Günlük burç yorumunu okuyup “Bu kadarı da olmaz, tam beni anlatmış” dediğiniz oluyor mu? Instagram'daki burç videolarından flört uygulamalarındaki burç rozetlerine kadar astroloji artık gündelik sohbetin bir parçası. Psikoloji ise bu “birebir tutma” hissinin yıldızlardan çok zihnimizin çalışma biçimiyle ilgili olduğunu söylüyor. İşin içinde 1949'da yapılmış ünlü bir deney, yaygın bir düşünce yanılgısı ve insanın hikâyelere olan zaafı var.
Kaynak: Elite Daily
Psikoloji insanları 12 kalıba değil, beş temel özelliğe göre değerlendiriyor

Birkaç yıl öncesine kadar burcunuz, en fazla doğum gününüz sorulduğunda akla gelen bir ayrıntıydı. Bugün ise her yerde karşımıza çıkıyor. Merkür retrosu başladığında sosyal medya 'eski sevgililer yazacak' paylaşımlarıyla doluyor, biri ani bir karar verdiğinde 'Koç'tur, ondan' deniyor, masasını durmadan düzenleyen arkadaşa 'Başak işte' diye gülünüyor. Kimileri için bu tamamen eğlence, kimileri içinse belirsiz dönemlerde tutunulacak bir çerçeve.
Gökyüzüne bakıp karakter okumak yeni bir alışkanlık da değil. 1583'te III. Murad'a sunulan ve bugün İstanbul'daki Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde korunan Zübdetü't-Tevârih'te, burçları ve ay menzillerini gösteren renkli bir gök haritası yer alıyor. Osmanlı sarayında müneccimbaşılık adında resmi bir görev bile vardı.
Psikolojinin yaklaşımı ise farklı. Bilim insanları dünyadaki herkesin 12 kişilik tipine sığdırılabileceğini düşünmüyor. Bugün en yaygın kabul gören model olan Beş Faktör Kişilik Modeli (Big Five), insanları deneyime açıklık, sorumluluk, dışadönüklük, uyumluluk ve duygusal denge özelliklerinde bir yelpaze üzerinde değerlendiriyor. Yani kimse tamamen içe dönük ya da tamamen sosyal değil; ailesinin yanında sessiz duran biri, yakın arkadaşlarıyla masanın en konuşkanı olabiliyor.
Astrolojinin iddialarını sınayan çalışmalar da bu tabloyu destekliyor. Fizikçi Shawn Carlson'ın 1985'te Nature dergisinde yayımlanan çift kör deneyinde astrologlardan, doğum haritalarını kişilik testi sonuçlarıyla eşleştirmeleri istendi. Doğru eşleştirme oranı, rastgele tahminle elde edilecek sonuçtan farklı çıkmadı.
Herkese aynı yorumu verdi, öğrenciler 5 üzerinden 4,26 puanla “beni anlatıyor” dedi

Şu cümleleri okuyun: 'Çevrenizdeki insanları çok önemsiyorsunuz ama zaman zaman kendinizi toparlamak için yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorsunuz. Kendinize güveniyorsunuz, yine de ara sıra içinizi şüphe kemiriyor. Başkalarının her zaman fark etmediği güçlü yönleriniz var.' Çoğumuz bu tarife kendimizi rahatlıkla yerleştiririz, çünkü aslında hemen herkes için geçerli.
Psikolog Bertram Forer 1949'da tam olarak bunu test etti. 39 öğrencisine bir kişilik testi uyguladı, ardından her birine 'size özel' dediği bir analiz verdi. Oysa herkesin eline geçen metin aynıydı ve cümlelerin büyük kısmı bir astroloji kitabından derlenmişti. Öğrenciler analizin kendilerini ne kadar doğru anlattığını 5 üzerinden ortalama 4,26 puanla değerlendirdi. Journal of Abnormal and Social Psychology'de yayımlanan bu çalışma, bugün 'Forer etkisi' ya da 'Barnum etkisi' adıyla biliniyor.
Buna bir de doğrulama yanlılığı ekleniyor. İnsan beyni örüntü aramaya yatkın, özellikle de kendini anlamlandırmasını kolaylaştıran örüntülere. Bir metinde biraz bile doğru görünen bir cümle yakaladığımızda boşlukları kendi deneyimlerimizle dolduruyor, tutmayan kısımları ise fark etmeden eliyoruz. Böylece oldukça genel bir tarif, bir anda bize özel yazılmış gibi görünüyor. Bu, astrolojiyle ilgilenenlerin kolay kandığı anlamına gelmiyor; aynı mekanizma herkeste işliyor.
Yorumların bu kadar içimize işlemesinin bir nedeni de bizi olduğumuzdan çok olmak istediğimiz kişiyle eşleştirmesi olabilir. Kendini Başak burcuyla güçlü biçimde özdeşleştiren biri düzeni ve güvenilirliği önemsiyor olabilir. Aslan burcunu benimseyen biri ise özgüvenli ve göz önünde olma fikrini seviyor olabilir. Bu özelliklerin yıldızlardan gelip gelmediğinden çok, neden size bu kadar çekici geldiği sorusu daha öğretici.
Etiketlere ilgimiz yalnızca burçlarla da sınırlı değil. 'İçe dönüğüm', 'A tipi kişiliğim', 'INFJ'yim', 'kaygılı bağlanıyorum' gibi tanımlar son yıllarda gündelik dile yerleşti. Etiketler karmaşık bir dünyayı sadeleştiriyor ama hiçbiri resmin tamamını vermiyor. 18 yaşındaki halinizle 40 yaşındaki haliniz aynı değil; stres, ilişkiler ve yaşadıklarınız davranışlarınızı sürekli yeniden şekillendiriyor.
Bir de hikâye meselesi var. 'Yengeç olarak çok vefalısın ama insanları kolay kolay içeri almıyorsun' cümlesi, bir kişilik ölçeğindeki puandan çok daha akılda kalıcı. Psikoloji, gezegenlerin konumunun kişiliği belirlediğine ya da geleceği öngördüğüne dair bilimsel bir kanıt olmadığını açıkça söylüyor. Yine de burç yorumu okumak bazı insanlar için ilişkilerde duygularını nasıl ifade ettiğini ya da son zamanlarda kendine fazla yüklenip yüklenmediğini düşünmek için bir fırsata dönüşebiliyor.