç. Glimfatik sistemin aktivasyonunu şöyle anlatabiliriz: Uyku sırasında
beyin hücrelerinin arasındaki boşluklar genişliyor ve beyin omurilik sıvısı bu
boşluklardan akarak gün içinde biriken toksinleri, amiloid beta gibi zararlı
proteinleri temizliyor. Özellikle derin uyku evresinde aktif oluyor. Gün içinde
nöronlar çalışarak birtakım metabolik atıklar biriktiriyor. Bunlar yine beyin
omurilik sıvısı aracılığıyla uykuda temizleniyor. Glimfatik sistem devreye
girince toksinler temizlenir, sinir hücrelerinin arasındaki iletişim de yeniden
dengelenmiş olur. Hafıza ve belleğimiz de etkileniyor. Uyku hipokampüsteki kısa
süreli hafızayı uzun süreli hafızaya dönüştürme fonksiyonunu indüklüyor. Bu
süreçte sinaptik bağlantılar güçleniyor ve öğrenilen bilgiler de kalıcı hale
geliyor.”
İşlenmiş
gıdalar beyin için yüksek risk oluşturuyor
Beyni
olumsuz etkileyen faktörlerden birinin ise kötü beslenme olduğunu belirten
Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Özellikle yüksek şeker içeren işlenmiş
gıdalar, odaklanma güçlüğü ve beyin sisi oluşumuna yol açıyor. İşlenmiş
gıdaların tümü, beyin için yüksek risk oluşturuyor. Çünkü bunlar çok yüksek
şeker, yüksek oranda tuz ve düşük kaliteli yağlar denilen trans yağ içeriyor.
Bu da beynimizin ödül mekanizmasını bozarak bağımlılık yaratıyor. Aslında en
büyük problem bu” uyarısında bulundu.
Yüksek
şeker dopaminerjik ödül mekanizmasını bozuyor
Beyinde
dopaminerjik sistem üzerinden ilerleyen bir ödül mekanizması olduğunu belirten
Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “İhtiyaç sahibi bir insana yardımda
bulunduğunuzu ve onun size şükran duyduğunu düşünün. Bu size kendinizi iyi
hissettiren ve haz veren bir durum. Bu, size beyninizin ödülü. Dopaminerjik
sistemin verdiği bir ödül bu. Normal şartlarda beynimiz, iyi bir şey
yaptığımızda bizi ödüllendirir ancak bu işlenmiş gıdaları tükettiğimizde yüksek
şeker dopaminerjik ödül mekanizmasını bozar. Dahası enflamasyonu artırır,
hafıza ve bilişsel işlevi zayıflatır” dedi.
Hipokampüsün
yapısı da bozuluyor
Cips, şeker
ve fastfood gibi yüksek şeker içeren işlenmiş gıdaların dopamin salınımını
aşırı düzeyde uyardığını belirten Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, “Bu
ürünler, sürekli bir ödül alıyormuş gibi beyni uyarıyor. Buna haz tuzağı
diyoruz ve beyin bu gıdalara bağımlı hale geliyor. Çünkü bunları tükettiği
zaman kendini sürekli iyi hissediyor ancak bir süre sonra uzun vadede dopamin
reseptörleri duyarsızlaşıyor. Dolayısıyla motivasyon ve ruh hali bozuluyor;
inflamasyon ve oksidatif stres, sinaptik bağlantıları zayıflatıyor. Birtakım
hayvan deneyleri var, bu deneylerde hayvanlara kafeterya tipi besinler
veriliyor. Hipokampüste yapısal bozulma gözlenmiş. Şimdiye kadar hep
elektriksel iletim, nöro transfer dengesi, dopaminal sistemin etkileri
konuşulurken hayvan sistemlerinde hipokampüsün yapısının dahi bozulduğu, bellek
üzerinde ne kadar olumsuz etkileri olduğu görülüyor” diye konuştu.
Yetersiz su
tüketimi, beyin fonksiyonlarını nasıl etkiliyor?
Beyin sağlığı
için su tüketiminin de önemine işaret eden Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu,
“Beynin yüzde 75’i sudan oluşuyor. Yetersiz su içmek, beyin hücrelerinin
hacmini küçültüyor ve elektrolit dengesini bozuyor ve toksinlerin
temizlenmesini engelliyor. Bu da hafıza, dikkat, konsantrasyon ve ruh hali
üzerinde doğrudan olumsuz etki yapıyor. Beyin dokusunun üçte ikisinden fazlası
su. Su, sinir hücrelerinin elektriksel iletişimi ve metabolizması için de
kritik bir bileşen. Su kaybı olduğunda sodyum ve potasyum gibi iyonların
dengesi de bozuluyor ki bunlar sinir iletimi için elzemdir. Sinir iletiminin
yavaşlamasıyla bilişsel fonksiyonlar da zayıflıyor. Dehidrasyona bağlı olarak
hücre hacmi de küçülüyor, büzülüyor yine aynı şekilde sinaps iletişimi ve bilgi
işleme hızını düşürüyor. Yeterli su olmadan toksin temizliği mümkün değil çünkü
yine omurilik sıvısının ana içeriği su. Metabolik atıklar da temizlenmemiş
oluyor. Bilhassa yaşlılar ve çocuklar dehidrasyon yani susuzluğa karşı çok
hassastır. Özellikle demans hastaları az su içtikleri için bile çok ciddi
kötüleşme yaşayabilirler” uyarısında bulundu.
Beyin
sağlığını korumak için bu önerilere kulak verin
Beyin
sağlığını korumak için yapılması gerekenler konusunda da önerilerini sıralayan
Prof. Dr. Özgür Bilgin Topçuoğlu, şunları söyledi:
-Her gün
açık havada 20 dakika yürüyüş yapılmalıdır. Egzersiz, BBFN dediğimiz Beyin
Kökenli Nörotronik Faktörü artırıcı özelliği sayesinde stresi azaltan, kan
akışını düzelten ve artıran etkisi ile uzun vadede uyku düzenini de etkilemektedir.
- Uzun
vadede uyku düzeninizi mutlaka yoluna koyunuz. Bunun için gerekirse yardım
alınmalıdır. Kronik uykusuzluk, bazen ilaç tedavisi ve hekim yardımı gerektiren
düzeylere gelebilir.
- Sosyal
izolasyondan kaçınılmalıdır. Bireylerin yalnız kalmaktan imtina etmesi
önemlidir çünkü beyin ne kadar çok uyaran alırsa o kadar çok kendini yenileme,
çalışma ve fonksiyon görme yetilerini korur.
- Sağlıklı
ve dengeli beslenmeye önem verilmelidir. Kişinin eksiği varsa D vitamini ve
Omega 3 gibi takviyeler de alınabilir.