Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy: "Uzun süren ve büyüyen lenf bezleri mutlaka değerlendirilmelidir."
Lenf
bezlerinde ortaya çıkan büyümeler toplumda sıklıkla endişeye neden oluyor.
Ancak her lenf bezi büyümesinin kanser anlamına gelmediğini belirten Medicana
Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Sertaç Durusoy, özellikle uzun süren ve
giderek büyüyen bezelerin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Lenfomaların,
bağışıklık sisteminin önemli bir parçasını oluşturan lenf bezleri ve lenf
dokusundan kaynaklanan kanserler olduğunu ifade eden Dr. Durusoy, hastalığın
Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfomalar olmak üzere iki ana grupta
incelendiğini söyledi.
Ağrısız Ve
Büyüyen Lenf Bezlerine Dikkat
Lenf
bezlerinin boyun, koltuk altı, kasık, göğüs içi ve karın bölgesinde bulunduğunu
belirten Dr. Durusoy, "Lenfoma bazı hastalarda boyunda veya koltuk altında
fark edilen bir beze büyümesiyle ortaya çıkarken, bazı hastalarda karın ağrısı,
öksürük, nefes darlığı, dalak büyümesi ya da görüntüleme yöntemleri sırasında
tesadüfen görülen belirtilerle karşımıza çıkabiliyor" dedi.
Ağrısız
ve giderek büyüyen lenf bezlerinin önemli bir uyarı işareti olabileceğini
vurgulayan Dr. Durusoy, şu bilgileri verdi:
"Gece
terlemesi, nedeni açıklanamayan ateş, istemsiz kilo kaybı, yaygın kaşıntı,
halsizlik ve karında dolgunluk hissi gibi belirtiler de lenfoma açısından
dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle gece çamaşır değiştirecek kadar yoğun
terleme, son altı ay içinde belirgin kilo kaybı ve nedeni açıklanamayan ateş,
bizim için önemli sistemik belirtilerdir."
Her Beze
Lenfoma Değildir
Lenf
bezi büyümelerinin çoğu zaman enfeksiyonlar ve iyi huylu nedenlerden
kaynaklanabileceğini ifade eden Dr. Durusoy, "Diş enfeksiyonları, boğaz
enfeksiyonları, cilt hastalıkları ve birçok farklı durum lenf bezlerinde
büyümeye neden olabilir. Ancak 2-3 haftadan uzun süren, sert, ağrısız, giderek
büyüyen veya birden fazla bölgede görülen lenf bezleri mutlaka uzman değerlendirmesinden
geçmelidir" diye konuştu.
Tanı
netleşmeden bilinçsiz antibiyotik veya kortizon kullanımının doğru olmadığını
belirten Dr. Durusoy, özellikle kortizon tedavisinin biyopsi sonuçlarını
etkileyerek tanıyı zorlaştırabileceğini söyledi.
Tanıda Biyopsi
Ve PET-BT Büyük Önem Taşıyor
Lenfoma
tanısında en önemli basamağın patolojik inceleme olduğunu vurgulayan Dr.
Durusoy, "Lenfomalar tek bir hastalık değildir. Çok sayıda alt tipi
bulunur ve her alt tipin tedavisi farklıdır. Bu nedenle mümkün olduğunca yeterli
doku örneği sağlayan uygun biyopsi yöntemleri tercih edilmelidir. Patoloji
raporunda lenfomanın alt tipinin doğru belirlenmesi tedavi planlamasının
temelini oluşturur" dedi.
Tanı
sonrasında hastalığın yaygınlığının PET-BT ile değerlendirildiğini belirten Dr.
Durusoy, bu yöntemin hem evreleme hem de tedaviye verilen yanıtın izlenmesinde
önemli bilgiler sağladığını ifade etti.
Tedavi Kişiye
Özel Planlanıyor
Lenfoma
tedavisinin hastalığın alt tipine, evresine ve hastanın genel durumuna göre
değişiklik gösterdiğini belirten Dr. Durusoy, "Bazı yavaş seyirli
lenfomalarda yakın takip yeterli olabilirken, daha agresif tiplerde kemoterapi,
immünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, radyoterapi, kök hücre nakli ve uygun
hastalarda CAR-T hücre tedavileri uygulanabilmektedir. Bu nedenle tedavi süreci
mutlaka hematoloji uzmanı tarafından kişiye özel olarak planlanmalıdır" dedi.
Erken
tanının önemine dikkat çeken Dr. Durusoy, "Uzun süren veya giderek büyüyen
lenf bezi, açıklanamayan ateş, gece terlemesi, kilo kaybı ya da şüpheli
görüntüleme belirtileri bulunan kişilerin gecikmeden hematoloji uzmanına
başvurması büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
Kaynak:İHA