Bu retrospektif çalışmada, rüptüre abdominal veya torasik aort anevrizması nedeniyle endovasküler onarım (EVAR veya TEVAR) uygulanan hastalarda kullanılan anestezi yöntemleri değerlendirilmiş; anestezi seçimi ile hasta özellikleri ve klinik sonuçlar arasındaki ilişki incelenmiştir
2022–2023 yılları arasında üniversite hastanemizde tedavi edilen toplam 47 hasta çalışmaya dahil edildi ve uygulanan anestezi tekniğine göre genel anestezi (GA) veya bilinçli sedasyon destekli lokal anestezi (CS-LA) gruplarına ayrıldı. Demografik veriler, komorbiditeler, cerrahi öykü, perioperatif değişkenler ve postoperatif sonuçlar retrospektif olarak kaydedildi ve analiz edildi
Hastaların medyan yaşı 70 yıl [IQR: 64–76] olup, beş hasta kadındı. KOAH sıklığı CS-LA grubunda GA grubuna kıyasla anlamlı olarak daha yüksekti (%30,4 vs. %8,3; p = 0,049). Bir günden uzun yoğun bakım yatışı GA uygulanan hastalarda CS-LA grubuna göre daha sık görüldü (%25 vs. %8,7; p = 0,045). Erken mortalite açısından anestezi grupları arasında anlamlı fark saptanmadı (p > 0,05). Yoğun bakım yatış süresine göre yapılan alt grup analizinde, diabetes mellitusun uzamış yoğun bakım yatışı ile anlamlı ilişkili olduğu görüldü (%50 vs. %12,8; p = 0,033)
Anestezi seçimi, yoğun bakım yatış süresi ve komorbidite dağılımındaki farklılıklarla ilişkili bulunmuştur. Önceki cerrahi öyküsü olan hastalarda genel anestezi daha sık tercih edilirken, KOAH’lı hastalarda CS-LA ön planda kullanılmıştır. Bu bulgular, rüptüre EVAR/TEVAR olgularında anestezi stratejisinin hasta özelliklerine göre bireyselleştirilebileceğini düşündürmektedir.