Amaç

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), sistemik inflamasyon ile karakterize progresif bir hastalıktır. Nötrofil/lenfosit oranı (NLR), inflamatuvar yükü yansıtan kolay erişilebilir bir biyobelirteç olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada, NLR ile KOAH şiddetini gösteren objektif ve klinik parametreler arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlandı.Gereç ve Yöntem: Bu retrospektif gözlemsel çalışmaya 127 KOAH hastası dahil edildi. Klinik ve laboratuvar verileri Ocak 2017 ile Temmuz 2017 tarihleri arasında, çalışma için geliştirilen yapılandırılmış hasta değerlendirme formu aracılığıyla toplanmış ve retrospektif olarak analiz edilmiştir. mMRC dispne skorları ve alevlenme öyküsü değerlendirme sırasında kaydedilmiş, alevlenme sıklığı ise son bir yıl içinde hastaneye yatış gerektiren alevlenmelere göre belirlenmiştir. Hastalar mevcut klinik veriler kullanılarak GOLD 2025 A–B–E sınıflamasına göre yeniden gruplandırılmıştır. NLR ile KOAH şiddetini gösteren klinik parametreler arasındaki ilişkileri değerlendirmek amacıyla korelasyon ve grup karşılaştırma analizleri yapılmıştır.Bulgular: NLR, sık alevlenme, uzun süreli oksijen tedavisi (LTOT) gereksinimi ve GOLD Grup E’de yer alma gibi ağır hastalık özelliklerine sahip hastalarda anlamlı olarak daha yüksek bulundu (p = 0.001). NLR ile %FEV₁ arasında anlamlı negatif korelasyon saptandı (r = -0.215, p = 0.015). NLR ile mMRC dispne skoru arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmakla birlikte, bu ilişkinin gücü zayıf olarak değerlendirildi. NLR ile yaş, cinsiyet, vücut kitle indeksi veya sigara içme durumu arasında anlamlı ilişki saptanmadı.Sonuç: NLR, özellikle hava akımı kısıtlılığı, alevlenme yükü ve GOLD 2025 sınıflaması olmak üzere KOAH şiddetinin objektif göstergeleri ile anlamlı şekilde ilişkilidir. Semptom temelli değerlendirmelerle zayıf ilişkisi, NLR’nin sistemik inflamatuvar yükü daha iyi yansıtabileceğini düşündürmektedir. Düşük maliyeti ve yaygın erişilebilirliği göz önüne alındığında, NLR, KOAH'ın klinik değerlendirilmesinde pratik ve tamamlayıcı bir biyobelirteç olarak kullanılabilecek potansiyele sahiptir.