Yapay zekâ (AI) ,
eğitimden sağlık hizmetlerine kadar birçok sektörde hızla ilerliyor. Yapay
zekânın insan duygularını anlama, açıklama ve ruhsal rahatsızlıkları tedavi
sürecinde etkin rol oynayıp oynayamayacağı ise merak konusu. Arş. Gör. Psikolog
Deniz Mısra Gürol, psikolojik desteğe erişimi olmayanlar için belirli bir
boşluğu doldurabilecek yapay zekânın tek başına yeterli olamayacağını belirtti.
Son zamanlarda yapay zekânın sınırları hakkında sorulan
sorular gündemden düşmüyor. ‘’Yapay zekâ insan psikologların, psikiyatristlerin
ve diğer ruh sağlığı uzmanlarının yerini alabilecek potansiyele sahip mi?’’
sorusunu İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), İktisadi, İdari ve Sosyal
Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Psikolog Deniz Mısra Gürol
yanıtladı.
“Psikolojik desteğe erişimi olmayanlar
için belirli bir boşluğu doldurabilir”
Psikolog Deniz Mısra Gürol, Chatbotların verilen bir dizi komut sayesinde insan
konuşmasını simüle eden yazılım uygulamaları olduğunu belirtti. “Chatbotlar
hastalarla konuşarak, onlara deneyimleri ve duyguları hakkında sorular sorup
sanal bir terapist gibi hareket edebilir. Hatta danışanlar ile konuşmak dışında
onlara yapabilecekleri egzersiz önerileri bile sunabilir. Bu uygulamalar,
kaliteli psikolojik desteğe erişimi olmayanlar için belirli bir boşluğu
doldurabilir” dedi.
“Yalnızlık bir halk
sağlığı krizi”
Arş. Gör. Deniz Mısra Gürol, birçok psikoterapistin, yerlerinin robot
terapistler tarafından doldurulacağına dair bir endişe yaşandığını belirterek
“U.S. Surgeon General, yalnızlığın bir halk sağlığı krizi olduğunu ilan
ettiğinde, bir bilgisayarla sohbet etmenin bu ihtiyacı karşılayamayacağını
açıkça ortaya koymuştur. Araştırmalar da gösteriyor ki psikoterapi, her
danışanı kendi içinde değerlendirmelidir ve tedavi sadece belirli teknikleri
kullanarak iyileştirmeye indirgenemez. Tedavi teknikleri haricinde empatik bağ
kurabilme ve terapötik ilişki geliştirme gibi insana dair özellikler, başarılı
tedavinin yapı taşlarıdır” ifadelerini kullandı.
“Yapay zekâ tüm
kaynaklara erişim sağlayabilir”
Psikoterapistlerin tedavilerde faydalandığı binlerce kaynak olduğunu belirten
Gürol, “Bunlar genellikle makaleler, terapi ekolleri, davranışsal egzersizler
ve kitaplar olabilir. Yapay zekâ, bütün bu kaynakları akademisyenlere veya
psikoterapistlere göre çok daha hızlı bir şekilde sindirebilme özelliğine
sahiptir ve oluşturulan veri tabanı sayesinde danışanlar ile psikoterapi seansı
yapabilir.” dedi.
“Yapay zekâ terapötik
ittifak kuramaz”
Psikolog Deniz Mısra Gürol, “Araştırmalara göre başarılı bir tedavinin sırrı
hem özel hem de genel faktörlere bağlıdır. Özel faktörler, psikoloji biliminin
farklı teorilerinden ve uygulamalarından oluşan belirli teknikleri kapsar.
Örneğin; terapide konulan hedefe yönelik ödevler verilmesi gibi. Genel
faktörler ise terapötik değişkenlerle ilgilidir diyebiliriz. Bunlar; bağ
kurabilme, empatik yaklaşma, etkili dinleme ve terapiden beklentilerdir. Genel
faktörler daha çok kişiye özeldir ve içinde yapay zekânın erişemeyeceği insani
özellikleri barındırır. Yapılan araştırmalar, genel faktörlerin ağırlıklı
olarak tedavinin etkililiğini belirlediğini savunmaktadır. Genel faktörler,
danışanın biricik olduğunu ve kendi içinde bir tedavi süreci olduğunu vurgular,
dolayısıyla otomatikleşmiş bir psikoterapinin uzun vadede her vakada işe
yaraması mümkün değildir” dedi. Çok başarılı bir tedavi metodu veya nefes
egzersizi gibi etkili olabilecek bir müdahalenin terapötik bağ ve güven
ilişkisi olmadan uygulanmasının etkili olamayacağına dikkat çeken Gürol, etkili
dinleyen ve empatik yaklaşabilen iyi eğitimli bir terapistin de doğru tedavi
planını çıkarmadan ve doğru teknikleri kullanmadan başarı sağlayamayacağını
belirtti.
Başarılı bir terapi
sürecinde güven ön plandadır
Terapide en önemli konulardan biri de danışan gizliliğidir. Terapi odasında
danışanlar, kendilerine dair özel konuları terapist ile güvenli bir bağ
kurduklarında paylaşabiliyorlar. Terapistler gizlilik ilkesine bağlı olarak
çalışmakla yükümlüdür, dolayısıyla çevrim içi bir ortamda özel konuların açıkça
konuşuluyor olması danışanı rahat ve güvende hissettirmeyebilir. Arş. Gör.
Deniz Mısra Gürol, terapide konuşulan konuların veri tabanında kalıcı olup
olmadığına dair danışanların aklında bir soru işareti oluşacağına dikkat
çekerek “Yapılan araştırmalar, bazı insanların gerçek bir terapistle konuşurken
daha utangaç olabileceklerini ve bir robotla konuşurken daha rahat olabileceklerini
de vurgulamıştır. Bireyler, ruh sağlığı desteği alırken hem yapay zekânın hem
de insan terapistlerin güçlü yönlerini ve sınırlamalarını gözlemleyerek
bilinçli bir tercih yapabilirler” ifadelerini kullandı.