Sağlık Bakan Yardımcısı Şuayıp Birinci, "2021 yılında Lancet'te yayınlanan bir çalışma, ebelerin sunduğu hizmetlerin evrensel olarak ulaşılabilir olması durumunda anne ölümlerinin yüzde 67'sini, yenidoğan ölümlerinin yüzde 64'ünü ve ölü doğumların yüzde 65'ini önleyebileceğini ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle ebelik hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, 2035'e kadar her yıl 4,3 milyon hayatın kurtarılması anlamına geliyor." dedi.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Doğu Avrupa ve Orta
Asya Bölge Ofisi (EECARO) ile Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA)
işbirliğinde Sağlık Bakanlığında düzenlenen "Bölgesel Ebelik
Çalıştayı"nın açılışı dün yapıldı.
Çalıştayın ilk gününde, Doğu Avrupa ve Orta Asya'da ebelik
çalışmalarının güçlendirilmesine yönelik stratejik öncelikler, ebelik
alanındaki ilerlemenin hızlandırılması, disiplinler arası işbirliği, kanıta
dayalı ve kişi odaklı bakım ile ebelik alanına yatırım ve sağlık sistemi
dönüşümü ele alındı.
Sağlık Bakanlığında düzenlenen çalıştayın açılışında konuşan
Birinci, 2023'te dünya genelinde 260 bin kadının hamilelik ve doğuma bağlı
nedenlerle hayatını kaybettiğini bildirdi.
Birinci, uluslararası standartlarda eğitilmiş ve sağlık
sistemine güçlü bir şekilde entegre ebelerin, aile planlaması hizmetlerini
sunduklarında tüm anne ve yenidoğan ölümlerinin yüzde 80'inden fazlasını önleyebildiğini
belirten Birinci, "2021 yılında Lancet'te yayınlanan bir çalışma,
ebelerin sunduğu hizmetlerin evrensel olarak ulaşılabilir olması durumunda anne
ölümlerinin yüzde 67'sini, yenidoğan ölümlerinin yüzde 64'ünü ve ölü doğumların
yüzde 65'ini önleyebileceğini ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle ebelik
hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, 2035'e kadar her yıl 4,3 milyon hayatın
kurtarılması anlamına geliyor." bilgisini verdi.
"Bugün her 5
doğumdan 1'inden fazlası sezaryenle gerçekleşiyor"
Özellikle son yıllarda dünya genelinde sezaryen
oranlarındaki artışın, ebelik mesleğinin önemini bir kez daha göz önüne
serdiğini vurgulayan Birinci, "Elbette sezaryen, tıbbi gereklilik
bulunduğunda anne ve bebeğin hayatını kurtaran son derece önemli bir cerrahi
girişimdir. Buradaki temel mesele sezaryenin kendisi değil, tıbbi gereklilik
olmaksızın yapılan sezaryenlerin azaltılması ve güvenli normal doğumun
desteklenmesidir. 1990'da dünyada her 14 doğumdan 1'i sezaryenle yapılıyordu.
Bugün her 5 doğumdan 1'inden fazlası sezaryenle gerçekleşiyor. Mevcut eğilimin
sürmesi halinde 2030'da her 3 doğumdan 1'i sezaryenle gerçekleşecek."
ifadelerini kullandı.
Türkiye'de de benzer bir tablonun söz konusu olduğuna işaret
eden Birinci, genel sezaryen oranının yüzde 61,2 olduğunu ve bu oranın
dünyadaki en yüksek oranlar arasında yer aldığını ve Dünya Sağlık Örgütünün
önerdiği yüzde 10-15'lik referans aralığı ile yaklaşık 4 ve 6 katlık bir fark
bulunduğunu söyledi.
Anne olma yaşının giderek yükselmesi ve diyabet gibi kronik
hastalık yükündeki artışın, anne ve yenidoğan sağlığını tehdit eden riskli
gebeliklerin sayısında ciddi bir yükselişe neden olduğunu aktaran Birinci,
şöyle devam etti:
"Avrupa Birliği'nde doğum yapan tüm annelerin yaş
ortalaması giderek artıyor ve 2024'te 31,3 olarak kaydedilmiş. Türkiye'de ise
bu yaş ortalaması 29,9 ile benzer bir yükseliş eğilimi gösteriyor. Kronik
hastalıklar ise 2024'te Avrupa Birliği'nde her 3 kişiden 1'inden fazlası.
Türkiye'de de bu oran yüzde 29,44. Bu tablo karşısında ebelik hizmetleri bize
çok büyük avantajlar sunabilir. Anne ve yenidoğan sağlığındaki iyileşme,
gebelikten doğum sonrasına uzanan nitelikli ve kesintisiz ebelik hizmetleriyle
de doğrudan ilişkili. 2024'te yayımlanan bilimsel bir makale, ebe
liderliğindeki sürekli izlemin sezaryen oranını yüzde 16'dan yüzde 15'e
indirdiğini ortaya koyuyor. Çıktılar bununla da sınırlı değil, sürekli ebelik
bakımı alan kadınlarda müdahalesiz normal doğum oranı yüzde 4 artıyor,
enstrümantal müdahaleli doğumlar yüzde 1 azalıyor ve epizyotomi oranı yüzde 4
düşüyor."
