Temporomandibular eklem (TME) artrosentezi, özellikle redüksiyonsuz disk deplasmanı ve kapalı kilit gibi internal derangement olgularında ağrının azaltılması ve mandibular hareket açıklığının artırılması amacıyla kullanılan minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. İlk olarak Nitzan ve arkadaşları tarafından tanımlanan bu teknik; eklem içi inflamatuar mediatörlerin uzaklaştırılması, intraartiküler basıncın azaltılması ve adezyonların mekanik olarak çözülmesi yoluyla etki göstermektedir.

Günümüzde artrosentez, konservatif tedaviler ile cerrahi girişimler arasında önemli bir tedavi basamağı olarak kabul edilmektedir ve uygun hasta seçimi ile yüksek klinik başarı oranları sunmaktadır. Artrosentez uygulaması çift girişli (double-puncture) ve tek girişli (single-puncture) tekniklerle gerçekleştirilebilmektedir.

Çift girişli teknik, eklem boşluğunun daha etkin irrigasyonuna olanak sağlarken; tek girişli teknikler daha az invaziv olmaları ve hasta konforunu artırmaları nedeniyle son yıllarda daha fazla tercih edilmektedir. Bununla birlikte, mevcut literatürde teknikler arasında belirgin bir üstünlük gösterilememiştir ve klinik sonuçların büyük ölçüde eklem içi patolojinin derecesi ve cerrahın deneyimi ile ilişkili olduğu bildirilmektedir.

Artrosentez sonrası intraartiküler ajan uygulamaları tedavi etkinliğini artırmak amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır. Hyaluronik asit, kortikosteroidler ve otolog biyolojik ürünler yaygın olarak araştırılmıştır. Son yıllarda dekstroz proloterapisi ise rejeneratif etkileri nedeniyle dikkat çekmektedir.

Dekstrozun kontrollü inflamatuar yanıt oluşturarak fibroblast aktivasyonu ve kollajen sentezini artırdığı, böylece eklem stabilitesine katkı sağladığı bildirilmektedir. Bu derlemenin amacı, TME artrosentezi uygulama tekniklerini ve kullanılan intraartiküler ajanları değerlendirmek, özellikle dekstroz proloterapisinin güncel rolünü ve klinik etkinliğini ortaya koymaktır.