Giriş

Akut iliofemoral derin ven trombozu (DVT) ve post-trombotik sendrom (PTS), venöz drenaj bozukluğuna bağlı gelişen ciddi morbidite ile karakterizedir. Endovasküler girişimlerde teknik başarı artmakla birlikte, stent trombozu ve restenoz gibi komplikasyonlar nedeniyle ortaya çıkan reintervensiyon ihtiyacı, uzun dönem klinik başarının önündeki en önemli engeldir.Amaç: Bu çalışmanın amacı, akut DVT ve PTS hastalarında venöz stentleme sonrası reintervensiyon gerektiren klinik karakteristikleri ve intraoperatif bulguları karşılaştırarak, hasta bazlı takip ve yönetim stratejilerini optimize etmektir.Gereç ve Yöntem: İliofemoral venöz stentleme uygulanan 400 hasta (184 Akut DVT, 216 PTS) retrospektif değerlendirildi. Klinik veya radyolojik başarısızlık nedeniyle reintervensiyon uygulanan 111 hasta (51 Akut DVT, 60 PTS) alt grup analizine dahil edildi. Gruplar; demografik veriler, reintervensiyon endikasyonları ve intraoperatif bulgular açısından istatistiksel olarak karşılaştırıldı.Bulgular: 12 aylık birincil açıklık oranları Akut DVT grubunda %72,5, PTS grubunda %68,3 saptandı. Reintervensiyon uygulananlarda; PTS grubunda cerrahi veya travma öyküsü (%53,3 vs. %27,5; p=0,010) ve rekürren venöz ülserler (%48,3 vs. %23,5; p=0,012) anlamlı düzeyde yüksekti. İntraoperatif bulgularda, stent içi restenoz (ISR) oranları PTS grubunda fazlayken (%66,7 vs. %47,1; p=0,038), akut DVT grubunda maskelenmiş anatomik problemler; özellikle kontralateral çıkış obstrüksiyonu (%15,7 vs. %3,3; p=0,042) ve müdahale edilmemiş ek venöz lezyonlar (%47,1 vs. %23,3; p=0,015) ön plandaydı. Sekonder açıklık oranları iki grupta da yüksek izlendi (%90,2 ve %85,1).Sonuç: Akut DVT ve PTS reintervensiyon etiyolojileri farklıdır. PTS'de başarısızlık kronik süreçteki ISR ve ülser nüksü ile ilişkiliyken, akut DVT'de primer işlemde gözden kaçan anatomik lezyonlar belirleyicidir. Uzun dönem başarı için akut vakalarda geniş anatomik haritalama, PTS'de ise agresif restenoz takibi kritiktir.