İngiltere'deki araştırmacılar, meyve ve sebzelerin kabukları ve sapları gibi genellikle çöpe atılan kısımlarını tüketmenin, yeterince yararlanılamayan sağlık faydaları sağlayabileceğini kaydetti.

BBC'de yer alan habere göre, Araştırmacılar, bu artıkların beslenmede göz ardı edilen bir lif kaynağı olduğunu belirterek karpuz kabuğu, ananasın orta kısmı ve bal kabağı çekirdekleri gibi besinleri de kapsayan “kökten uca tüketim” alışkanlığını teşvik ediyor.

Yetişkinlerin büyük bölümü yeterli miktarda lif tüketmiyor. Resmî verilere göre, bağırsak sağlığı açısından yararları iyi bilinmesine rağmen yetişkinlerin yalnızca yüzde 4'ü önerilen günlük 30 gram lif tüketimine ulaşabiliyor.

Lif, sindirime yardımcı oluyor, daha uzun süre tok hissetmeyi sağlıyor ve kalp hastalığı ile bağırsak kanseri riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendiriliyor.

Araştırmacılara göre meyve ve sebzelerin kabukları, genel olarak iç kısımlarından daha fazla lif içeriyor.

Örneğin kiviyi kabuğuyla yemek, kabuğu soyulmuş kiviyi tüketmeye kıyasla yüzde 50 daha fazla lif alınmasını sağlıyor.

Araştırma kapsamında King's College London'dan bilim insanları pancar, dolmalık biber, brokoli, bal kabağı, karnabahar, kereviz kökü, kıvırcık lahana, rezene, kivi, pırasa, ananas ve karpuz olmak üzere 12 çiğ veya taze besini analiz etti.

Araştırmacılar, genellikle çöpe atılan birçok bölümün, insanların normalde tükettiği kısımlardan daha fazla lif içerdiğini belirledi.

- Karpuz kabuğunun 100 gramında 2,10 gram lif bulunuyor. Bu miktar, yaklaşık olarak bir dilim tam buğday ekmeğindeki lif miktarına karşılık geliyor.

- Bal kabağının kabuğu ve çekirdekleri 100 gramda 9,25 gram lif içeriyor. Bu miktar, bir kâse kepekli gevrekten alınan lif miktarına yakın.

- Ananasın kabuğu ve orta kısmı, meyvenin etli bölümünden beş kat daha fazla lif içeriyor.

- Brokolinin sapları da lif içeriyor ancak bu miktar çiçekli kısımlarından biraz daha az.

Lif, bağırsakların düzgün çalışması için gerekli ve kabızlığın önlenmesine yardımcı oluyor.

Araştırmanın yürütücüsü Dr. Rachel Gibson, bulguların insanların önemli miktarda lifi çöpe attığını gösterdiğini söyledi.

Gibson, “Bu yalnızca besin değeri açısından bir kayıp değil, aynı zamanda ekonomik bir kayıp. Aslında parasını ödediğiniz ürünün önemli bir bölümünü çöpe atıyorsunuz” dedi.

King's College London, üniversite yemekhanesinde “kökten uca tüketim” yaklaşımını deneyerek muz kabuğuyla yapılan köri gibi yemekleri çalışanlara ve öğrencilere sundu.

Araştırmacılar, evde de kiviyi kabuğuyla tüketmeyi, brokoli saplarını tavada hazırlanan sebzeli yemeklerde kullanmayı veya dolmalık biber çekirdeklerini yemeklere eklemeyi öneriyor.

Pişirme işlemi lif miktarını değiştirebilse de genellikle lifin tamamını yok etmiyor.

Buharda pişirme, mikrodalgada ısıtma veya kısa süreli soteleme, besin değerini en iyi koruyan yöntemler arasında yer alıyor.

Gibson, “Bu yaklaşım kusursuz beslenmeyle ilgili değil. İnsanları tadı hoş olmayan yiyecekleri tüketmeye zorlamak da amaçlanmıyor. Amaç, bugüne kadar çöpe atmaya alıştığımız besin bölümlerinin değerini fark etmek” diye konuştu.

Gibson, bazı insanların bu yaklaşımı denemekte tereddüt edebileceğini de kabul ediyor.

Üniversite yemekhanesindeki deneme sırasında bazı katılımcılar bu yemeklerle ilgili çekincelerini dile getirdi.

Dokuz hafta süren deneme boyunca “kökten uca tüketim” yaklaşımıyla hazırlanan yemekler, üniversitenin günlük sıcak yemek satışlarının üçte birini oluşturdu.

Ancak bu yeni yemekleri tercih edenlerin, geleneksel menüden yemek yiyenlere kıyasla tabaklarındaki yemeği bitirme olasılığı daha düşüktü.

İrritabl bağırsak sendromu (IBS) konusunda uzmanlaşmış, British Dietetic Association üyesi diyetisyen Kirsten Jackson, sebze ve meyveler iyice yıkandığı sürece bu yöntemlerin yararlı olduğunu söyledi.

Jackson, ananasın orta kısmının smoothie'lere eklenmesini öneriyor ancak sert kabukların tüketilmesini tavsiye etmiyor. Bazı sebze saplarının daha kolay tüketilebilmesi için pişirilmesi veya ince ince doğranması gerekebileceğini de belirtti.

Jackson, “Brokoli sapı bu akşamki yemeğe uygun değil diye çöpe atılması gerekmiyor. Doğrayıp dondurun, başka bir gün çorbaya veya sebzeli bir tavaya ekleyin” dedi.

Şişkinliği önlemek için lif tüketiminin kademeli olarak artırılmasını öneren Jackson, irritabl bağırsak sendromu olan kişilerin lifi tolere etmekte daha fazla zorlanabileceğine dikkat çekti.

British Nutrition Foundation ise bazı besinlerin kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini belirtti.

Yeşil patatesler ve ravent yaprakları zehirli bileşikler içeriyor. Sert saplar ve çekirdekler ise küçük çocuklar için uygun olmayabilir.

Kaynak: Haberturk