Lenfosit olarak adlandırılan kan hücrelerinden kaynaklanan bir grup kanseri kapsayan lenfomada belirtilerin erken dönemde fark edilmesi önem taşıyor. Lenfomaların birçok durumda tedavi edilebildiğini belirten Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, hastaların tedavi sürecinde enfeksiyon riskine karşı dikkatli olmaları ve doktor kontrollerini aksatmamaları gerektiğini vurguladı.
Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim
Dalı Dr. Öğretim Üyesi Özcan Sönmez, lenfomanın belirtileri, risk faktörleri,
tedavi süreci ve hastaların dikkat etmesi gereken noktalar hakkında önemli
bilgiler verdi.
Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez, lenfomanın, lenfosit olarak
adlandırılan kan hücrelerinden kaynaklanan bir grup kanseri kapsadığını
belirterek “Vücutta yerleşim gösteren tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 5'ini
oluşturan lenfomada genel sağkalım oranının yüzde 72 olarak tahmin edildiği
belirtiliyor” dedi.
Lenfoma belirtilerine dikkat!
Lenfomada en sık görülen bulgunun, bir lenf nodunda (lenf
bezi) büyüme ve buna bağlı gelişen belirtiler olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi
Özcan Sönmez, lenf nodlarının genellikle ağrısız şekilde büyüdüğünü söyledi.
Hastalıkta “B semptomları” olarak adlandırılan sistemik
belirtilerin de görülebileceğine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez “Gece
terlemesi, 38 derecenin üzerinde ateş ve son altı ay içerisinde mevcut vücut
ağırlığının yüzde 10'undan fazlasının kaybedilmesi gibi bulgular önem taşımaktadır.
Lenfomada bunların yanı sıra kaşıntı, kemik iliği tutulumuna bağlı kan
düşüklükleri, kitleye bağlı tıkanıklık (obstrüksiyon) bulguları ve ağrı
görülebiliyor. Böbrek tutulumu gelişmesi durumunda ise vücutta ödem ortaya
çıkabilmektedir” diye konuştu.
Lenfoma hangi yaşlarda daha sık görülüyor?
Lenfomaların her yaş grubunda görülebildiğini, ancak yaşa
göre görülme sıklığının ve lenfoma türlerinin değiştiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi
Özcan Sönmez, çocukluk ve erişkin çağda, özellikle 15-35 yaş aralığında Hodgkin
lenfomaların daha sık görüldüğünü ifade etti.
40-60 yaş grubunda bazı lenfoma türlerinin daha sık
görülebildiğini belirten Sönmez, non-Hodgkin lenfomaların ise büyük bölümünün
60 yaş üzerinde ortaya çıktığını kaydetti.
Lenfoma için hangi risk faktörleri bulunuyor?
Lenfomanın ortaya çıkışında çeşitli enfeksiyonlar, bağışıklık
sistemiyle ilişkili durumlar ve bazı çevresel faktörlerin rol oynayabildiğini
belirten Sönmez, risk faktörleri arasında HIV, HTLV-I, Epstein-Barr virüsü (EBV),
hepatit C ve hepatit B virüsü gibi enfeksiyonların yanı sıra Borrelia
burgdorferi, Chlamydia psittaci gibi bazı mikroorganizmaların bulunduğunu
söyledi.
Sönmez, bu risk faktörlerinin yanı sıra daha önce radyoterapi
veya kemoterapi öyküsünün bulunması, organ transplantasyonu geçirmiş olmak,
immünsüpresif ilaç kullanımı, pestisitler ve saç boyalarına maruz kalmanın da
risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.
Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez, romatoid artrit, sistemik lupus,
Hashimoto tiroiditi ve Sjögren sendromu gibi bazı otoimmün hastalıkların da
lenfoma ile ilişkili olabileceğine dair çalışmalar olduğunu kaydetti.
Lenfoma birçok durumda tedavi edilebilir
Lenfomanın birçok durumda tedavi edilebilir bir hastalık
grubu olduğunu vurgulayan Sönmez, uygun tedaviyle birçok lenfoma türünde
tamamen iyileşmenin mümkün olabildiğini belirtti.
Bazı lenfoma türlerinin ise tedaviyle uzun süre kontrol
altında tutulabildiğini ifade eden Sönmez, lenfomanın tedavi sonuçları
açısından yüz güldürücü hastalık gruplarından biri olduğunu söyledi.
Tedavi sonrasında da takip önemli
Lenfomada kür, yani tamamen iyileşme sağlandıktan sonra dahi
bazı hastalık türlerinin tekrarlayabileceğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez,
nüks gelişmesi durumunda da hastaların tamamen iyileşmeyle sonuçlanabilecek
tedaviler alabileceğine dikkat çekti. Sönmez, bu nedenle tedavi tamamlandıktan
sonra da düzenli doktor kontrollerinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.
Lenfomadan korunmak mümkün mü?
Lenfomaların birçok kanser türünde olduğu gibi doğrudan ve
tamamen engellenebilen bir hastalık grubu olmadığını ifade eden Sönmez,
hastalığın ortaya çıkışında genetik faktörler ve henüz tam olarak bilinmeyen
çok sayıda etkenin rol oynayabildiğini belirtti.
Bununla birlikte genel kanser riskiyle ilişkili olduğu
bilinen bazı faktörlere karşı önlem alınabileceğine dikkat çeken Sönmez; sigara
kullanılmaması, kimyasal maruziyetten mümkün olduğunca uzak durulması ve alkol
kullanımının sınırlandırılması veya bırakılmasının önem taşıdığını söyledi.
Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan, enfeksiyonlara
karşı bağışıklanma konusunda hekim takibine ihtiyaç duyan kişilerin ise
doktorlarının önerileri doğrultusunda düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları
gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez, bu şekilde mevcut risklerin
azaltılabileceğini ifade etti.
Lenfoma hastaları tedavi sürecinde nelere dikkat etmeli?
Lenfoma tedavisi gören hastaların enfeksiyon riskine karşı
özellikle dikkatli olması gerektiğini belirten Dr. Öğr. Üyesi Özcan Sönmez,
tedavi sürecinde ortaya çıkabilecek ateş gibi belirtilerin önemsenmesi
gerektiğini ifade etti. Hastaların beslenme ve egzersiz düzenlerine de özen
göstermeleri gerektiğini söyleyen Sönmez, tedavi boyunca hekim önerilerine
uyulmasının önemine dikkat çekti.
Tedavi sürecinin yanı sıra tedavi sonrasında da düzenli
doktor kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini vurgulayan Sönmez, hastaların
takiplerini sürdürmelerinin hastalığın seyri açısından önem taşıdığını
belirtti.