2025 yılının Temmuz ayında doktorlara yönelik yeni bir kanun çıkartıldı.
Hürriyet yazarı Noyan Doğan, kaleme aldığı yazısında şu
ifadeleri kullandı:
"Kanunla, doktorlara aynı anda iki hastanede kadrolu,
yani sigortalı çalışma imkanı tanındı. Bu kapsamda doktorlara çalışma
izinlerini yenilemeleri için 1 Haziran 2026 tarihine kadar süre tanındı ve bu
süre de aybaşında doldu. Bu gelişmeden dolayı da sayıları 9 milyona yaklaşan
özel ve tamamlayıcı sağlık sigortalıları prim artışları ile karşı karşıya
kalacak.
Bu durum hem şaşırtıcı hem de anlaşılması zor. Konuyu biraz
açayım. Özel hastaneler ile çalışan doktorlar, 2025’in Temmuz ayına kadar,
kendi kurdukları şirketler üzerinden hastanelere fatura düzenleyip, ücretlerini
alıyorlardı. Bir anlamda 4/b, yani Bağ-Kur statüsündeydiler, hastanenin kadrolu
personeli değillerdi. Bu sayede de özel hastaneler çalıştırdıkları doktorların
SGK ve vergi maliyetini üstlenmiyorlardı. Bu durum hastanelere ciddi avantaj
sağlarken, doktorlar için de dezavantajdı. Sigortalı olmadıkları için yıllık
izne çıktıklarında ücretleri kesiliyor, kıdem tazminatı hakları olmuyor, daha
da önemlisi emeklilik için doğru dürüst sigorta primleri yatmıyordu.
1 Haziran'da Şartlar Değişti
Geçen senenin temmuz ayında çıkan yasa ile bu durum değişti.
Yasayla doktorlar, aynı anda iki özel hastanede, 4/a statüsünde, yani SSK’lı
çalışacak. Doktorlar artık hastanenin kadrolu personeli olacak. Özel
hastaneler, çalıştırdıkları doktorlara, ödedikleri brüt ücret üzerinden SGK’ya
sigorta primlerini yatıracak. Her hastane, çalıştırdığı doktoru sigortalı
gösterip, primini ödeyecek. Şöyle ki, doktor, iki ayrı hastanede çalışıyor, her
hastane ayrı ayrı sigorta yaptırıp, prim ödeyecek. Primler doktorların
emekliliğine yansıyacak, işveren işten çıkarırsa kıdem tazminatı alacak, yıllık
izne çıktıklarında da ücretleri kesilmeyecek. Doktorlara çalışma izinlerini
yenilemeleri için de 1 Haziran’a kadar süre tanındı.
Şimdi eminim, ‘Tamam anladık da bu konunun özel sağlık
sigortası prim artışı ile ne alakası var?’ diye soracaksınız. Anlatayım da
alakasını anlayın. Bu kanun, özel hastanelerin vergi ve sigorta yükünü ciddi
artırıyor. Bu öyle bir artış ki, özel hastane, çalıştırdığı her bir doktor için
yüzde 15 gelir vergisi ve yüzde 31’in üzerinde sigorta primi ödeyecek. Özel
hastane doktoru asgari ücretli gösteremeyeceğine, SGK’ya ödenecek prime esas
kazancın üst tavanının da aylık 297 bin lira olduğuna göre; hastaneye sigorta
prim yükünün ne olacağını varın siz hesaplayın.
Özel hastaneler bu yükü azaltmanın formülünü buldular. Nasıl
mı? Doktordan kaynaklı maliyet artışını, sigorta şirketleriyle, dolayısıyla da
özel ve tamamlayıcı sağlık sigortası olan vatandaşlarla paylaşarak. Şimdilerde,
özel hastaneler, 1 Haziran’da uygulamaya giren yeni düzenleme hakkında sigorta
şirketlerine peşi sıra yazılar yazıp; sağlık hizmetinin maliyetinin arttığını,
bugüne kadar karşı karşıya kalınan en ağır maliyet olduğunu ve sağlık
sisteminin sürdürülebilirliği adına bu maliyetin paylaşılacağını bildiriyorlar.
Öğrendiğime göre kimi hastane grubu sigorta şirketlerine yansıtacakları maliyet
artışını yüzde 10 olarak belirlerken, kimi hastaneler yüzde 15 olarak
belirlemiş.
Sigorta Primleri Yüzde 10-15 Artacak
Doğal olarak sigorta şirketleri, hastanelerin bu artışını,
sigortalılara yansıtacak. Bu da önümüzdeki günlerde özel sağlık sigortalarının
fiyatının yüzde 10 ila yüzde 15 artacağı anlamına geliyor. Belki bugünden
yarına hemen yansımayacaktır ama birkaç aya kalmaz artış olacaktır. En azından
önümüzdeki günlerde özel sağlık sigortası yenilemesi gelenlerin, bu artıştan
etkilenmesi muhtemel. İşin daha kötü tarafı, her yılın başında sigorta primi ve
vergi oranlarındaki artışların, özel sağlık sigortalılarına prim artışı olarak
yansıyacak olması."
Kaynak: Hürriyet