Avrupa'da yaşlanan hekim iş gücü, beklenen emeklilikler ve sağlık çalışanlarının göçü, hekimlerin sağlık sisteminde tutulmasını önemli bir sorun haline getirdi. Uzmanlar, maaşın yanı sıra mesleki gelişim, klinik özerklik, iş-yaşam dengesi ve liderlik kalitesinin de hekimlerin çalıştıkları kurumlarda kalma kararını etkilediğini belirtti.

Avrupa'da sağlık sistemleri, giderek büyüyen bir sağlık iş gücü kriziyle karşı karşıya. Hekimlerin yaşlanması, yaklaşan emeklilikler, bazı uzmanlık alanlarındaki personel açıkları ve sağlık çalışanlarının başka ülkelere göçü, nitelikli iş gücünü elde tutmayı sektörün temel sorunlarından biri haline getiriyor.

Medscape'de yer alan habere göre, Avrupa Genç Doktorlar Birliği (European Junior Doctors), yayımladığı "Zorunluluktan Motivasyona: Avrupa'da Tıbbi Yeteneği Elde Tutma Uygulamalarının Dönüştürülmesi" başlıklı raporda, hekimlerin sistemde tutulabilmesi için motivasyon, mesleki gelişim ve hekim özerkliğine daha fazla önem verilmesi çağrısında bulundu.

İspanya Tabipler Birliğinin 2025 Tıbbi Demografi Araştırması'nda ise sağlık sisteminin sürdürülebilirliği için iş gücü planlamasının iyileştirilmesi, uzmanlık eğitimi kontenjanlarının dinamik biçimde düzenlenmesi, yapay zekâ ve teletıp uygulamalarının yaygınlaştırılması ile mesleki gelişim ve ekip liderliği fırsatlarının artırılması gerektiği belirtildi.

Hekimlerin kurumda kalmasını sağlayan üç temel unsur

İspanya'daki özel hastane grubu HM Hospitales'in Yetenek Kazanımı Sorumlusu Daniel Bailén de la Fuente, hekimleri kurumda tutmanın yalnızca iş teklif etmekten ibaret olmadığını belirtti.

Bailén de la Fuente'ye göre yeteneği elde tutmak, hekimin kaliteli sağlık hizmeti sunabileceği, mesleki açıdan gelişebileceği ve güçlü bir sağlık yapılanmasının parçası olabileceği ortamda kariyerini sürdürmek istemesini sağlamak anlamına geliyor.

HM Üniversite Sağlık Bilimleri Hastaneleri Merkezi Direktörü ve Camilo José Cela Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Alicia de la Cuerda ise üç temel unsurun hasta bakımı, eğitim ve araştırma olduğunu söyledi.

De la Cuerda, hasta bakımının her zaman öncelikli olduğunu ancak eğitim ve araştırma olanaklarının hekimleri kuruma çekmede ve kurumda tutmada belirleyici fark yarattığını ifade etti.

Maaş önemli ancak artık tek başına yeterli değil

Uzmanlara göre maaş önemini korusa da hekimlerin iş tercihlerinde tek belirleyici unsur olmaktan çıktı.

Hekimler artık iş organizasyonu, klinik iş yükü, iş-yaşam dengesi, mesleki gelişim fırsatları ve mesleki takdir gibi unsurlara daha fazla önem veriyor.

De la Cuerda, hekimlerin güvenli ve özerk biçimde çalışabilecekleri, emeklerinin takdir edildiği, iyi organize edilmiş ve yenilikçi kurumları tercih ettiğini belirtti.

Doktora yapabilmek, araştırma projelerine katılmak veya eğitim verebilmek de sağlık çalışanlarını kurumda tutmada giderek daha fazla önem kazanıyor.

Özellikle genç uzmanlar açısından üniversite ve araştırma ortamına erişim, benzer koşullara sahip iki iş teklifi arasındaki tercihi belirleyebiliyor.

Liderlik kalitesi ve tükenmişlik öne çıkıyor

Uzmanlar, iş-yaşam dengesinin hekimlerin öncelikleri arasında yer aldığını, sağlık hizmetlerinin birçok alanında fiziksel olarak bulunmak gerekse de çalışma düzeninde daha fazla esneklik sağlanabileceğini belirtti.

Mesleki memnuniyeti etkileyen önemli unsurlardan biri de liderlik kalitesi olarak gösterildi.

De la Cuerda, birçok bölüm yöneticisinin klinik uzmanlıklarıyla öne çıktığını ancak ekip yönetimi konusunda özel eğitim almadığını belirterek liderlik potansiyeli taşıyan kişilerin belirlenmesi ve eğitilmesi gerektiğini söyledi.

Mesleki tükenmişliğin sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından önemli tehditlerden biri olmaya devam ettiği de vurgulandı.

Uzmanlara göre tükenmişlikle mücadelede yalnızca hekime odaklanmak yeterli değil; çalışma organizasyonunun da yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu kapsamda hasta yükünün gözden geçirilmesi, hasta bakımına yeterli zaman ayrılması ve çalışma saatlerinin bir bölümünün eğitim veya araştırmaya tahsis edilmesi önerildi.

“Hekimlerin gelişebileceği çalışma modelleri oluşturulmalı”

Bailén de la Fuente, rekabetçi çalışma koşulları, iş-yaşam dengesi, liderlik, mesleki takdir ve gerçek gelişim fırsatlarının sağlık çalışanlarını kurumlarda tutmanın temel unsurları olduğunu belirtti.

De la Cuerda ise tıp mesleğinin üç temel unsuru olan hasta bakımı, eğitim ve araştırma arasında denge kurulması gerektiğini vurguladı.

Hasta bakımının önceliğini koruyacağını belirten De la Cuerda, hekimlerin bireysel özelliklerine göre bu üç alanda gelişmelerine olanak tanıyan görevlerin tasarlanmasının nitelikli hekimleri kuruma çekmek ve kurumda tutmak için temel strateji olduğunu ifade etti.

Kaynak: Medimagazin