Migrenin kadınlık hormonu östrojen ile ilişkili olduğundan
kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü vurgulayan Nöroloji Uzmanı Uzm.
Dr. Celal Şalçini, “Migren ataklarını stres, soğuk ve lodos,
menstrüasyon, uykusuzluk, açlık, bazı yiyecekler ve içecekler (çikolata, peynir,
yağlı yiyecekler, fındık, salam, sosis, alkol), sıklıkla tetikleyebilir.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migren hakkında bilgi vererek,
tedavisini anlattı.
Migrenin; genelde şiddetli, sıklığı, ağrı bölgesi ve devam
etme süresi değişken olan bir baş ağrısı tipi olduğunu kaydeden Uzm. Dr.
Celal Şalçini, “Sıklıkla bulantı, kusma eşlik eder. Ataklar esnasında
hastaların bir kısmı sesten ve ışıktan rahatsız olabilir. Gerilim tipi baş
ağrısından sonra görülen en sık baş ağrısıdır. Ayrıca gerilim tipi baş ağrısına
sıklıkla eşlik eder.” dedi.
Migren kadınlarda
erkeklere göre daha sık görülüyor
Migrenin kadınlık hormonu östrojen ile ilişkili olduğundan
kadınlarda erkeklere göre daha sık görüldüğünü vurgulayan Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Bundan ötürü özellikle
menstrüel dönemde bazı hastalarda var olan ağrıların şiddetlenmesi, bazı
hastalarda da tam tersi olarak azalması görülüyor. Sıklıkla yarım baş ağrısı
şeklinde oluyor. Şiddeti, ağrı süresi ve ağrının bölgesi bireyden bireye
değişkenlik gösterebildiği gibi aynı bireyde de zaman zaman farklıklar
gösterebilir.
Migren atakları en
fazla 3 gün sürüyor
Ataklarının en fazla üç gün sürdüğünü dile getiren Uzm. Dr.
Celal Şalçini, “Nörolojik veya mide-bağırsak sistemi ile ilgili sorunlar
eşlik edebilir. Atak öncesine ‘aura’ dediğimiz 5-20 dakikada gelişen ve 60
dakikada sürebilen nörolojik belirtiler olabilir. Her zaman görülmeyen bu
belirtiler basit ışık çakmaları, noktalanmalar, geometrik şekiller ve karanlık
alan gibi sıklıkla görme ile ilgili belirtilerdir. Bazı hastalar ağrı
başlamadan önce algılamada azalma, huzursuzluk, esneme, tatlı yiyeceklere
düşkünlük gibi uyarıcı belirtiler yaşayabilirler.” diye konuştu.
Lodos da çikolata da,
stres de tetikliyor
Migren ataklarının bazı faktörlerden tetiklenebildiğini de
ifade eden Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Bunlar; stres, dıştan gelen parlak
uyarılar, soğuk ve lodos, başa gelen ani travma ve sarsıntılar, menstrüasyon, uykusuzluk,
açlık, bazı yiyecekler ve içecekler (sıklıkla çikolata, peynir, yağlı
yiyecekler, fındık, salam, sosis, alkol v.s.), egzersiz, doğum kontrol hapları,
soğuk gıdalar, bazı damar genişletici ilaçlar, yükseklik ve birçok
sayamadığımız etkenler sıklıkla migren atağını tetikleyebilir.” dedi.
Mutlaka bir doktor
tarafından tanı konulmalı
Birçok tetikleyici faktör olabileceğinden hastaların bu
tetikleyici faktörleri erken dönemde tanıması ve olabildiğince uzak durması
gerektiğinin önemine vurgu yapan Uzm. Dr. Celal Şalçini, “Baş ağrısı başka
bir hastalığın belirtisi olabildiğinden ve çalışan bireylerde ciddi iş gücü
kaybına yol açtığından mutlaka bir doktor tarafından tanı konulması, takip ve
tedavi edilmesi gereklidir. Bu nedenle baş ağrısı hastalarının doktor
muayenesinden geçmesi ve gerekli görüldüğü takdirde bazı görüntüleme ve
laboratuvar tetkiklerinin yapılması tedavinin başarısı açısından önemlidir.” şeklinde
konuştu.
Migren botoksu dirençli
vakalarda başarılı oluyor
Migren tedavisi iki çeşit olduğunu kaydeden Uzm. Dr.
Celal Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı: “Birincisi; ataklar esnasında
kullanılan ilaçlarla atakları önlemek ve ikincisi; bizim ‘profilaksi’ dediğimiz
atak olsun olmasın her gün kullanacağı ilaçlarla atakların sıklığını ve
şiddetini azaltıcı ilaç başlamaktır. Bu tedaviler tek başına veya her ikisi
beraber uygulanabilir. Genelde atak tedavisinde en basit ağrı kesicilerden,
migrene özel ilaçlara kadar olan ilaçlar basamaklı bir şekilde başlanıyor. Profilaksi
amaçlı olarak genelde antidepresanlar, bazı hipertansiyon veya nörolojik
ilaçlar kullanılmaktadır. Son zamanlarda tedaviye dirençli migren ataklarında
botulinum toksini veya diğer adıyla botoks kullanılabilmekte ve dirençli
vakalarda başarılı olduğu bilinmektedir.”