Oturuyorsunuz, kolunuzu yuvaya yerleştiriyorsunuz ve bir düğmeye basıyorsunuz. Gerisini makine hallediyor.

Kızılötesi bir ışık dirseğinizin içini tarıyor, damar arıyor. Cildinize alkol püskürtülüyor. Bir ultrason probu kolunuzda gezinip damarın ne kadar derinde olduğunu ve nereye kıvrıldığını çıkarıyor. Doppler kan akışının yönünü ölçüp atardamarı eliyor. Sonra manşet sıkışıyor, iğne iniyor ve kan tüplere doluyor. İğne çıkıyor, bandınızı alıyorsunuz. Hiçbir insan size dokunmuyor.

Bu, ABD'de onay alan ilk otonom kan alma cihazı Aletta'yla kan verme deneyimi!

Kaynak: IEEE Spectrum

"En Az İnsan Kadar İyi" Kan Alma Robotları Geliştirildi

ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA, Aletta'ya 19 Ağustos'ta yeşil ışık yaktı. Onay yetişkinler ve hastane dışı ortamlar için geçerli. Avrupa düzenleyicileri cihazı iki yıl önce onaylamıştı.

Hollanda'da 1.600'den fazla kişiyle yapılan klinik denemede Aletta, vakaların yüzde 94,5'inde ilk denemede kan almayı başardı. Üstelik bu oran damarı zor bulunan, obezitesi olan ve yaşlı katılımcıları da kapsıyor. Makine uygun bir damar bulamadığında hasta klasik yöntemle kan alınmak üzere yönlendiriliyor.

Denemede yer almayan Yale Üniversitesi'nden klinik kimyager Joe El-Khoury'nin değerlendirmesi net: 'Olağanüstü bir performans. Tipik bir profesyonelden kesinlikle daha kötü değil, hatta daha iyi.'

Komplikasyonlar da düşük kalmış. Sistemde kolun hareketini ve iğnenin konumunu izleyen sensörler var; bir aksilik belirdiğinde işlem durduruluyor. Damarı gerçekten zor olanlar için de devreye girecek bir uzman isim hazırda bekliyor.

Cihazın asıl vaadi ise hız değil, kapasite. Tek bir flebotomist aynı anda üç Aletta makinesini denetleyebiliyor. Vitestro'nun tıbbi direktörü Luuk Giesen'e göre bu, laboratuvarların 'personel açığıyla ilgili kritik operasyonel sorunlarını' çözmeye yardımcı olacak.

Asıl Tartışma Ten Rengi Üzerine

Yüzde 94,5 iyi bir rakam ama beraberinde bir soru getiriyor: Aletta hâlâ yaklaşık 20 vakanın birinde başarısız oluyor. Peki o kişiler kim?

Bir kısmının damarı gerçekten zor ya da derin olabilir. Ama daha ciddi bir ihtimal var: cilt pigmentasyonu. Koyu tenlerdeki melanin, Aletta'nın yüzeye yakın damarları haritalamak için kullandığı kızılötesi ışığı etkileyebiliyor. Yöntem hemoglobinin ışığı çevre dokudan farklı emmesine dayanıyor; koyu ten ışığın bir kısmını kameraya ulaşmadan emdiğinde kontrast düşüyor.

Giesen bunun ilk görüntüleme aşamasını etkileyebileceğini kabul ediyor ama damar seçiminde ve iğne yerleşiminde asıl belirleyicinin ultrason olduğunu vurguluyor: 'Ultrason ten renginden bağımsızdır.' Şirket, ten renginin performansı etkilemediğini gösteren verisi olduğunu söylüyor — ancak bu veri henüz yayımlanmadı.

Mayo Clinic'ten klinik kimyager Brooke Katzman'ın kaygısı ise farklı: robotun aldığı numunelerin laboratuvar testleri için elle alınanlar kadar uygun olup olmadığı. Hollanda denemesi alyuvarlarda çok az hasar bildirmiş, ama pıhtılaşmış tüp, yetersiz kan ve tüplerin doğru doldurulması gibi ölçütler henüz değerlendirilmedi. Katzman gelecek yıl ABD'de tam da bu verileri toplayacak bir çalışma başlatmayı planlıyor: 'Gereken özeni göstereceğiz.'