Amaç

Provokatif test sırasında uygulanan dinamik mikrovasküler görüntülemenin lateral epikondilit ultrasonografik değerlendirmesinde ek tanısal değer sağlayıp sağlamadığını araştırmak ve ağrı şiddeti ile fonksiyonel kısıtlılık arasındaki ilişkiyi incelemektir

Gereç ve Yöntem

Bu retrospektif çalışmaya tek taraflı kronik lateral epikondiliti olan 94 hasta dahil edildi. Her semptomatik dirsek, kontralateral asemptomatik dirsek ile karşılaştırıldı. Tüm hastalara istirahat halinde ve mekanik provokasyon sırasında gri-skala ultrasonografi, Power Doppler ve mikrovasküler görüntüleme uygulandı. Ortak ekstansör tendon kalınlığı, yapısal anormallikler ve intratendinöz vaskularite değerlendirildi. Ağrı şiddeti görsel analog skala (VAS) ile, fonksiyonel kısıtlılık ise Hasta Değerlendirmeli Tenis Dirseği Değerlendirmesi (PRTEE) ile değerlendirildi

Bulgular

Semptomatik dirseklerde ortak ekstansör tendon kalınlığı kontralateral asemptomatik dirseklere göre anlamlı derecede yüksek bulundu (5,29 ± 0,45 mm'ye karşı 4,43 ± 0,41 mm). Yapısal tendon anormallikleri semptomatik dirseklerin %40,0'ında gözlendi. Provokatif test sonrasında her iki modalitede de intratendinöz vaskularite artış gösterdi; ancak mikrovasküler görüntüleme, Power Doppler'a kıyasla daha yaygın ve net sınırlı vasküler sinyaller ortaya koydu. Provokasyon sonrası yüksek vaskularite dereceleri, artmış VAS ve PRTEE skorları ile anlamlı ilişki gösterdi

Sonuç

Provokatif test sırasında uygulanan dinamik mikrovasküler görüntüleme, lateral epikondilitte statik ultrasonografik değerlendirmenin ötesinde ek tanısal değer sağlamakta ve ağrı şiddeti ile fonksiyonel kısıtlılık arasında anlamlı ilişkiler göstermektedir.