Gün içinde yeterince dinlenmesine rağmen kendini sürekli halsiz, bitkin ve enerjisiz hisseden kişilerin bu durumu yalnızca yoğun iş temposu ya da uykusuzluğa bağlamaması gerektiğini ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Melek Aksu Geyik, uzun süre devam eden yorgunluğun hormonal dengenin bozulduğuna işaret edebileceğini söyledi. Enerji üretiminden metabolizmaya, stres yönetiminden kan şekeri kontrolüne kadar birçok hayati fonksiyonun hormonlar tarafından düzenlendiğini belirten Geyik, hormonlardaki dengesizliklerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceğini vurguladı.
"Tiroit Hastalıkları
Yorgunluğun En Sık Nedenlerinden Biri"
Sürekli
yorgunluğun en sık nedenlerinden birinin tiroit bezinin yetersiz çalışması
olduğunu kaydeden Geyik, "Hipotiroidide metabolizma yavaşlar ve kişi
kendini sürekli halsiz hissedebilir. Üşüme, kilo alma, cilt kuruluğu,
unutkanlık ve dikkat dağınıklığı da tabloya eşlik edebilir. Tiroit
hormonlarının fazla salgılandığı hipertiroidide ise çarpıntı, uykusuzluk ve
buna bağlı enerji kaybı görülebilir" dedi.
İnsülin
direnci ve diyabetin de enerji düşüklüğüne neden olabileceğini ifade eden
Geyik, insülin hormonunun hücrelerin glikozu kullanmasını sağladığını, bu
mekanizmanın bozulması halinde özellikle yemeklerden sonra uyku hali,
halsizlik, tatlı isteği, sık acıkma ve odaklanma güçlüğünün ortaya
çıkabileceğini söyledi.
Kortizol Ve
Cinsiyet Hormonları da Etkili
Böbreküstü
bezlerinden salgılanan kortizol hormonunun vücudun stresle baş etmesinde önemli
rol oynadığını belirten Geyik, kortizol düzeyinin düşük olmasının sabah
yorgunluğu, kas güçsüzlüğü ve düşük tansiyona, uzun süreli strese bağlı
dengesizliklerin ise gün boyu süren bitkinlik ve uyku sorunlarına yol
açabileceğini dile getirdi. Kadınlarda östrojen ve progesteron seviyelerindeki
değişimlerin özellikle menopoz ve polikistik over sendromu dönemlerinde kronik
yorgunluğa neden olabileceğini ifade eden Geyik, erkeklerde testosteron
seviyesindeki düşüşün ise enerji kaybı, kas gücünde azalma, isteksizlik ve
motivasyon eksikliğiyle kendini gösterebileceğini söyledi. Hipofiz bezindeki
bozuklukların da tiroit, böbreküstü bezleri ve cinsiyet hormonlarını
etkileyebildiğini belirten Geyik, yetişkinlerde büyüme hormonu eksikliğinin de
kas metabolizmasını olumsuz etkileyerek sürekli halsizlik hissine neden
olabileceğini kaydetti.
"Her Yorgunluk
Hormonal Değildir"
Her
yorgunluğun hormonal kaynaklı olmadığını vurgulayan Geyik, vitamin ve mineral
eksiklikleri, uyku bozuklukları, kronik hastalıklar ile bazı ilaçların da
halsizliğe yol açabileceğini belirterek, özellikle B12 vitamini, D vitamini ve
demir eksikliğinin enerji düşüklüğünün en yaygın nedenleri arasında bulunduğunu
ifade etti. Yorgunluğun haftalarca sürmesi, dinlenmeyle düzelmemesi ve günlük
yaşamı olumsuz etkilemesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması
gerektiğini söyleyen Geyik, "Halsizliğe kilo değişikliği, çarpıntı, nefes
darlığı, gece terlemesi veya sürekli uyku hali eşlik ediyorsa hormonal
değerlendirme yapılması önem taşır. Gerekli görüldüğünde tiroit hormonları, kan
şekeri, kortizol ve diğer hormon düzeylerini gösteren kan testleriyle altta yatan
neden belirlenebilir. Hormonal hastalıkların büyük bölümü erken tanı ve doğru
tedaviyle kontrol altına alınabilmektedir. Bu nedenle uzun süre devam eden
yorgunluğu yalnızca yoğun yaşam temposuna bağlamak yerine, vücudun verdiği
önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir" dedi.
Kaynak:İHA