"Doğurganlık
hızı son 11 yıldır kesintisiz düşüyor"
Ebelik hizmetlerini güçlendirmenin, aynı zamanda birinci
basamak sağlık hizmetlerini, koruyucu sağlık hizmetlerini ve anne-çocuk
sağlığını güçlendirmek olduğunun altını çizen Birinci, "Türkiye'de canlı
doğan bebek sayısı geçen yıl 895 bin 374 olarak gerçekleşti. Toplam doğurganlık
hızı, 2001'de 2,38 iken bugün 1,42'ye geriledi. Doğurganlık hızı ise son 11
yıldır kesintisiz düşüyor ve son 9 yıldır nüfusun kendini yenileme düzeyi
olarak kabul edilen 2,1'in altında seyretmektedir." diye konuştu.
Birinci, bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı olarak her kadının
güvenli, kaliteli ve saygılı bir doğum deneyimine erişmesi için ebelik
hizmetlerinin güçlendirilmesine büyük önem verdiklerini ifade etti.
"62 bin ebemizle
hizmet veriyoruz"
Doğum hizmeti sunulan tüm kamu hastanelerinde gebe okulu
hizmeti verildiğinin altını çizen Birinci, yaklaşık 1800 gebe okulu ile 2025'te
1 milyon anne adayına hizmet sunduklarını belirterek, şunları kaydetti:
"2002'den itibaren hemşire ve ebe sayımızı 3 katına
çıkardık ve yaklaşık 62 bin ebemizle hizmet veriyoruz. Ülkemizin dört bir
yanına inşa ettiğimiz sağlık tesisleri sayesinde 2010'da yüzde 91,6 olan
hastanede doğum oranı, 2024 itibarıyla yüzde 99,4'e ulaştı. Tüm bu çabaların
sonucunda bebek ölüm hızı yüzde 75'lik bir azalma ile 1000 canlı doğumda
31,5'ten 8,9'a düştü. Anne ölüm oranı ise yüzde 82'lik bir düşüş ile 100 bin
canlı doğumda 64'ten 11,5'e düştü."
Sağlık Bakan Yardımcısı Birinci, çalıştayın 9 farklı ülkeden
katılımcıyı bir araya getirdiğini belirterek, ülkelerin nüfusları, doğurganlık
hızları, doğum sayıları, sağlık sistemlerinin organizasyonu ve ebelik insan
gücünün farklılık gösterebildiğini kaydetti. Birinci, çalıştayda normal doğumun
desteklenmesi, tıbbi endikasyon dışındaki sezaryenlerin azaltılması,
infertilite danışmanlığı, acil ve afet durumları ile teletıp uygulamaları gibi
başlıkların kapsamlı şekilde ele alınacağını bildirdi.
"Ebelik
hizmetleri toplumların geleceğine yapılan önemli yatırımlardan"
Sağlık Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel
Müdürü Aziz Alper Biten de kadınların yaşamına, çocukların geleceğine ve sağlık
sistemlerinin yarınına katkı sunacak ortak bir vizyon etrafında bir araya
geldiklerini söyledi.
Ebelik mesleğinin, kadınların hayatındaki en önemli ve
hassas dönemlerden birinde güven veren bir sağlık hizmeti sunduğunu belirten
Biten, güçlü toplumların sağlıklı nesiller üzerine inşa edilebileceğini, bu nedenle
nitelikli ebelik hizmetlerinin toplumların geleceğine yapılan önemli
yatırımlardan biri olduğunu ifade etti.
Bir ebenin güçlendirilmesinin aynı zamanda kadınların,
bebeklerin ve gelecek nesillerin güçlendirilmesi anlamına geldiğini vurgulayan
Biten, sağlık sistemlerinde sürdürülebilir başarının temelinin nitelikli insan
kaynağı olduğunu kaydetti.
"Doğu Avrupa ve
Orta Asya'da anne ölümleri azaldı"
UNFPA Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Florence
Bauer, Doğu Avrupa ve Orta Asya'da demografik yapının daha önce görülmemiş bir
değişimden geçtiğini belirterek, nüfusun yaşlandığını, farklı bir göç değişimi
yaşandığını ve sağlık sisteminin de çeşitli zorluklarla karşı karşıya kaldığını
dile getirdi.
Bu nedenle sağlam sağlık sistemi ile demografik olarak
dirençli toplumların ayrı konular olarak görülmemesi gerektiğine işaret eden
Bauer, sağlık hizmetlerinin gençler, kırsaldaki aileler ve engelli kişiler
dahil nüfusun en kırılgan kesimlerinin ulaşabileceği şekilde olması gerektiğine
değindi.
Bauer, Doğu Avrupa ve Orta Asya'da anne ölümlerinin
azaldığını kaydederek, ebelerin rolünün ve bu alana yatırımın önemini
vurguladı.
Saygılı ve kadın merkezli bir bakımın evrensel bir durum
olması gerektiğine işaret eden Bauer, doktorlar ile ebeler arasında verimli bir
işbirliği sağlanmasının önemine de dikkati çekti.
Bauer, ebelerin karar alma süreçlerinde yer almaları
gerektiğini vurgulayarak, "Bu nedenle ebelerin karar alma sürecine katkıda
bulunabilmesini sağlayacak mekanizmaların olması önemli." dedi.
Anne sağlığı için sürdürülebilir bir finansmana ve iş gücü
eğitimine ihtiyaç olduğunu aktaran Bauer, ebelerin acil durum hazırlığı
planlarının da bir parçası olması gerektiğinin altını çizdi.
Bauer, ebelik hizmetinin en ücra topluluklara ulaşabilmesi
için dijital sağlık alanındaki yeniliklerden de yararlanması gerektiğini
kaydederek, UNFPA'nın bu bağlamda bakımın merkezine ebeliği koyduğunu ifade
etti.