İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 14 Mart Tıp Bayramı etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Sağlık Haberciliği Toplantısı”, Türkiye’nin sağlık alanında önde gelen habercilerini ağırladı. Deneyimli sağlık habercileri Sibel Güneş, Mesude Demir Erşan ve Melike Şahin, sağlık haberlerinin ve bu haberlerin veriliş şeklinin toplumsal etkilerini anlatırken toplumun bilinçlenmesi konusunda sağlık okuryazarlığının önemini vurguladı. Sağlık habercisinin doğru bilgiyi almak için haber kaynağını titizlikle seçmesinin görevi olduğunu belirten haberciler, okuyucular ve toplumun da manipülatif haberlere karşı dikkatli olması ve ayıklama yapması gerektiğinin altını çizdi.
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur’un moderatörlüğünde gerçekleşen “Sağlık
Haberciliği Toplantısı”nda deneyimli sağlık habercileri Sibel Güneş,
Mesude Demir Erşan ve Melike Şahin, sağlık haberciliğinin önemi, sağlık
haberlerinin toplum üzerindeki etkilerine değinerek tecrübelerini paylaştı.
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, pandeminin üzerinden 5 yıl geçmesine
rağmen hiçbir ülkenin olası bir pandemiye herhangi bir hazırlık yapmadığının
görüldüğünü söyledi. Özellikle ABD’de Trump’un yönetime gelmesiyle beraber
sağlık yapılanması ve söylemlerde bazı değişiklikler olduğunu belirten Badur,
“Özellikle aşı karşıtlığı yükseliyor. Sağlık politikaları kronik hastalıklar
ile mücadeleye kaydırılıyor; ve nihayet National Institutes of Health (NIH) ve
FDA gibi kuruluşların başına aşı karşıtı insanlar geliyor: Bu yaklaşımın neden
olacağı ilk olumsuzluk, ülkede kızamıktan bir çocuk ölümünün saptanması ile
somut olarak gözlenmiştir; ABD’de kızamıktan çocuk ölümlerinin
2003’ten beri ilk kez olduğu biliniyor” dedi.
Sibel Güneş: “Sağlık haberciliğini sokaktaki yurttaş için yapıyoruz”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş, Türkiye’de sağlık
haberciliğinin geçmişinden başlayarak günümüzde sağlık haberciliğinin önemine
değindi. Sağlık habercilerinin amacının kamu yararına halkı bilgilendirmek
olduğunu belirten Güneş, “Sağlık haberciliği alanında daha çok magazin ve
hastalık haberleri yapılırken biz alanında uzmanlaşan, iletişim fakültesi kökenli
haberciler olarak 1991 yılında Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği’ni kurduk.
Bu önemli iki konuda da uzman habercilerin iç eğitimlerini iş birliği ile
gerçekleştirdik. Türk Tabipleri Birliği, Türk Eczacıları Birliği, Türk Diş
Hekimleri Birliği başta olmak üzere Türkiye’nin önemlli uzmanlık dernekleriyle
ortak toplantılar düzenledik. “Sağlık Bilinci ve Medya” başlıklı dört toplantı
yaptık, bu toplantı sağlık iletişimi konusunda üniversitelerde çalışan
kişilerin de referans kaynağı oldu. Bilim insanlarının kendi içlerinde
ürettikleri ve kendi aralarında konuştuğu bir konuyu, halka ulaştıracak bir
kamu yararını önceleyerek bir aracılık oluşturduk. Dili basitleştirdik,
kavramları anlaşılır hale getirdik ve hedef kitle olan, bu işi yapmamızın en
büyük nedeni toplumdaki en zayıf halka olan sokaktaki yurttaşa bu bilgiyi
aktarma konusunda hep birlikte büyük bir çaba gösterdik” dedi.
Türkiye’de sağlık okuryazarlığı yüzde 30’u içeriyor
Türkiye’de sağlık okuryazarlığı kavramının toplumun yüzde 30’unu içerdiğini
belirten Güneş, “Yüzde 70’i kendini sağlık okuryazarı olarak tanımlamıyor.
Kendisine sağlıkla ilgili söyleneni anlamak, sağlıkla ilgili problemini
yönetebilmek, soru sormak ve karar alabilme mekanizmalarını içeren bir
kavramdan söz ediyorum. O yüzden yaptığımız iş çok önemli” dedi.
