Amaç

Bu çalışmanın amacı, farklı viskozitelere sahip rezin kompozit materyallerin ve farklı uygulama tekniklerinin restorasyonların renk stabilitesi ve yüzey pürüzlülüğü üzerindeki etkilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir.Gereç ve Yöntem: İki farklı üreticiye ait kondanse edilebilen ve akışkan kompozitler kullanılarak, 8x2 mm boyutlarında toplam 80 silindirik numune hazırlandı (n=10). Numuneler, viskozite özellikleri ve uygulama tekniklerine göre dört gruba ayrılmıştır: (1) kondanse edilebilen kompozit, (2) akışkan kompozit, (3) kar küreme (Snowplow) tekniği ile uygulanan kompozit ve (4) ön ısıtma işlemi uygulanan kompozit. Polisaj ve parlatma işlemlerinin ardından başlangıç ölçümleri gerçekleştirilmiş, daha sonra numuneler 12 gün süreyle kahve solüsyonunda bekletilmiştir. Renk değişimi (ΔE, ΔE₀₀) VITA Easyshade V spektrofotometre ile, yüzey pürüzlülüğü (Ra) ise Surtronic S-128 profilometre kullanılarak ölçülmüştür. Elde edilen veriler Welch ANOVA, eşleştirilmiş t-testi, Pearson korelasyon ve regresyon analizleri kullanılarak değerlendirilmiş, anlamlılık düzeyi α = 0,05 olarak kabul edilmiştir.Bulgular: En yüksek ΔE₀₀ değerleri; Charisma Packable (CP) ve Charisma PreHeated (CH) gruplarında saptanmış, bu grupları Tetric PreHeated (TH) grubu takip etmiştir; en düşük değerler ise Tetric Flow (TF) ve Tetric Snowplow (TS) gruplarında gözlemlenmiştir (p < 0,005). ΔE ve ΔE₀₀ arasında güçlü bir pozitif korelasyon belirlenmiştir (r = 0,893). Snowplow tekniği, Charisma Snowplow (CS) grubunda başlangıç yüzey pürüzlülüğünü azaltmıştır. Renklendirme prosedürü sonrasında tüm gruplarda pürüzlülük artışı görülse de, bu artışın yalnızca CS, CF ve CH gruplarında istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p < 0,05). Ön ısıtma işlemi Charisma grubunda (CH) renk değişimini hafifçe azaltırken, Tetric grubunda (TH) daha yüksek renk değişimiyle sonuçlanmıştır.Sonuçlar:Uygulama tekniğinin renk stabilitesi ve yüzey pürüzlülüğü üzerindeki etkisi, kompozit bileşimi tarafından büyük ölçüde etkilenir. Ön ısıtma ve Snowplow teknikleri Bis-GMA bazlı sistemde olumlu etkiler gösterirken, UDMA içeren kompozitte benzer iyileşmeler gözlemlenmemiştir. Bu bulgular, klinik uygulamada malzemeye özgü teknik seçiminin önemini vurgulamaktadır.