AmaçBu in vitro çalışmanın amacı, farklı kimyasal formülasyonlara sahip, pediatrik hastalarda yaygın olarak reçete edilen demir preparatlarına tekrarlayan maruziyetin prefabrike zirkonyum kronlarda oluşturduğu renk değişimlerini değerlendirmektir.Gereç ve YöntemlerOtuz adet prefabrike zirkonyum kron, kullanılan demir preparatının türüne göre (ferrik polimaltoz, ferro sülfat ve mikroenkapsüle demir) rastgele üç gruba ayrıldı (n = 10).

Demir maruziyetini standartlaştırmak amacıyla, her bir uygulamada 40 mg elemental demir sağlayacak şekilde preparat hacimleri ayarlandı. Örnekler, rutin pediatrik şurup kullanımını simüle eden bir daldırma döngüsü protokolü kapsamında, 28 gün boyunca her gün 2 dakika süreyle sulandırılmamış demir solüsyonlarına daldırıldı.

Renk ölçümleri, CIE L*a*b* renk sistemine dayalı dijital bir spektrofotometre kullanılarak başlangıçta, 7. günde ve 28. günde gerçekleştirildi. Renk farkları (ΔE*) ve parlaklık değişimleri (ΔL*) hesaplandı. Veriler, non-parametrik istatistiksel testler kullanılarak analiz edildi (α = 0,05).BulgularTüm demir preparatları zaman içerisinde algılanabilir ve klinik olarak kabul edilemez düzeyde renk değişimine neden oldu.

Yirmi sekizinci günde, gruplar arasında ΔE* değerleri açısından istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p = 0,013). Ferrik polimaltoza maruz bırakılan kronlar, ferro sülfat ve mikroenkapsüle demire maruz bırakılan kronlara kıyasla anlamlı derecede daha düşük renk değişimi gösterdi. ΔL* açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmadı.SonuçlarBu in vitro çalışmada, pediatrik demir preparatlarına tekrarlayan maruziyetin prefabrike zirkonyum kronlarda ölçülebilir renklenmeye yol açtığı gösterilmiştir.

Renklenmenin derecesi kullanılan demir formülasyonuna bağlı olarak değişmekte olup, ferrik polimaltoz diğer preparatlara göre daha düşük renklenme potansiyeli sergilemiştir. Deneysel tasarımın sınırlılıkları göz önünde bulundurularak, bu bulgular dikkatle yorumlanmalı ve pediatrik demir takviyelerinin estetik etkilerini klinik koşullar altında değerlendiren ileri in vivo veya klinik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.