Sağlık habercisi doğru eleme yapmalı
Sağlık habercileri olarak başta sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığı’ndan
hastane kapısında bekleyen yurttaşa kadar geniş bir yelpazede bu işi yapmak
için mücadele ettiklerini belirten Sibel Güneş, “Asla sansasyona dayalı, hasta
haklarını ihlal eden bir bakış açısıyla habercilik yapılmaması gerekir. İyi bir
sağlık habercisinin binlerce haber kaynağı var. Birçok bilim insanı var. Bu
bilim insanlarından acaba hangisinin bilimselliğin peşinde koşmayı sürdürmüş ya
da bakışını ticaret ya da başka bir kaygıyla çarpıtmamış, bunun arayışı
içerisindeyiz. Eğer bunu elemezseniz Türkiye’nin en önemli bilim insanı gibi
görünen kişiye de ulaşabilir, oradan da o yanlış bilgiyi yurttaşa
eriştirebilirsiniz” dedi.
Mesude Demir Erşan: “Kaynağın güvenilirliği çok önemli”
Gazeteci Mesude Demir Erşan da sağlığın siyaset, ekonomi, magazin, spor,
çevre gibi pek çok alanı kapsadığına dikkat çekerek “Alan bu kadar geniş olunca
kaynağın da çeşitliliği öne çıkıyor. Sağlık habercileri olarak haberleri
nereden alıyoruz? İşin bürokrasi tarafı var, bakanlıkları takip ediyoruz. Tıp
fakülteleri, uzmanlık dernekleri, tabip odaları, eczacılık odaları, diş hekimi
odaları ve bunların birlikleri sağlık haberclerininin kaynakları arasında yer
alıyor. İklim değişikliği, hava kirliliği gibi konular bu alanda çalışan
aktivistler de sağlık kaynakları arasına girdi. Sokaktaki vatandaş, sosyal
medya yani sağlık haberi olabileceğini düşündüğümüz her alan bizim için kaynak.
Peki bir kısmı da açık olan bu kaynaklar güvenli mi? Tabii ki değil. İşte
burada uzmanlığın önemi ve değeri ortaya çıkıyor. Bugün başlayıp ben sağlık
muhabirim diyemiyorsunuz. Bu ciddi bir birikim, öncesi sonrası var” diye
konuştu.
Kamuoyunda çok popüler olmanın her zaman güvenilir olma anlamına
gelmeyeceğini belirten Erşan, “Bu kişiler ne yazılırsa okunuyor, ekrana çıkınca
çok izleniyor ama bu o kişinin doğru bir kaynak olduğu anlamına asla gelmiyor.
Dolayısıyla çok dikkatli olmak gerekiyor” dedi.
Melike Şahin: “Pandemi aşı için hem medyanın hem toplumun bir
sınavı oldu”
Sağlık habercisi Melike Şahin de pandemi sürecinin aşı konusunda önemli bir
dönemeç olduğunu belirterek “Pandemi öncesinde aşı konusunda özellikle çocukluk
çağı aşıları ve sonbahardaki grip aşılarının önemini anlatmaya çalışıyorduk.
Pandemi aşı için hem medyanın hem toplumun bir sınavı oldu. O süreçte
doğrular anlatılmaya çalışıldı ama bazı ifadeler direkt olarak toplumda yanlış
algıya neden oldu. Yani gazetecilikte neyi nasıl anlattığınız çok önemli” dedi.
“Manipülatif haberlere karşı dikkatli olunmalı”
Doğru ve güvenilir kaynağı seçme kaygısının hem gazeteci için hem de habere
ulaşmak isteyen okuyucu açısından önemli olduğunu vurgulayan Şahin,
“Manipülasyon çağındayız. Bu her şey için geçerli. Hayatımızın her alanında
manipülasyona maruz kalıyoruz. Bu haber verme şeklinde de böyle. Bu
manipülasyona gelmemeye ve ona karşı kendimizi korumamız lazım. Gazeteciler
olarak kaynak seçimi konusunda dikkatli olmalıyız. O haberi takip eden
okuyucular ve toplum olarak da bu tip haberlere karşı ayıklama yapılması
gerektiğini düşünüyorum. Bilim dışı söylemlerin her zaman daha çok ilgi
çektiğini, daha çok paylaşıldığını, onu düzeltmenin yeni bir bilgi vermekten
çok daha zor olduğunu söylememiz lazım” dedi..