Diş çekimi sonrası alveoler kemik rezorpsiyonu; estetik, fonksiyonel ve protetik rehabilitasyonu zorlaştıran önemli bir klinik sorunu teşkil eder. Çekimden sonra rezorpsiyon süreci hızla ilerler ve alveoler kret boyutlarında önemli değişikliklere neden olur. Ancak, etkili estetik ve fonksiyonel rehabilitasyonu ve yanı sıra ortodontik tedavi sırasında optimum diş hareketi için yeterli hacimde alveoler kemik miktarı olması greklidir.

Alveoler kemik kaybının augmentasyonu amacıyla çok sayıda cerrahi teknik ve materyal kullanılmaktadır. Kemik kaybını önlemek için geleneksel kemik greft materyalleri kullanılmasına rağmen; biyolojik uyumluluk, osteojenik potansiyel ve ekonomik faktörler gibi faktörler nedeniyle ideal greft materyali hala tartışılmakta ve araştırılmaktadır.

Alveoler kemik augmentasyonu için ideal greft materyali arayışında, verici bölge morbiditesine neden olmaması ve bulaşıcı hastalık riski taşımaması gibi avantajları nedeniyle dentin greftleri dental cerrahi uygulamalarında ilgi odağı haline gelmiştir. Dentin dokusu, yüksek oranda hidroksiapatit kristalleri ve kollajen lif matrisi içermektedir ve bu özellikleri ile kemikle hem yapısal hem de biyokimyasal benzerlikler gösterir.

Dentin greftlerinin biyolojik uyumluluğu, düşük enfeksiyon riski ve hastanın kendisinden elde edilmesinde bağlı immün yanıt oluşturmaması, bu materyali rejeneratif diş hekimliği alanında değerli kılmaktadır. Son yıllarda, otolog dentin bazlı greft materyalleri, umut vadeden bir alternatif olarak ortaya çıkmıştır.

Dentin greftlerinin; osteokondüktif ve hatta bazı çalışmalarda osteoindüktif ve osteojenik biyolojik aktivite göstererek, çekim soketlerinin ve alveoler kret hacminin korunmasında etkili oldukları kanıtlanmıştır. Bu derlemenin amacı, doku rejenerasyonu ve augmentasyonunda trombositten zengin fibrin, allogreftler, ksenograftlar ve otojen greftlere modern bir alternatif olan dentin greftlerine yönelik güncel yaklaşımlar ve gelecek beklentileri hakkında perspektifler sunmaktır.