Çöl Tozları Bu Hafta
Ülkemizde Etkili Oluyor
İçinde bulunduğumuz hafta boyunca çöl tozlarının Ülkemizde
etkisini göstermekte olduğuna dikkat çeken Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları
ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu Sekreteri Uzm. Dr. Selin Çakmakcı Karakaya ise,
“Bu tozlar ile en fazla karşılaşan illerden biri olan Gaziantep’te maruz
kalınan çöl fırtınalarının, günlük sıcaklık ve havadaki parçacık madde, ayaktan
tedavi, acil servis ve hastane yatışları ile ölümler üzerine etkisi
araştırılmış, Prof. Dr. Hasan Bayram ve arkadaşlarının 2009-2014 yılları arasında
yaptıkları çalışmada, toz fırtınası olan günlerde astım ve KOAH ilişkili acil
servis başvurularının ve astımla ilişkili ölümlerin arttığı ortaya konulmuştur.
Ayrıca, toz fırtınası ile kalp yetmezliği nedeniyle yatarak tedavi gören
hastaların sayısında bir artış gözlemlenmiş, akut koroner sendrom kaynaklı
ayaktan tedavi, hastaneye yatış ve ölüm oranlarında artış görülmüştür.” dedi.
Sağlığımızı Olumsuz
Etkiliyor
Uzm. Dr. Karakaya, çöl tozlarının içeriği farklı farklı olsa da yapılan bir çalışmada, Sahra Çölü tozunun kimyasal içeriği; %64 silikatlar, %14 sülfatlar, %6 kuvars, %5 yüksek kalsiyum parçacıkları, %1 demir açısından zengin (hematit), %1 kurum ve %9 diğer karbon bakımından zengin parçacıklar şeklinde saptanmakla birlikte diğer kimyasal ve biyolojik risk faktörlerinin de taşınabildiğinin bilindiğini ifade ederek, açıklamasına şöyle devam etti:
“Kilometrelerce mesafe kat edebilen çöl tozları yapısında
çok yoğun miktarda polen bulundurabilir. Bu durum özellikle bebekler, çocuklar,
yaşlılar, alerjik rinit, astım, KOAH, kalp hastalığı, diyabeti olanlar için daha
da tehlikelidir. Yapılan çalışmalarda bu dönemde öksürük, nefes darlığı gibi şikayetlerde
ve solunum hastalıkları nedenli acil servis başvurularında artış olduğu
gösterilmiştir. Çöl fırtınaları ile soluduğumuz havada sanayi ve tarım
etkinlikleri ile oluşan kimyasal parçacık maddeler de bulunabilir. Havada
olmaması gereken bu parçacık maddeler, bağışıklık sistemi yanı sıra kalp ve
damar, solunum ve üreme sistemlerine zarar vermektedir. 10 mikronun üzerindeki parçacıklar,
akciğer hava keseciklerine ulaşamazken cilt tahrişi, göz sulanması, burun
akıntısına neden olabilir; 2,5 mikrondan küçük parçacıklar (PM2,5) solunum
sisteminin en ucundaki nefes alış-veriş bölümüne kadar ulaşarak ve buradan
sistemik dolaşıma geçerek vücutta yangı oluşturabilmektedir. PM2,5 ve çöl
tozları birleşiminin sağlık etkilerini daha da kötüleştirdiği gösterilmiştir. Gerçekleşen
bu yangının çöl tozları içeriğindeki toksik madde miktarı ile doğru orantılı olduğu
anlaşılmıştır. Havada çöl tozu olduğunda; Kapalı ortamda kalmak, dışarı
çıkılacaksa ağız ve burnu mümkünse parçacık tutucu maske (FFP2, FFP3) veya
normal maske veya ıslak bezle kapatmak, açık havada egzersiz yapmamak, araba
kullanırken havalandırmayı çalıştırmamak yararlıdır.”