Maden suyunun 'magnezyum deposu' olduğu, sindirimi rahatlattığı ve böbrek taşına yol açabileceği gibi yaygın inanışlar bilimsel verilerle ne kadar örtüşüyor? Yapılan araştırmalar, maden sularındaki magnezyum miktarının markaya göre 0,1 ile 141 mg/L arasında değiştiğini gösterirken, gazlı suyun hazımsızlığa etkisi küçük çalışmalara dayanıyor. Böbrek taşı kaygısını ise araştırmalar desteklemiyor.

Kaynak: Eur J Gastroenterol Hepatol, AULA MEDICA

Maden suyundaki magnezyum miktarı markaya göre büyük farklılık gösteriyor ve çoğu zaman günlük ihtiyacın küçük bir bölümünü karşılıyor.

İspanya'da 97 doğal maden suyu markasının analiz edildiği ve Nutrición Hospitalaria dergisinde yayımlanan çalışmada, ortalama magnezyum miktarı litrede 16,27 mg olarak ölçüldü. Markalar arasındaki aralık ise 0,11 ile 141,2 mg/L arasındaydı.

Araştırmacılara göre litrede 15 ile 45 mg magnezyum içeren su, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi'nin önerdiği su tüketimi varsayıldığında yetişkinlerin önerilen magnezyum alımının yalnızca yüzde 7,5 ile 25,7'sini karşılıyor. Litrede 60 mg magnezyum içeren su ise yaşa göre önerilen alımın yüzde 30 ile 102'sine ulaşabiliyor. Yani magnezyumu yüksek bir marka seçilmedikçe maden suyu bu mineral için tek başına yeterli bir kaynak sayılmıyor, ancak yazarlar bazı sular için önemli bir tamamlayıcı kaynak olabileceğini belirtiyor.

Gazlı suyun karbondioksiti, yemek sonrası rahatlamada rol oynayabilir ancak kanıtlar küçük çalışmalara dayanıyor.

Ağır yemeklerin ardından hissedilen rahatlamanın ardında gazlı suyun etkisi olabileceğine dair en bilinen veri, 2002'de European Journal of Gastroenterology & Hepatology'de yayımlanan çalışmadan geliyor. Fonksiyonel hazımsızlık ve kabızlık şikayeti olan 21 hastanın iki gruba ayrıldığı çift kör çalışmada, yaklaşık 15 gün gazlı su içen grubun hazımsızlık ve kabızlık skorları anlamlı biçimde düştü. Musluk suyu içenlerde ise anlamlı bir değişim görülmedi.

Digestive Diseases and Sciences dergisinde 1997'de yayımlanan, sekiz sağlıklı gönüllüyle yapılan başka bir çalışmada ise gazlı su, midenin boşalma hızını değiştirmedi. Ancak yemeğin daha büyük bölümü midenin üst kısmında kaldı. Araştırmacılar bunu gazın mide gerilmesi yoluyla mide hareketlerini etkileyebileceği şeklinde yorumladı. İki çalışma da küçük olduğu için sonuçlar kesin kanıt değil.

Halk arasında maden suyunun böbrek taşına yol açtığı yönünde kaygılar bulunuyor.

Maden suyundaki kalsiyumun böbrek taşı oluşumunu tetikleyeceği kaygısı yaygın. Ancak yapılan araştırmalar bu endişeyi doğrulamıyor. Current Urology Reports dergisinde 2020'de yayımlanan ve son 30 yılın çalışmalarını tarayan sistematik derleme, sert suyun ve şişelenmiş maden suyunun kalsiyum taşı oluşturanlar için faydalı olabileceği sonucuna vardı. Derlemeye göre yüksek kalsiyum idrardaki kalsiyumu artırsa da diğer etkenlerle birlikte genel tablo kalsiyum taşı oluşumunda azalmaya işaret ediyor. Yazarlar, sert suyun etkisi konusunda çalışmaların farklı sonuçlar verdiğini de belirtiyor.

Journal of Urology'de 1998'de yayımlanan ve 22 kalsiyum oksalat taşı hastasının katıldığı bir çalışmada, kalsiyumu en yüksek maden suyunu içenlerde idrarla kalsiyum atılımı arttı, ancak bu artış istatistiksel olarak anlamlı olmadı. Buna karşılık oksalat atılımı anlamlı biçimde azaldı ve idrardaki taş oluşturma eğiliminde belirgin bir değişiklik görülmedi. Araştırmacılar, sert suyun yumuşak sudan daha fazla taş yaptığına dair kesin bir kanıt bulunmadığını yazdı. Güney Afrika'da 1998'de yayımlanan bir başka çalışmada da kalsiyum ve magnezyumdan zengin maden suyu, taş riskiyle ilişkili birçok idrar değerini olumlu yönde değiştirdi. Bu çalışmalar küçük ve eski olduğu için çok yüksek miktarda tüketimi incelemiyor. Taş geçmişi olanların hangi suyu içeceklerini doktorlarıyla konuşması öneriliyor.

Maden suyu seçerken şişedeki mineral değerlerine ve özellikle sodyum miktarına dikkat edilmesi gerekiyor.

İspanya'da 182 şişelenmiş su ile 492 şehrin musluk suyunun incelendiği ve Medicina Clínica dergisinde 2009'da yayımlanan çalışma, sulardaki mineral içeriğinin ürüne göre çok büyük farklılık gösterdiğini ortaya koydu. Şişelenmiş sularda sodyum 0,1 ile 2.000 mg/L arasında, magnezyum ise 0,1 ile 128 mg/L arasında değişiyordu.

Makale, sodyumun hipertansiyon oluşumuna katkıda bulunduğunu belirtiyor. Journal of Clinical Medicine'de 2021'de yayımlanan ve 21 ülkedeki şişelenmiş suları karşılaştıran çalışma da mineral bileşiminin dünya genelinde büyük ölçüde değiştiğini gösterdi. Bu farklar nedeniyle şişenin etiketindeki mg/L değerlerine bakmak, özellikle tansiyonu yüksek olanlar için önem taşıyor.