Erken teşhis, meme kanserinde hayat kurtarıyor. Düzenli kontroller ve kişinin kendi vücudunu tanıması, hastalığın erken evrede fark edilmesinde büyük önem taşıyor. Meme kanseri, uzun süre herhangi bir belirti vermeden ilerleyebilen ve çoğu zaman rutin kontroller sırasında fark edilebilen bir hastalık olarak öne çıkıyor. Ancak erken tanı konulduğunda tedavi başarısı oldukça yükseliyor ve hastalar sağlıklı yaşamlarına devam edebiliyor.
Dünya
genelinde her 8 kadından 1’inin yaşamı boyunca meme kanseri riskiyle karşı
karşıya olduğu biliniyor. Bu oran endişe verici olsa da, düzenli takipler ve
erken müdahale ile hastalığın kontrol altına alınması mümkün. Meme kanserinde
en önemli adım ise korkmak değil, zamanında harekete geçmek.
Vücudunuzu
Dinlemekten Korkmayın
Meme
sağlığında farkındalık büyük önem taşıyor. Kadınların kendi vücutlarını
tanımaları ve memelerinde meydana gelen değişiklikleri takip etmeleri, olası
risklerin erken fark edilmesine yardımcı oluyor.
Central
Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Ayça Özgürel Bozkurt, her
kadının düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapması gerektiğine dikkat
çekiyor.
“Memede
ele gelen sertlik, meme şeklinde veya boyutunda değişiklik, ciltte kızarıklık,
çöküntü, meme başında farklılık ya da akıntı gibi belirtiler mutlaka dikkate
alınmalı ve bir uzman değerlendirmesine başvurulmalıdır.”
Her
değişiklik meme kanseri anlamına gelmese de, erken değerlendirme olası
risklerin belirlenmesinde kritik rol oynuyor.
40 Yaşından
Sonra Düzenli Kontrol Büyük Önem Taşıyor
Meme
kanserinde erken tanının en önemli unsurlarından biri düzenli taramalar. Op.
Dr. Ayça Özgürel Bozkurt, özellikle 40 yaşından sonra kadınların doktor
önerileri doğrultusunda düzenli mamografi kontrollerini yaptırmalarının önemine
vurgu yapıyor.
Bunun
yanında kadınların ayda yalnızca birkaç dakikalarını ayırarak kendi kendine
meme muayenesi yapmaları, vücutlarındaki değişiklikleri erken fark etmeleri
açısından değer taşıyor.