Kişilerarası duygu düzenleme, bireylerin duygularını sosyal ilişkiler aracılığıyla yönetme yollarını ifade eder. Uzun yıllar boyunca duygu düzenleme yalnızca bireysel bir beceri olarak görülmüş, yeniden değerlendirme ya da bastırma gibi içsel stratejilere odaklanılmıştır. Oysa son on yıldaki bulgular, başkalarından destek arama, duyguları saklama ya da aşırı bağımlılık geliştirme gibi eş-düzenleme örüntülerinin psikopatolojinin ortaya çıkışında ve sürmesinde belirleyici olduğunu göstermektedir.

Bu derlemede 2015–2025 yılları arasında yayımlanan kuramsal ve ampirik çalışmalar bir araya getirilerek kişilerarası duygu düzenlemenin depresyon, anksiyete, kişilik bozuklukları ve travma ilişkili bozukluklar başta olmak üzere farklı klinik tablolardaki işleyişi ele alınmaktadır. Bulgular, destekleyici eş-düzenleme süreçlerinin koruyucu işlev görebildiğini; buna karşılık duygusal geçersizleştirme ya da kişilerarası kaçınmanın semptomları ağırlaştırabildiğini ortaya koymaktadır.

Mevcut psikoterapi yaklaşımlarının çoğu kişilerarası duygu düzenlemeye dolaylı biçimde değinse de, bu süreci doğrudan hedefleyen teknikler oldukça sınırlıdır. Bu boşluk, alandaki kuramsal belirsizlikler ve kültürel sınırlılıklar ile birleştiğinde, daha ilişkisel ve kültürel açıdan uyarlanmış duygu düzenleme modellerinin geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Sonuç olarak, kişilerarası duygu düzenleme, yetişkin psikopatolojisinde ihmal edilmiş ancak merkezi önemde bir süreç olarak öne çıkmaktadır. Bu sürecin daha net tanımlanması, kültürel çeşitliliğin hesaba katılması ve klinik müdahalelere entegre edilmesi, duygusal iyilik halini destekleyen daha etkili ve kapsamlı bir psikoterapi anlayışının gelişmesini mümkün kılacaktır.